Mü'min (Ğâfir) Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
Bu kitapta sâlikin günlük hayatına yönelik irfânî dersler, mertebeler arası idrâk farklılıkları, nefs terbiyesi ve zikir uygulamaları üzerinden açıklanmaktadır. Sâlik, her mertebede yeni bir hâl alarak idrâkini dönüştürmeli, tek bir mertebede takılı kalmamalıdır. Nefs-i Sâfiye mertebesinde beşerî varlıktan soyunma, yokluk ve hiçlik ahlâkını benimseme esastır. Bu, dünyadan uzaklaşma ve ebedî âleme intibak etme başlangıcıdır. Mürşidin himmetiyle, sâlikin bulunduğu mertebeden bir ileriye geçmesi için gerekli bilgi ve müşâhedeye ulaşması sağlanır. Tevhid bilinci, Kelime-i Tevhid zikriyle gönülden yaşanarak hayata bakış açısını değiştirir ve Hakk'ın varlığını her şeyde müşahede etme gayretini doğurur. Bu süreçte zikirler, sâlikin vehmî yorumları ortadan kaldırmasına ve Hakk'ın varlığıyla kâim olduğunu anlamasına yardımcı olur.
Detaylı cevap
Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, öncelikle mertebeler arası idrâk farkındalığı ile başlar. Kitap, insanların Hakk'ın varlığından ibaret olduğunu idrâk eden kişi ile nefs-i emmâresiyle yaşayan kişi arasındaki farkı vurgular. Sâlik, mertebesi değiştikçe idrâkinin de dönüşmesi gerektiğini anlamalıdır. Tek bir mertebede takılı kalmak, bilgiyi yanlış tatbik etmeye yol açar. Bu, "düşündüğü her şey Hakk, ben de Hakk'ım, onlar Hakk olduğu gibi, ben de dilediğimi yaparım" gibi yanlış bir anlayışa düşmemek için önemlidir. Zira bu tür idrâkler fiiliyatta tatbik edilecek şeyler değil, idrâkte anlaşılacak hakikatlerdir. Bu sebeple, sâlikin her zümrenin hâli itibarıyla şeriat-ı Muhammediyye'ye uyması zaruridir. İrfânî yükseliş gönülde ve idrâkte gerçekleşir, surette bir değişiklik olmaz. Beşinci mertebeye gelen bir kişi, diğer insanlardan üstün bir yaşam sürmez; herkes dünya şartlarına tabidir. Hatta peygamberler bile fiziksel açıdan aynı şartlara tabidir ve ızdırapları daha fazla olabilir.
İkinci önemli ders, Nefs-i Sâfiye mertebesinin yaşantısıdır. Bu mertebede sâlik, beşerî varlığından tamamen soyunmuş, ahlâkı yokluk, hiçlik ve yorumsuzluk hâline gelmiştir. Renksizlik, kayıtsızlık ve dünyadan uzaklaşma bu hâlin belirgin özellikleridir. Sâlik, kendini gerçek hüviyetiyle başka bir mânâda, başka bir âlemde bulur ve geçici dünya şartlarından kurtulup ebedî âleme intibak etmeye başlar. Bu mertebenin zikri "Ya KAHHAR"dır ve bu zikirle varlık hakkındaki hayalî ve vehmî yorumlar ortadan kaldırılmaya çalışılır. Bu mertebede seyrini tamamlayanlar, gerçek mânâda Tevhid'e, yani varlıktaki mutlak birliğe ulaşabilirler.
Üçüncü ders, mürşidin himmetinin önemidir. Sâlikin bulunduğu mertebeden bir ileriye geçebilmesi için o mertebenin bilgi ve müşâhedesine ihtiyacı vardır. Mürşid, sâlike geçeceği yolları açık veya gizli bir ifadeyle işaret ederek, onu yukarıya doğru yöneltir. Bu, irşat olarak adlandırılır.
Dördüncü ders ise zikir ve tevhid bilincinin geliştirilmesidir. Sâlik, Kelime-i Tevhid zikriyle yola çıkarak, daha önce lisanen söylediği Tevhid'i gönülden ve muhabbetle söylemeye, açılımlarını düşünerek anlamaya gayret eder. Bu sayede hayata bakışı değişir ve birlik bilinci kendini göstermeye başlar. "Ya ALLAH" zikriyle Hakk'ın varlığı bilinci tefekkür edilir, "Ya HU" zikriyle her yerde O'nu görmeye çalışılır, "Ya HAK" zikriyle her şeyde Hakk müşahede edilmeye çalışılır, "Ya HAY" zikriyle kendi de gerçek hayat sahibi olmaya çalışılır ve "Ya KAYYUM" zikriyle bütün âlemin Hakk'ın varlığıyla kâim olduğu anlaşılmaya çalışılır. Bu zikirler, sâlikin irfânî yolculuğunda önemli birer araçtır.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.73“mertebelerinde yaşıyorlar. Orası onlar için gerçek, geçerlidir. Ama seyrini yukarıya doğru sürdürmeye başlayan kişinin onlara yukardan bakışı bu anlayıştır. Ve ”Oku
- 2Kaynak · s.77“ne güzel açıklık getirmiştir. Kendi Nefs-lerin den ölenler, HAKK’ın varlığı ile dirilirler ki işte bu gerçek yaşamdır. Ondan sonra artık o kimesler ölmezler. Bi”Oku
- 3Kaynak · s.59“tabiri câizse İlâh-î varlığın mostrosudur yani göz önüne getirmiş olduğu sûretidir, şeklidir, numunesidir, eğer biz bu hakikatimizi idrak etmezde kendimizi ayrı”Oku
- 4Kaynak · s.25“incelikleri iyi anla! Hak Teâlâ hazretleri kâmillerin lisâniyle hakkı söyler, yani kamilin lisanından Hakk’ı söyler hani “ben kulumu sevdiğim zaman onun elinde ”Oku
- 5Kaynak · s.191“toplanan ilim. (Gönülden Esintiler) 1. Necdet Divanı: 2. Hacc Divanı: 3. İrfan Mektebi, Hakk Yolu’nun Seyr defteri: 4. Lübb’ül Lübb Özün Özü, (Osmanlıca’dan çev”Oku
- 6Kaynak · s.179“gerekir. Arif, Arifibillah ve Kamil İnsan mertebesinde olanlar fenafillah, bakabillah ve bunları cem ederek Hakk’ı zikr eder hatırlatırlar. “nuriyenneke” sana g”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Zümer kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mümtehine kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.