İçeriğe atla

Muhammed kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?

Kitap Soruları1 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufta Muhammed kavramı, ilâhî varlığın farklı zuhur mertebelerini ve kâinatın yaratılışındaki temel hakîkati ifâde eden çok katmanlı bir yapıdır. Bu kavram, Hz. Muhammed'in beşerî yönünden öte, ilâhî hakîkatin ilk tecellîsi ve âlemlerin varlık sebebi olan Hakîkat-i Muhammediyye'yi merkeze alır. "Muhammedü'l-Emîn" ilâhî varlığın beşeriyet yönünden zuhurunu, "Hazret-i Muhammed" rûhaniyet yönünden zuhurunu, "Hakîkat-i Muhammediyye" ise bütün âlemler mertebesinden zuhurunu temsil eder. Bu mertebeler, sâlikin kendi varlığındaki Hakîkat-i Muhammediyye tecellîsini idrâk etmesi ve bu idrâk ile âlemleri dolaşması gerektiğine işâret eder. Muhammed isminin ebced değeri olan 13, Ahadiyyetü'l-Ahmediyye mertebesinin en üst sınırı olarak kabul edilirken, 14 ise Nûr-ı Muhammedî'nin bütün mertebelerde mevcut oluşunu ve kapsayıcılığını gösterir.

Detaylı cevap

Muhammed kavramı tasavvufta, Hz. Muhammed'in şahsında tecellî eden ilâhî hakîkatin farklı zuhur mertebeleri üzerinden işlenir. Bu mertebeler, sâlikin mânevî yolculuğunda idrâk etmesi gereken hakîkatleri temsil eder.

1. Muhammedü'l-Emîn: Bu mertebe, ilâhî varlığın beşeriyet yönünden zuhurunu ifâde eder. Hz. Muhammed'in nübüvvetinden önceki hâlini, güvenilirliğini ve insanî kemâlâtını simgeler. Sâlik için bu, kendi beşerî varlığında emînliği, doğru yolu ve Hak'tan gelen emaneti taşıma sorumluluğunu idrâk etme aşamasıdır. Kaynakta belirtildiği üzere, Cibrîl-i Emîn'in Muhammedü'l-Emîn'e "İkra" demesiyle nübüvvetin başlaması, bu mertebenin önemini vurgular. Burada dört emînlik bir aradadır: kaynak emîn (Allah), getiren emîn (Cibrîl), gelen yer emîn (Hz. Muhammed), getirilen emîn (vahiy).

2. Hazret-i Muhammed: Bu mertebe, ilâhî varlığın rûhaniyet yönünden zuhurunu, yani nübüvvetin başlangıcını ve Hz. Muhammed'in peygamberlik vasfını temsil eder. Bu aşamada, beşerî yön rûhânî bir kemâlâtla birleşir ve ilâhî mesajın taşıyıcısı olur. Sâlik için bu, kendi rûhânî potansiyelini keşfetme ve ilâhî hakîkatlere açılma sürecidir.

3. Hakîkat-i Muhammediyye: Bu, ilâhî varlığın bütün âlemler mertebesinden zuhurudur ve tasavvufun en temel kavramlarından biridir. Kâinatın yaratılış sebebi, ilk tecellî ve akl-ı evvel olarak kabul edilir. Hz. Muhammed'in fizikî varlığından öte, bütün varoluşu kuşatan ilâhî bir nûru ve hakîkati temsil eder. Kaynakta "bütün âlemlerin zuhuru, Hakikat-i Muhammed" denilerek bu kapsayıcılık vurgulanır. Sâlikin kendi varlığında bu Hakîkat-i Muhammediyye tecellîsini idrâk etmesi, "Muhammed teknesiyle âlemleri dolaşması" gerektiği belirtilir. Bu mertebe, "Ahad" ismine bir "mim" ilavesiyle "Ahmed" oluşuyla da ilişkilendirilir.

4. Hakîkat-i Ahadiyyetü'l-Ahmediyye: Bu, Hakîkat-i Muhammediyye'nin en üst mertebesi olup, ilâhî birliğin (Ahadiyyet) Ahmed isminde tecellî etmesidir. Bu mertebe, sayısal olarak 13 ile ifâde edilir ve üzerinde başka bir mertebe olmadığı belirtilir. Bu, Hak'ın kendi zâtından zâtına olan ilk tecellîsi, bölünmez bir bütünlüğün tekliği ve ilmî bir şuurlanmadır. Sâlik için bu, varlığın en derin birliğini ve ilâhî zâtın tecellîsini idrâk etme makamıdır.

5. Nûr-ı Deryâ-yı Muhammediyye: Bu, bütün âlemlerde her bir zerrede zuhurda olan nur deryasıdır. Bütün âlemlerin bu nur ile zuhura çıkıp görüntüye geldiği ifâde edilir. Sayısal olarak 14 ile temsil edilir, çünkü 13'ün üstünde bir makam olmamasına rağmen, bu nur bütün mertebelerde yürürlükte olduğundan ve hepsini kapsadığından bu şekilde belirtilmiştir. Bu, sâlikin varoluşun her zerresinde ilâhî nuru müşahede etmesi ve bu nurun kapsayıcılığını idrâk etmesidir.

Muhammed ismindeki harflerin mânâları da tasavvufî bir derinliğe sahiptir: "Mim"ler Muhammedi hakîkatleri, "Ha" hakîkat-i ilâhiyyeyi, "Dal" ise Hakk yolunun yegâne yakînlik delilini ifâde eder. "Hamd" kelimesinin özü olan Muhammed ismi, şeriatta şükür, tarikatta övgü, hakîkatte O'nun övgüsüyle hamd ve mârifette Makam-ı Mahmud'a erişme gibi dört mertebeyi bünyesinde toplar. Bu mertebeler, sâlikin mânevî gelişimindeki aşamaları ve Hak'ka ulaşma yolundaki ilerlemesini gösterir.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.59vasfının özelliklerini iyi anlamaktan geçmektedir. Böyle yaklaşırsak belki biraz bizler de onu tanımış oluruz. “Muhammedül Emin” ilâhî varlığın beşeriyet yönündOku
  2. 2Kaynak · s.17de belirttiğimiz gibi bütün zuhurları (13) tür. 9 “ İz- -T-B- ” Kûr’ân’da (Muhammed) kelimesi (4) yerde geçmektedir. (3/14) (33/40) (47/2) (48/29) Görüldüğü gibOku
  3. 3Kaynak · s.1Kur’ân-ı Kerîm de yolculuk Terzi Baba Necdet Ardıç İ’şari Te’vil ve Tefsiri Muhammed Sûresi. Murat Derûni (251-47-28) NECDET ARDIÇ İRFAN SOFRASI TASAVVUF SERİSİOku
  4. 4Kaynak · s.73olduğum halde Allah'a davet ederim." (Yusuf, 12/108) buyurulduğuna göre Allah yolundan sapmak Muhammed (s.a.v)'in getirdiği doğru yoldan yüz çevirmektir. (ElmalOku
  5. 5Kaynak · s.5bakma sola, sağa. Bütün âlemlerin zuhuru, Hakikat-i Muhammed. (s.a.v.) İnsân âlemde Hakk’ın aynası. Belki mubalâğa, görünen aynısı. Bu Hakk’ın zatına hep çağrısOku
  6. 6Kaynak · s.39bunu idrak etmeyen kimse “heze beşer” dir. Hazret değildir. Yani heze insan değildir, heze beşerdir. Heze, bu demektir. Yani onun mutlakıyyetini ifade etmekte, Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.