İçeriğe atla

Nefs-i Emmâre'nin üç açılım dili (lugat / akâid / mârifet) nasıldır?

Kavram MekanizmasıOrta düzey0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Nefs-i Emmâre'nin üç açılım dili şöyledir: Lugat dilinde "kötülüğü emreden nefs" anlamına gelir ve Yûsuf Sûresi'nin 53. âyetinde geçen "innen-nefse le-emmâretün bi's-sû'" ifadesiyle temelini bulur. Akâid dilinde, tasavvufî sülûkun yedi nefs mertebesinin ilkidir ve şehvet, gazab, kibir, hırs gibi süflî temayüllerin hâkim olduğu bir hâli ifade eder. Bu mertebede sâlikin zâhirî ibadetlerle yetinmesi ve mürşid-i kâmile teslim olması gerekir. Mârifet dilinde ise, sâlikin kendi benliğindeki geçici "azîz ve mâlik" sıfatlarını Hakk'tan bağımsız olarak kullanma eğilimini temsil eder; bu, tezkiye edilmesi gereken süflî yapının başlangıç noktasıdır ve "Lâ ilâhe illallah" zikriyle idrâk edilmeye çalışılır.

Detaylı cevap

Tasavvufî kavramların anlaşılmasında üç dil esastır: lugat, akâid ve mârifet. Nefs-i Emmâre de bu üç dilde farklı katmanlarda idrâk edilir.

Lugat Dili: Nefs-i Emmâre, Arapça kökenli bir terkip olup, "kötülüğü emreden nefs" anlamına gelir. Bu tanım, Yûsuf Sûresi'nin 53. âyetinde geçen "innen-nefse le-emmâretün bi's-sû' illâ mâ rahime rabbî" (nefs kötülüğü emredicidir, ancak Rabbim'in rahmeti müstesnâ) ifadesine dayanır. Bu dil, kelimenin etimolojik kökenini ve herkesin paylaştığı zâhirî mânâsını ortaya koyar.

Akâid Dili: Tasavvufî sülûkun yedi nefs mertebesinin ilk basamağıdır. Bu mertebede sâlikin süflî yapısı, yani dünyaya ve hazlara yönelen vechesi hâkimdir. Şehvet, gazab, kibir, hırs, hased, riyâ ve tama' gibi kötü huylar bu mertebenin belirgin özellikleridir. Nefs-i Emmâre'nin aşılması için tevbe-i nasûh ve mürşid-i kâmile teslimiyet zaruridir. Bu mertebede ancak zâhirî ibadetlerin ve şer'î emirlerin tatbiki mümkündür; bâtınî hâller henüz mahcûbdur. Resulullah'a tabi olma sayesinde Nefs-i Emmâre'nin "kıyameti kopar" ve Nefs-i Levvâme dirilir¹.

Mârifet Dili: Nefs-i Emmâre, sâlikin kendi benliğindeki geçici "azîz ve mâlik" sıfatlarını Hakk'tan bağımsız olarak kullanma eğilimini ifade eder²·³. Bu, nefsin süflî yapısının, yani insanın hayvânî temayüllerinin merkezi olan kısmının tezkiye edilmesi gereken başlangıç noktasıdır. Bu mertebenin zikri "Lâ ilâhe illallah"tır ve idrâki, bu şuurla ileriye doğru gitmeye gayret etmektir⁴. "Nefsini bilen Rabb'ini bilir" hükmü gereği, bu mertebede kendi nefsinde bulunan rûbubiyyet hakikatlerini idrâk ederek Allah ism-i câmisini anlamaya çalışmak mârifet dilinin bir vechesidir⁵·⁶.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7 · s.1412Onlardan bazıları şudur ki, Resulullah'a tabi olma sayesinde, nefsin her bir mertebesinin peyderpey kıyametleri kopar; yani örneğin nefs-i emmâre'nin kıyameti kOku
  2. 2Bakara Dosyası · s.361Nefs-i emmâre’nin kendine tanıdığı geçici “azîz ve mâlik” sıfatlarının Hakk’sız nefsi kullanılışıdır. (11) İhtiyar zengin adam’ın malı: İhtiyar zengin adam’ın mOku
  3. 3Altı Peygamber (Cilt 4) · s.262Nefs-i emmâre’nin kendine tanıdığı geçici “azîz ve mâlik” sıfatlarının Hakk’sız nefsi kullanılışıdır. (11) İhtiyar zengin adam’ın malı: İhtiyar zengin adam’ın mOku
  4. 4Yehova Şahitleri ile Mülâkât · s.71Burada İrfan Mektebi kitabımızın “Nefsi Emmare” isimli birinci bölümünü aktaralım: “NEFS-İ EMMÂRE” Nefs-i Emmâreyi tanımağa çalışalım. NEFS-İ EMMÂRE’nin zikri. Oku
  5. 5Vahiy ve Cebrâîl · s.14“Nefsini bilen rabbını bilir” hükmüyle en geniş mâ-nâda kendi nefislerinde bulunan rûbubiyyet hakikatleri ile “rabb-ül erbabı” idrak ederek “Allah” ism-i câmisiOku
  6. 6Tesbih ve Zikir · s.69“Nefsini bilen rabbını bilir” hükmüyle en geniş mâ-nâda kendi nefislerinde bulunan rûbubiyyet hakikatleri ile “rabb-ül erbabı” idrak ederek “Allah” ism-i câmisiOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.