İçeriğe atla

Nâsût kavramında dış-anlam ile iç-anlam farkı nedir?

Kavram TanımıTemel düzey1 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Nâsût kavramında dış-anlam, insanın maddî ve cismânî varlığını, yani beşeriyet mertebesini ifade ederken; iç-anlam ise bu maddî bedenin Hakk'ın mutlak güzelliğinden yansıyan bir parlaklık taşıdığını ve üst mertebelerin (lâhût, ceberût, melekût, misâl) bütün ahkâmını câmi olduğunu belirtir. Dıştan bakıldığında bir gübre yığını gibi görünen beden, içsel olarak Hakikat ve ma'rifet gülistanını barındırır ve beş dış duyu (havâss-ı hamse-i zâhire) ile renk ve koku âlemine yönelirken, beş iç duyu (havâss-ı hamse-i bâtıne) ile sırra ve anlama ilişkindir¹·². Bu durum, nâsûtun hem sınırlı ve görünür dünyaya bakan vechesini hem de esmâî tecellîlerin bütününe açık, açılabilir bir mahiyete sahip olduğunu gösterir.

Detaylı cevap

Nâsût, tasavvufta vücud mertebelerinin en alt halkası olup, insanın maddî ve cismânî varlığını temsil eden "insânlık âlemi" veya "beşeriyet mertebesi"dir. Bu mertebenin dış-anlamı, insanın fiziksel bedeninin sınırlılığını ve dünyevîliğini vurgular. Mesnevî-i Şerîf'te belirtildiği üzere, dıştan nurlu ve parlak görünen bir bedenin içi, duman gibi kapkara veya bir gübre yığını gibidir¹. Bu, nâsûtun mahdûdiyetini, yani mekân ve zaman içinde sınırlı oluşunu ifade eder. İnsan bedeni, dört rükün (esas unsur) ve onlardan oluşan cisim ile beş dış duyusu (havâss-ı hamse-i zâhire) aracılığıyla renk ve koku âlemine, yani dış dünyaya yönelir².

Nâsûtun iç-anlamı ise, bu maddî bedenin taşıdığı derin hakikatlere ve ilâhî tecellîlere işaret eder. Dıştan bir gübre yığını gibi görünen bedenin dışı, Hakk'ın mutlak güzelliğinden yansıyan bir parlaklıktır¹. Nâsût mertebesindeki insan, üst mertebelerin (lâhût, ceberût, melekût, misâl) bütün ahkâmının câmiidir. Bu, nâsûtun münteşiriyyetini, yani esmâî tecellîlerin bütününe açık ve "açılabilir" oluşunu gösterir. İnsanın iç âlemi, Hakikat ve ma'rifet gülistanını barındırır ve beş iç duyusu (havâss-ı hamse-i bâtıne) ile sırra ve anlama ilişkindir². Mutlak varlık, dış âlemde mevcut olduğu gibi iç âlemde de mevcuttur ve nefsin toplu olarak bilinmesi, Hakk'ın toplu olarak bilinmesini gerektirir³. Bu bağlamda, "Nefsini bilen kimse muhakkak Rabb'ini bildi" hadîsi, nâsûtun içsel derinliğine ve ma'rifetullah yolundaki önemine vurgu yapar³.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1C.11 · s.1177
  2. 2C.12 · s.1993
  3. 3Kelime-i Nûhiyye · s.103Çünkü mutlak varlık, nasıl ki dış âlemde mevcut ise, iç âlemde de öylece mevcuttur. Nitekim Hakîm-i Senâî hazretleri bu anlama işaret ederek buyururlar: Yani neOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.