İçeriğe atla

Nûr-u Muhammedî kavramı hangi durumlarda bozulur veya gizlenir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey0 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Nûr-u Muhammedî kavramının kendisi bozulmaz; ancak sâlikin Nûr-u Muhammedî'yi idrâk etme ve onunla irtibat kurma hâli, tasavvufî sülûkta üç temel sebeple gizlenir veya bozulur. Bu sebepler niyetin bozulması, şer'î edebin terk edilmesi ve gaflet ile ülfettir. Nûr-u Muhammedî, Hak'ın ilk yarattığı şey ve kâinatın manevî kaynağı olarak Hakîkat-i Muhammediyye'nin tezâhür ismidir¹. Bu nûr, ilâhî bir hakikat olup, bireylerin kendi müstakil varlık vehimleriyle algılamaya çalıştıklarında hayâl ve vehim olarak kalır²·³. Dolayısıyla, Nûr-u Muhammedî'nin zuhûrunu engelleyen veya gizleyen şey, sâlikin kendi içsel durumları ve yanlış yönelimleridir.

Detaylı cevap

Nûr-u Muhammedî'nin kendisi ilâhî bir hakikat olduğu için bozulmaz; ancak sâlikin bu nûru müşâhede etme veya onunla hemhâl olma hâli, tasavvufî sülûkunda bazı engellerle karşılaşabilir. Bu engeller, tasavvufî bir hâlin bozulmasına veya gizlenmesine yol açan genel prensiplerle açıklanır.

İlk olarak, niyetin bozulması Nûr-u Muhammedî ile olan irtibatı zayıflatır. Amellerin niyetlere göre olduğu (Buhârî, Bed'ü'l-vahy 1) prensibi gereği, sâlikin niyetine riyâ, sum'a veya ucb gibi âfetler karıştığında, amel ve hâl bozulur. Riyâ, amelin ihlâstan sapması ve niyetin Hak yerine halka yönelmesidir. Bu durum, Nûr-u Muhammedî'nin saf idrâkini gölgeler, çünkü kalp Hak'tan halka dönmüştür.

İkinci olarak, şer'î edebin terk edilmesi hâlin istidrâca dönüşmesine neden olabilir. Bir hâl, şer'î ölçülere muvâfık olmadıkça Hak'tan değil, nefisten veya cinden gelir. Nûr-u Muhammedî, Hakîkat-i Muhammediyye'nin bir tezâhürü olduğundan, bu hakikate ulaşma yolunda şer'î edebe riayet etmek esastır. Şer'î ölçülere uymayan bir yaklaşım, Nûr-u Muhammedî'nin gerçek zuhûrunu engeller.

Üçüncü olarak, gaflet ve ülfet hâlin gizlenmesine yol açar. Sâlik, hâlin sahibinden gâfil olup hâle âşık olursa, hâl gizlenir. Nûr-u Muhammedî'nin idrâki, bireylerin kendilerine müstakil birer varlık hissi, hayli ve vehimiyle değil, Rubûbiyyet mertebesine bağlı olarak gerçekleşir²·³. Bu vehimler, Nûr-u Muhammedî'nin zuhûrunu engelleyen bir perdedir. Necm Sûresi'ndeki "hevâ yıldızı"nın sönmesi, yani benlik yıldızının yok olması, Nûr-u Muhammedî'nin doğuşu için bir şarttır⁴. Bu durum, sâlikin kendi benliğinden ve vehimlerinden arınarak Nûr-u Muhammedî'ye yönelmesi gerektiğini gösterir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1K1-107,
  2. 2Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 2) · s.91Nûr-u Muhammedi 14 sayısı ve tüm mertebeleri ihâta etmekteydi… Nûr-u İlâhi, Nûr-u Muhammedi, Rabb ve yıldız özelliğinden dolayı, bireylere kendilerine müstakil Oku
  3. 3Bendeki Terzi Babam (Cilt 2) · s.60Nûr-u Muhammedi 14 sayısı ve tüm mertebeleri ihâta etmekteydi… Nûr-u İlâhi, Nûr-u Muhammedi, Rabb ve yıldız özelliğinden dolayı, bireylere kendilerine müstakil Oku
  4. 4A’râf Sûresi · s.166Necm sûresinin başındaki Âyette belirtildiği üzere “Ven necmi izâ hevâ” (53/1) sözünde “hevâ yıldızı”mızın sönmesi demek bizim “nur-u muhammedî”mizin doğması deOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.