Özün kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Tasavvufta "öz" kavramı, sâlikin sülûkunda şeriat, tarikat ve hakikat mertebelerini aşarak zat mertebesine ulaşmasıyla işlenir. Bu mertebede, sâlik kendi hakikatini idrak eder ve varlığının ilahî özle bir olduğunu anlar. "Sen" ve "Ben" zamirleri bu özün iki veçhesini temsil eder; "Sen" esas kimliğin ilahî yönünü, "Ben" ise Hakk'ın vasıflarını taşıyan hakikati ifade eder. Bu idrak, akılla kavranan zahirî benlikten öte, Hakk'ın varlığıyla var olma ve O'nun sıfatlarıyla zuhur etme halidir. Öz, Hakk'ın zuhur ve tecellîsi olarak her varlıkta mevcuttur ve sâlikin bu özü kendi içinde keşfetmesi, Hakk'ın gözüyle görmesi ve Hakk'ın hakikatini idrak etmesiyle gerçekleşir.
Detaylı cevap
Öz kavramı, sâlikin manevî yolculuğunda katettiği mertebelerle derinleşir. İlk olarak şeriat mertebesinde istidat ve kabiliyetlerin faaliyete geçirilmesi, ardından tarikat mertebesinde bu kabiliyetlerin geliştirilmesi ve nihayet hakikat mertebesinde bütün bu istidatların kemale ermesiyle özün idrakine zemin hazırlanır. Bu süreçte, "yaratma" kelimesi hakikat mertebesinde düşer ve yerini "zuhur" ve "tecellî" kavramlarına bırakır. Zira varlıklar, Hakk'ın bir zuhuru ve tecellîsi olarak kabul edilir, yaratılmış olmaktan öte, ilahî özün bir yansımasıdır.
Zat mertebesinde işlenen öz, iki temel vasıfta kendini gösterir: "Sen" ve "Ben". "Sen" zamiri, kişinin esas kimliğinin ilahî yönünü ifade eder; akılla kabul edilen zahirî benlikten farklı olarak, kulluk vasıflarıyla tayin edilmeyen, Hakk'ın hakikatiyle vasfedilen "Sen"dir. "Ben" zamiri ise, Hakk'ın vasıfları arasında sayılan, aklın kabulleneceği cinsten olmayan hakikî "Ben"dir. Bu "Ben", Hakk'ın varlığıyla kaim olan, ne doğan ne ölen, baki olan ilahî özdür. Niyazi Mısri'nin "Ben doğmazam, ben ölmezem" sözü bu hakikati dile getirir. Sâlik, nefsanî varlığını yok ettikten sonra (fenâfillah), Hakk'la var olma (bekâbillah) mertebesine ulaşır ve kendi hakikatini Hakk'ın varlığıyla bir görür. Bu durumda, taşıdığı Hayat, İlim, İrade, Kudret gibi sıfatların Hakk'ın sıfatları olduğunu idrak eder ve kendini yok saymanın yersizliğini anlar.
Özün bu idraki, sâlikin sıfatlardan soyunarak zat semasına ulaşmasıyla zirveye çıkar. Fiillerden soyunarak esmaya, esmadan soyunarak sıfatlara, sıfatlardan soyunarak da zatına ulaşan sâlik, perdenin kalkmasıyla zat semasında kendini bulur. Bu, "Rabbi zidni tahayyür fi zatike" duasında ifade edilen hayret makamıdır; her makamda Hakk'ın tecellîlerini idrak ederek hayretin artması halidir. Bu makamda sâlik, "Nun" denizi gibi sonsuz bir idrak denizine dalar ve bütün varlıkların Hakk'ın bir zuhuru olduğunu, her şeyin bir remizden ibaret olduğunu görür. Hakk'ın gözüyle gören, Hakk'ın eliyle tutan, Hakk'ın ayağıyla yürüyen bir hale gelir. Bu idrak, varlıkların hakikatine nüfuz etmeyi, Hakk'ın her şeyde tecellî ettiğini görmeyi ve böylece hiçbir şeyin gizli kalmamasını sağlar.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Eser, s. 117“kolaydır... Artık zata geçilebilir… Evvela bu istidat ve kabiliyet şeriat mertebesinde faaliyete geçirilmesi gerekiyor. Ondan sonra tarikat mertebesinde faaliye”Oku
- 2Eser, s. 101“bir şey değiliz demektir. Ne diyordu Niyazi Mısri; " Ben doğmazam, ben ölmezem " irfan ehli ne doğar ne ölür. Çünkü kendisi zatıyla kaim, kendisi ilahi âlemde k”Oku
- 3Eser, s. 159“sindirirse... Onun özüne: Bu varlıklar âleminde hiç bir gizli kalmaz... Her şey ona açılır; saçılır… Hem de ayan beyan… Zira ondaki bu göz : Bu varlığı yaratan ”Oku
- 4Eser, s. 89“onun için olmadı. Ne ne için olabilirdi. İkilik mi vardı ki: Bir şey, bir şey için olsun… Yani hiç bir şey onun için olmadı. Onun için dediğimiz zaman ikilik ol”Oku
- 5Eser, s. 167“dövmek mümkün olsa, toplasalar da havanda dövseler bundan elde edilen özde insan olurdu. Durum böyle olunca, senin yokluğun nasıl olur? Bak kendine varsın... Ta”Oku
- 6Eser, s. 189“attırdı… Sıfatım falan kalmadı artık… Ne zaman ki, sıfattan soyundum; kendimi zat semasında buldum… Artık oradaydım… — Hayret… Namı ile yad edilen denize daldım”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
- Zâriyât Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
- Mü'minûn kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Kamer Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.