İçeriğe atla

Nefs-i Küllî hâli nasıl başlar, nasıl yerleşir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey6 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Nefs-i Küllî, tasavvuf mâverâsında kâinatın aslî nefsi ve akl-ı evvelin eşi olarak tezahür eden kevnî bir mertebedir. Bu mertebe, Hakk-ı Mutlak'ın fiil ve hareket kanalı olup, kâinatın küllî tezahürünü sağlar. İbn Arabî ve Cîlî sisteminde vâhidiyyet mertebesinde, akl-ı evvelden sonra gelir. Nefs-i Küllî'nin insandaki yansıması, Hicr 29'daki "ve nefahtu fîhi min rûhî" (ona kendi rûhumdan üfledim) ayetiyle temellendirilir; bu ayet, Hakk-ı Mutlak'ın ruhundan her insana üflemiş olmasını ifade eder¹. Küllî Nefs, bedene ilişmeden önce var olan her kimsenin yazgısına bilgili olandır². Bu durum, Nefs-i Küllî'nin bir başlangıçtan ziyade, varoluşun temel bir ilkesi ve her şeyin yazgısına vâkıf bir mertebe olduğunu gösterir.

Detaylı cevap

Nefs-i Küllî, tasavvufî vücud bahsinde kevnî bir mertebe olarak ele alınır ve akl-ı evvel ile birlikte kâinatın zuhur etmesini sağlar. Akl-ı evvel Hak'ın bilinmesi (vahy ve kelâm) kanalı iken, Nefs-i Küllî Hak'ın işleyişi (fiil ve hareket) kanalıdır. Klasik tabirle "akl-ı evvel ilm-i Hak'tır, nefs-i küllî kudret-i Hak'tır". Bu bağlamda, Nefs-i Küllî'nin bir "başlangıcı" veya "yerleşmesi" söz konusu değildir; zira o, varoluşun temel bir ilkesi ve Hak'ın kudretinin tezahür ettiği bir mertebedir. O, vâhidiyyet mertebesinin eylem yönüdür.

Küllî Nefs, bedene ilişmeden önce, var olan her kimsenin yazgısına (nakşına) bilgili olandır². Bu durum, onun varlıkların ana kaynağı olan sabit hakikatlerle ilişkisini gösterir. "İlk nefis"ten kasıt küllî nefistir ve levh-i mahfuzdan ibarettir. Küllî akıl (kalem), küllî nefis üzerine neyi akıtırsa, bu âlemde hemen ortaya çıkar ve küllî nefiste ancak sabit hakikatlerde belirlenmiş olan şey mevcut olur³.

İnsanlardaki yansıması ise, Cenâb-ı Hakk'ın kendi rûh-i küllisinden insana üflemesiyle gerçekleşir. Bu üfleme (nefha-i ilahiyye) ile insan ruhu, rûh-i küllî-i ilâhîden bir cüz gibi olur¹. Dolayısıyla, Nefs-i Küllî'nin insanda "yerleşmesi" veya "başlaması" değil, her insanın kendi nefsinin (nefs-i cüz'iyye) Nefs-i Küllî'nin bir parçası olması söz konusudur. Bu, panteistik bir önerme olmayıp, insanın nefsinin "Hak'tan üflenmiş" bir pay olduğunu ifade eder. Arşın üstünde Rahmân'dan başka bir şeyin olduğunu bilemediğimiz belirtilirken, Nefs-i Küllî için "Levh" tabiri kullanılmıştır ki, Levh Arş'ın fevkindedir⁴. Bu da Nefs-i Küllî'nin varoluşsal hiyerarşideki yüce konumunu vurgular.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1TB. Kelime-i Muhammediyye · s.132وَنَفَخْتُ فِيهِ مِنْ رُوحِى 15/29 kavlinde içinde mevcut olan nefs-i emri ızhar buyurdu. Yani insanın varlığında Cenab-ı Hakk nefha-i ilahiyesini vermesi suretOku
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3 · s.2054Küllî Nefs, kayıt altına alınmadan önce, var olan her kimsenin nakşına vâkıftır. 172. Nefs-i kül ayak bağlamazdan (cesede ilişmezden) evvel, var olan her kimsenOku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6 · s.572Nefs-i i evvel nefs-i i sâni üzerine sürdü. &10024; 3070. İlk nefis, ikinci nefis üzerine sürdü. &10024; 3070. İlk nefis, ikinci nefis üzerine sürdü. Balık baştOku
  4. 4Bürûc Sûresi · s.84Her nekadar cism-i küllî, ruhlar âlemini kapsamına almış ise de; ruh onun fevkindedir. Nefs-i küllî ise, onun fevkindedir. Şu da bir gerçektir ki: Arşın üstündeOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.