Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4) Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, Allah'ın isim ve sıfatlarını müşahede yoluyla idrak etmek, nefsaniyetten arınarak hakikate yönelmek ve ilahî marifet derecelerine yükselmektir. Bu süreç, kişinin kendisini bilmesiyle başlar ve Allah'ı esma ve sıfatları üzerinden tanımasıyla devam eder. İrfan yolunda ilerlerken, elde edilen bilgilerin Kur'an ve sünnete uygunluğu esastır; aksi takdirde nefsin yanıltıcı etkilerine kapılma riski bulunur. İrfan ehli, yalnızca akıl ve vehimle değil, müşâhede ve yaşantı yoluyla hakikatlere vâkıf olur.
Detaylı cevap
Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, öncelikle esma inkılabı ve sıfat inkılabı ile başlar. Kişi, başlangıçta kendisine ait zannettiği hayat, ilim, irade, kudret, kelam gibi ilahî isim ve sıfatların aslında Hakk'a ait olduğunu idrak etmelidir. Bu idrak, marifet yolculuğunun ilk ve mutlak adımıdır. Örneğin, Hayy ismini zikreden bir sâlik, bu ismin hakikatini bilmeden sadece sayısal olarak zikir çekiyorsa, bu zikir nefsine kayarak benliğini artırabilir. Oysa Hayy isminin hakikatini idrak ederek, kendi hayatının Allah'tan bir tecellî olduğunu müşâhede etmesi, onu hakikî marifete ulaştırır. Bu, nefsanî esmaları hakikilerine çevirerek, onları Hakk'a ait olarak kullanma sürecidir. Bu yoldan ilerleyen sâlik, yüce Allah'ın zatına marifet derecesine yükselir. Aksi takdirde, bütün esmaların kendine ait olduğu zannında olan bir kimsenin, ibadet ehli olsa dahi, Allah'a gerçek manada ulaşması mümkün olmaz.
İrfan yolunda ilerlerken, sâlikin nefsinin yanıltıcı etkilerine karşı tedbirli olması gerekir. Nefis, sâlikin aklî ve şuurî bilgilerini taklit edebilir, hatta bunların zıddını da bilerek yanıltma potansiyeli taşır. Bu sebeple, irfani idrakle tedbirli olunmadığı takdirde, sâlik kolayca yanılgılara düşebilir. Bu noktada, gelen bilgilerin ve yapılan amellerin Kur'an ve sünnet-i seniyyeye uygunluğu temel ölçüttür. Eğer sâlik, Kur'an veya hadis dışında bir söz görürse, onunla amel etmeyi bırakmalı ve inkâr yoluna sapmamalıdır. İnkar etmek, o bilginin aslını bilmekten mahrum kalmaya ve vuslat tadının tamamen gitmesine sebep olur. Teslimiyet ve bekleyiş, sâlikin anlamadığı şeyin bereketinden mahrum kalmamasını sağlar.
İrfan ehli, varlık âlemine sıradan bir gözle bakmaz. Onlar, eşyaya baktıklarında Allah'ın işini, ilahî hakikatleri görürler. Bu, ilme'l-yakîn, ayne'l-yakîn ve hakk'el-yakîn mertebelerinde idrak etme sürecidir. Bugün ilmi olan bilgiler, yarın ayne'l-yakîn olarak, hatta hakk'el-yakîn olarak karşımıza çıkabilir. Eğer sâlik, bu ilimleri idrak etmişse, ahirette de bu idrakle karşılaşır. Aksi halde, hayal ve vehim içinde bir yaşantı süren kişi, ahirette de aynı hayal ve vehimde kalır. İrfan ehli, kelimelerin dahi hayat sahibi olduğunu, can ehli olanın o canı anlayabileceğini bilir. Bu yüzden, irfan ehlinin yazdığı kitaplarda Uluhiyet hakikatleri kaynar, nurlar ve ruhlar akar.
Sâlik, Hak Teâlâ'nın "Ben, onun kulağı olurum; gözü olurum" mealindeki hadis-i kudsîde ifade edilen manayı gerçek manada anlayıp özüne sindirmelidir. Bu, sadece kelamî bir bilgi olarak değil, kendi üzerinde tahakkuk ederek yaşamak demektir. Her mertebede bu hadis-i kudsînin hakikatini idrak etmek, sâlikin ilerlemesini sağlar. Bu sayede, varlıklar âleminde hiçbir şey ona gizli kalmaz; her şey ayan beyan açılır. Zira ondaki bu göz, varlığı zuhur ettiren yüce Yaratıcı'nın gözüdür.
Sonuç olarak, sâlikin günlük irfânî dersleri, Allah'ın esma ve sıfatlarını müşahede yoluyla tanımak, nefsanî yanılgılardan sakınmak, Kur'an ve sünnet rehberliğinde ilerlemek ve ilahî hakikatleri yaşayarak idrak etmektir. Bu, bir makâma ulaşma sürecidir; hâl değil, istikrarlı bir manevî mertebedir. [Master Cevap: K1-162]
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.223“bir kaç sohbet geliyor, ilk geldiğinde değişik gibi geliyor, sonra eskileri yıkamıyor, yeniyi yapamıyor üstüne derken bir bocalama devresi geçiriyor. Ondan sonr”Oku
- 2Kaynak · s.21“olarak karşımıza çıkacak. Gerçi bugüne göre ilmi dediğimiz bu varlıklar, aynel yakin, Hakkel yakin hükmünde. Yani ibarede bugün ilmi olan bilgiler yarın ayni ol”Oku
- 3Kaynak · s.23“ki, o şuuru ile burada anlatılmaya çalışılanları, anlamaya imkanı olsun. Durum böyle olunca: Konuşmalarda, sofiyenin kullanmakta olduğu kelâm derecesine inmemiz”Oku
- 4Kaynak · s.161“Şöyle ki… Dedi; sonra devam etti: - Ne zaman ki, ben: Tur dağına çıktım… Dolu dolu denizden içtim.. Ve… satır satır yazılıp meydana gelen kitabı okudum... İşte ”Oku
- 5Kaynak · s.219“de ifade edildiği gibi, ilk tılsım idi… Devamı otuz tılsıma kadar gider… Kalanları: KUTBÜL-ACAİB VE FELEK'ÜL-GARAİB nam eserimize aldık.. O tılsımlıların hepsi,”Oku
- 6Kaynak · s.39“Bir kimse, hangi mertebeye gelirse gelsin, nefsini kendinden ayıramadığı için, nefsi de kendisiyle birlikte olduğu için, aklen, şuur ile gönülden ne biliyorsa, ”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Kelime-i İlyâsiyye Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
- Sâffât kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.