Nûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Tasavvufta "Nûr", ilâhî bir isim olup, Hakk'ın zâtına ait bir tecellî mertebesidir ve varlığın zuhur bulmasında merkezî bir rol oynar. Mutlak Hakk'ın vücûdu, zuhurlar itibariyle idrak olunur ve bu idrak "Nûr" ismiyle gerçekleşir. Nûr, zûlmetin zıddıdır; zûlmet kendi başına idrak olunamazken, Nûr kendisi vasıtasıyla idrak olunandır. Ancak hakiki Nûr, nispetlerden ve izafetlerden arınmış olması bakımından Hakk'ın zâtının aynıdır ve kendisi idrak olunamaz. Allah Teâlâ, varlıkları "adem zûlmeti"nden "vücûd Nûr"una çıkarmıştır. Nûr, Allah'ın isimlerinden zâtına ait bir isim olup, Nefes-i Rahmânî ile Rûh ve Nûr olarak âlemlere yayılmış ve her zerreye sirâyet etmiştir. Meleklerin ana kaynağı da Nûr'dur ve doğuş yerleri bu mertebedir.
Detaylı cevap
Nûr kavramı, tasavvufî sülûkta ve vücud mertebelerinde önemli bir yer tutar. İlk olarak, Rûbubiyyet (esma) mertebesinde "Nûr-u İlâhî" zuhura çıkmaya başlar. Bu mertebede, bütün esmâ-i ilâhiyyeler Nûr'dan birer elbise giyinip zûlmetten çıkarak belirginleşirler. Esmâ-i ilâhiyyelerin faaliyet sahalarına çıkabilmeleri için mutlak ve sonsuz bir güce ihtiyaçları vardır; bu güç, Cenâb-ı Hakk'ın kendi bünyelerinde ve dış âlemlerinde yarattığı "Nûr"dan kuvvetlerdir ki bunlara "melek" denir. Dolayısıyla meleklerin ana kaynağı Nûr ve doğuş yerleri bu mertebedir.
Nûr'un zâhirî tecellisi "kuvvet, aydınlanma ve ilim" olarak kendini gösterir. İlâhî ilimde var olan bütün A'yân-ı Sâbiteler, zûlmetten çıkıp Rûh'tan birer elbise giyerek Nûr âlemine ulaşırlar. Orada Nûr'dan bir elbise giyip daha belirgin hale gelirler, fakat henüz maddî araçları olmadığından zâhir âleme çıkamazlar. Bu varlıkların âlem-i şehâdete ulaşabilmeleri için bir ara geçiş âlemi olan "âlem-i misâl" mertebesi gereklidir. Nûr, mutlak misâl âleminin aslî sıfatıdır ve rü'yâda insanın hayâli üzerine yayılır.
Nûr, aynı zamanda "gören ruh"un bir vasfıdır. Gözle görülen şeylerin idraki, ışık almalarına bağlı olduğu gibi, görecek gözün varlığına da bağlıdır. Gören ruh, idrak edici olduğundan, dışarıdaki ışıktan daha üstündür. Bu sebeple "Nûr-ı aynım" (gözümün Nûru) gibi ifadeler kullanılır. İnsanın bir basarı (gözü) ve bir de basireti (idraki) vardır. Nûr, eşyanın hakikatini içinden aydınlatan ve görüntüye gelmesini sağlayan şeydir.
Kur'ân-ı Kerîm'deki Nûr Sûresi'nin 35. âyetinde geçen "Allah göklerin ve yerin Nûru'dur" ifadesi, Nûr'un zât mertebesi itibarıyla Allah'a ait olduğunu belirtir. Ayetteki "O'nun Nûrunun misâli" ile başlayan kısım ise, ef'âl âleminden bakıldığında bütün varlığın aynı sûrette olduğunu, özelde ise "İnsân-ı Kâmil"i tarif ettiğini ve teşbih yoluyla izah ettiğini gösterir. İnsân-ı Kâmil'in fizikî vücûdu, yoğunlaşmış Rûh ve Nûr'dan oluşan bir hücre veya kandillik gibidir; gönlü ise güçlü, aydınlıklı bir lâmba gibidir.
Nûr'un şiddeti, zuhur ve eşyanın kendisiyle zâhir olması itibarıyla mutlak olduğu halde, zât-ı ilâhiyyeden bir isim olması nedeniyle şiddetli zuhurundan gizli kalmıştır. "Adem - yokluk" zûlmet iken, "vücûd - varlık" Nûr'dur. Masivallah'ın hepsi zâtı için zûlmettedir; mevcudiyetleri ise Allah'ın varlığından zuhura gelir. Hakikaten Nûr-u Mutlak, Allah Sübhânehu ve Teâlâ'dır ve O'ndan başkasına "Nûr" denilmesi izâfîdir. Bu mertebeler sâlikin seyr-i sülûkunda bireysel hallerini terk ederek safiyetine doğru yol alması, nihayetinde kendi hakikatine ulaşmasıyla idrak edilir ki bu hakikat, Hakk'ın hakikatinden başka bir şey değildir.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Eser, s. 97“gördün mü?” diye sormuş, o da, “Nûrdur, nasıl göreyim?” veya, “Sadece bir nûr gördüm” cevabını vermiş. 29 Nûr ismi, lügatte güneşten, aydan, ateşten şu uzayda y”Oku
- 2Eser, s. 105“kalbimizi, gönlümüzü Nûruyla açsın. Amin. Mevzuumuzu daha iyi anlayabilmemiz için Füsûs-ül Hikem’den birkaç cümle alalım. Nûr, zûlmetin zıddıdır. Zûlmet, kendi ”Oku
- 3Eser, s. 115“hareket.” Nûr’un zahire tecellisi → “Kuvvet, aydınlanma ve ilim” oldu. İlâhi ilimde var olan bütün “a’yân-ı sabite” ler, zûlmet-ten çıkıp, “Rûh” tan birer elbis”Oku
- 4Eser, s. 103“içerisinde “bâ-tın” dan zahire çıkmasıdır. Maddeyi meydan getiren atomdan daha ilerisini, bu beşer idrakî içerisinde anlayıp, Nûr mertebesine ulaşmak çok zor ol”Oku
- 5Eser, s. 113“incimsi bir yıldızdır. Do-ğuya da, batıya da nispet edilmeyen kutlu bir ağaçtan, zeytinden tutuşturulur. Nerede ise yağı, kendisine bir ateş dokunmasa bile aydı”Oku
- 6Eser, s. 99“es-ma-i ilâhiyyeler nûrdan birer elbise giyinip zûlmetten çıkarak belirginleşmeye başladılar. Bu esma-i ilâhiyyelerin faaliyet sahalarına çıkabilme-leri için mu”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
- Zâriyât Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
- Mü'minûn kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Kamer Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.