İçeriğe atla

Mîzân nedir?

Kavram TanımıTemel düzey22 görüntülenme8 kaynak
Kısa cevap

Mîzân, lugatte 'tartı, ölçü, terazi' anlamına gelir ve tasavvufta üç ana mertebede tezahür eder. İlk olarak, kıyamet günü amellerin tartılacağı zâhirî bir terazi olarak kabul edilir¹. İkinci olarak, kalbin Hak ile halk arasındaki denge hâlini ifade eden bâtınî bir mîzândır (K1-101, Rahmân 7-9). Üçüncü olarak ise, Hakk'ın kendisinin her şeyi tutan ve dengeleyen 'el-Adl' isminin bir tecellîsi olarak mârifet mîzânıdır. Sâlik için mîzân, her amelinde ve hâlinde kendisini Hak'ın hükmü mîzânına çekme idrâki olup, kalbin tahavvül ettikçe yeniden kurulan dengenin adıdır. Cennet ve cehennem de bir mîzân olarak kabul edilir ve şeriat mertebesinde yaşayanlara bir davettir²·³.

Detaylı cevap

Mîzân kavramı tasavvufta farklı katmanlarda ele alınır. Birinci kademe, akâidî mîzândır ki, âhirette amellerin tartılması, hasenât ile seyyiâtın muvâzenesi olarak anlaşılır. Bu kademede mîzân, Enbiyâ Sûresi 47. ayetinde belirtildiği gibi, somut bir tartıdır. İkinci kademe, ahlâkî mîzândır; insanın kendi nefsini muhâsebeye çekmesi, Haşr Sûresi 18. ayetindeki emrin yaşanmasıdır. Bu, sâlikin günlük muhâsebe pratiğinin temelini oluşturur. Üçüncü kademe, vücudî mîzândır; Rahmân Sûresi 7-9. ayetlerinde belirtildiği üzere, kâinatın bizzat bir denge üzerinde kurulu olduğunu ifade eder. Her zerre, Hak'ın 'el-Adl' isminin tecellîsiyle yerli yerinde durur; mîzân vücudun kendisidir. Bu âlem-i şehâdette mîzân, şeriat hükmüdür; şeriat dairesinde muamele etmek, ruhun ve nefsin hakkını vererek itidal dairesinde kalmaktır⁴.

Dördüncü kademe, mârifet mîzânıdır; sâlikin kalbinin Hak'la perdesizleştiğinde, her hâlin ve her zuhûrun Hak'ın bir 'tartı' tecellîsi olduğunu görmesidir. İnsân-ı kâmil, ilâhî ahlâk ile ahlâklanmış olup, kullar arasında ilâhî bir mîzân hâline gelmiştir⁵·⁶. Cenâb-ı Hakk'ın mîzânı koyması, cennet ve cehennemin de bir mîzân olması, şeriat mertebesinde yaşayanlara bir davet ve haksızlık ile taşkınlıktan kaçınmak için bir uyarıdır²·³. Mîzânın dili, orta yol ve itidaldir; terazinin dili ortada durduğunda eşya ile dirhem dengeye gelir ve iki tarafın hakkı birbirine geçmez⁴. Belâ ve mihnetler de bir mihek ve mîzân olarak Hak Teâlâ tarafından vaz' olunmuştur ki, cesur olanlar korkaklardan ayrılsın ve Hak muvâcehesinde saâdet ve şekâvet hakkında hüccet-i bâliğa sâbit olsun⁷. Mîzânın zuhur yeri Ulûhiyet hakîkatini ifade eder ve Ahadiyyetin mîzânsızlığından mîzânı zuhura çıkararak tartı ve ölçünün faaliyete geçmesinin temsilcisidir⁸.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1K1-101,Mîzân
  2. 2Mutaffifîn Sûresi, s. 19“Allah-u Teâlâ mizanı koydu: Cennet ve cehennem de bir mizandır. Bu ayet-i kerime şeriat mertebesinde yaşayanlara bir davettir.”Oku
  3. 3Er-Rahmân, s. 26“Allah-u Teala mizanı koydu: Cennet ve cehennem de bir mizandır. Bu ayet-i kerime şeriat mertebesinde yaşayanlara bir davettir. Haksızlık ve taşkınlık edip “bütü”Oku
  4. 4Mesnevî Cilt 9 · Beyit 1521 (s. 495)“Yüce Allah mizana delil verdi; uyanık ol, “Kur'an'dan Rahman Suresi'ni oku!” “Göğü yükseltti ve ölçüde tecavüz etmesinler diye mizanı koydu; ve tartıyı adaletle”Oku
  5. 5Ahzâb Sûresi, s. 153“Sen ahlâk-ı ilâhiyye ile mütehallık olup, kullar arasında bir mîzân-ı ilâhî olmuş bir insân-ı kâmilsin. Belki her mîzân-ı ilâhî olan insân-ı kâmilin, tarîk-ı ad”Oku
  6. 6Mesnevî Cilt 2 · Beyit 3590 (s. 447)“Sen ilâhî ahlâk ile ahlâklanmış olup, kullar arasında ilâhî bir mîzân olmuş bir insân-ı kâmilsin. Belki ilâhî mîzân olan her insân-ı kâmilin adâlet ve istikâmet”Oku
  7. 7Mesnevî Cilt 8 · Beyit 3013 (s. 359)“Ya'ni, “Mâdemki bu âlem-i süret ve kesâfetde belâ ve mihnet ve can korkusu mihek ve mizân olarak Hak Teâlâ tarafından vaz' buyuruldu. İşte bu mihek ve mizândan ”Oku
  8. 8Mutaffifîn Sûresi, s. 25“لْ devamında olan “Lâm” sembol harfi ise, (Mizanın-tartının) zuhur yeri olan Ulûhiyet hakîkatini ifade etmektedir. Ahadiyyetin mizansızlığını, “Lâm” ın üzerinde”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.