İçeriğe atla

Nefs-i Küllî kavramının irfânî tanımı, akâidî tanımından nasıl ayrılır?

Kavram TanımıTemel düzey23 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Nefs-i Küllî, tasavvuf mâverâsında kâinatın ruhu olarak tezahür eden, Akl-ı Evvel'in eşi olan kevnî bir mertebedir. İrfânî tanımda Nefs-i Küllî, Hakk-ı Mutlak'ın her yerde sâri olmasının ifadesi olup, tüm varlığın özü hükmündedir ve bu idrak, kişinin Rabb'ini bilmesine vesile olur¹. Akâidî tanım ise, Nefs-i Küllî'yi daha ziyade Levh olarak nitelendirir ve Arş'ın fevkinde bir mertebe olarak konumlandırır². Bu ayrım, irfânî yaklaşımın Hakk'ın varlığını içselleştirme ve özdeşleşme vurgusuna karşılık, akâidî yaklaşımın daha çok halk hiyerarşisi ve ilahi düzen içindeki yerini belirtmesinden kaynaklanır.

Detaylı cevap

Nefs-i Küllî, tasavvufî vücud bahsinde kevnî bir mertebe olup, Akl-ı Evvel ile birlikte kâinatın zuhurunu sağlar. İrfân ehli indinde nefs kelimesi, Allah'ın mutlak varlığının her yerde sâri olmasının ifadesidir ve Nefs-i Küllî, tüm varlığın özü hükmündedir¹. Bu irfânî bakış açısı, kişinin kendi nefsini bu şekilde bilmesiyle Rabb'ini bilmesine yol açar¹. Yani irfânî tanım, Nefs-i Küllî'yi Hakk'ın varlığının bir tezahürü ve insanın kendi özünde Hakk'ı idrak etmesinin bir yolu olarak görür. Nefs-i Küllî, bedene ilişmeden önce var olan her kimsenin yazgısına bilgili olandır³.

Akâidî tanım ise Nefs-i Küllî'yi daha çok halk hiyerarşisi içinde konumlandırır. Bu tanımda Nefs-i Küllî için "Levh" tabiri kullanılır ve Arş'ın fevkinde bir mertebe olarak kabul edilir². Bu yaklaşım, Nefs-i Küllî'yi ilahi düzenin bir parçası, belirli bir fonksiyonu olan bir halk edilmiş olarak ele alır. Akl-ı Evvel'in vahy ve kelâm kanalı olmasına karşılık, Nefs-i Küllî fiil ve hareket kanalıdır; Akl-ı Evvel Hakk'ın bilinmesini, Nefs-i Küllî ise Hakk'ın işleyişini sağlar. Akl-ı Küll ile Nefs-i Küll'ün müşterek faaliyet göstermelerinden (izdivacından) âlem-i ecsam, yani cisimler âlemi ortaya çıkar⁴. İrfânî tanım, Nefs-i Küllî'yi Hakk'ın zâtının bir yansıması olarak içsel bir idrak nesnesi yaparken, akâidî tanım onu kevnî bir prensip ve halkın bir unsuru olarak dışsal bir varlık olarak ele alır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Mir'at-ül İrfân ve Şerhi, s. 61“Nefs kelimesi genelde emmâre, levvâme vb. şeklinde terbiyeye muhtaç bir silsile olarak biliriz oysa nefs gerçek mânâda tüm varlığın özü hükmündendir ve o nefs d”Oku
  2. 2Bürûc Sûresi, s. 84“Her nekadar cism-i küllî, ruhlar âlemini kapsamına almış ise de; ruh onun fevkindedir. Nefs-i küllî ise, onun fevkindedir. Şu da bir gerçektir ki: Arşın üstünde”Oku
  3. 3Mesnevî Cilt 3 · Beyit 172 (s. 67)“Küllî Nefs, kayıt altına alınmadan önce, var olan her kimsenin nakşına vâkıftır. 172. Nefs-i kül ayak bağlamazdan (cesede ilişmezden) evvel, var olan her kimsen”Oku
  4. 4Vahiy ve Cebrâîl, s. 47“İşte bu iki âlemin yani “akl-ı kül” ile “nefs-i kül” ün müşterek faaliyyet göstermelerinden (izdivacından), gördüğü-müz bu “âlem-i ecsam” (cisimler âlemi), “zâh”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.