İçeriğe atla

Nübüvvet hâline ulaşmak için hangi nefs mertebesi aşılmalıdır?

Kavram MekanizmasıOrta düzey1 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Nübüvvet hâline ulaşmak için doğrudan bir nefs mertebesi aşılması gerektiği bilgisi verilen kaynaklarda açıkça belirtilmemektedir. Ancak, tasavvufî sülûkta nefs mertebelerinin aşılmasıyla manevi yükselişin gerçekleştiği ve "uluhiyyet mertebesi"nden "nübüvvet mertebesi"ne, oradan da "velayet mertebesi"ne lütfedilerek Kelime-i Tevhid'in beşeriyet âlemine yayıldığı ifade edilmektedir¹. Bu durum, nübüvvetin ilahi bir lütuf ve mertebe olduğunu, nefs mertebelerinin ise sâlikin kendi beşeri nefsini terbiye ederek enfüsi olarak kendini tanıması ve bulması halleri olduğunu göstermektedir². Dolayısıyla, nefs mertebeleri nübüvvet hâline doğrudan bir geçiş kapısı olmaktan ziyade, manevi olgunlaşma sürecinin bir parçasıdır.

Detaylı cevap

Tasavvufî anlayışta nefs mertebeleri, sâlikin manevi yolculuğunda katettiği aşamaları ifade eder. Bu mertebeler, Emmâre'den başlayıp Levvâme, Mülhime, Mutmainne, Râdıye, Mardiyye ve Sâfiye/Kâmile şeklinde sıralanır (K2-T3 — K2). Her bir nefs mertebesi, sâlikin beşeri nefsini terbiye ederek kendini tanıması ve bulması halleridir². Bu süreçte, bir alt mertebenin zulmeti aşılmadan üstteki hâl yaşanamaz (K2-T3 — K2). Örneğin, Nefs-i Emmâre'de şehvet, gazab, kibir gibi kötü huylar hâkimken, bu mertebenin aşılması tevbe-i nasûh ve mürşid-i kâmile teslimiyetle mümkündür (K2-T3 — K2). Nefs-i Mutmainne'ye ulaşıldığında ise kalp sâkinleşmiş, Hak'la huzura ermiş bir hâl söz konusudur (K1-530 — K1).

Nübüvvet mertebesi ise, bu nefs mertebelerinden farklı bir konumda ele alınmaktadır. Kaynaklar, nübüvvetin "uluhiyyet mertebesi"nden lütfedilen ilahi bir makam olduğunu belirtir¹. Hz. Şeyh'in (r.a.) nübüvvet mertebesinin gerektirdiği ilk ve son hâlleri açıkladığı, hatta velayet dairesi içinde özel bir rütbe olarak nübüvvetin kaldırılmasının bir tehdit olarak görüldüğü ifade edilir³. Bu durum, nübüvvetin beşeri nefs terbiyesiyle doğrudan elde edilen bir hâl değil, ilahi bir seçilim ve lütuf olduğunu gösterir. Davud (a.s.) örneğinde de velayet mertebesinden nübüvvet mertebesi hükümlerine geri dönüşten bahsedilmesi⁴, bu iki mertebenin farklı niteliklere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, nefs mertebeleri sâlikin manevi arınma ve yükselişini sağlarken, nübüvvet ilahi bir atama ve özel bir makam olarak değerlendirilmektedir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Tevhîd · s.483"İlâhlık mertebesi"nden nübüvvet (peygamberlik) mertebesine, nübüvvet mertebesinden velayet (Allah dostluğu) mertebesine, oradan da seyrü süluk (manevi yolculukOku
  2. 2Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri · s.26.” Bilindiği gibi “nefs” ismi verilen “Rabb’âni letafet” in (7) mertebesi vardır. ... Ve yine “nefs” isminin “İlâh-i letafet” olarak’ta mertebeleri vardır, bunlOku
  3. 3Kelime-i Üzeyriyye · s.167Çünkü bu durumda, velâyet dairesinin içinde, özel rütbe olan nübüvvet kalkacak ve yalnız velâyet mertebesi kalacaktı. Ve bir mertebenin kaldırılmasını içeren hiOku
  4. 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.1998Dâvud (a.s.) velâyet mertebesinden, nübüvvet mertebesi hükümlerine geri dönüp velâyetin gerektirdiği sözleri kısa kesti ve ağzını kapadı ve halvet yerine yöneldOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.