İçeriğe atla

Ramazan kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufta Ramazan, sâlikin İlâhî hakikatlere yükselişini ve benlikten arınarak Hakk'a tahakkukunu ifade eden bir seyr-i sülûk mertebesidir. Kelimenin harf ve sayısal değerleri üzerinden yapılan irfanî yorumlarla, Rububiyet, Rahmaniyet, Hakikat-i Muhammedi, Ahadiyyet ve Nur-u Muhammedi mertebelerinin seyri olarak açıklanır. Ramazan ayında tutulan oruç, beşerî ihtiyaçlardan istiğna ederek "Samediyyet" sıfatına ulaşma gayretidir. Bu süreçte sâlik, nefs-i emmârenin "dalâlet" perdesini kaldırarak "Sıfât-ı İlâhiyye"ye bürünür ve "Arifibillah" makamına erişir. Ramazan, sâlikin kendi özündeki Kur'ân'a ulaşarak Kadir Gecesi'ni idrak etmesi ve her gününü "ariflik" hâliyle yaşamasıdır.

Detaylı cevap

Ramazan kavramı, tasavvufî idrakte ilim, hâl, makam ve tahakkuk mertebeleri üzerinden işlenir.

İlim Mertebesi: Ramazan kelimesinin kökeni ve harf değerleri üzerinden yapılan yorumlar, kavramın ilmî boyutunu oluşturur. "Ramd" kökünden türeyen Ramazan, "güneşin güçlü ısısından çok fazla kızmış yer" anlamına gelir ve bu, sâlikin nefsini terbiye etme sürecindeki zorluklara işaret eder. Kelimenin ebced değeri olan 1091'in (1+9+1=11) "Tevhid-i Zât ve Hazret-i Muhammed mertebesi"ne delalet etmesi, Ramazan'ın ilmî olarak en yüksek hakikatlerle ilişkili olduğunu gösterir. Harf analizinde ise "Re" Rububiyet ve Rahmaniyet'e, "Mim" Hakikat-i Muhammedi'ye, "Dat" Dalalet-i İlâhiyye'ye, "Elif" Ahadiyyet'e ve "Nun" Nur-u Muhammediye'ye işaret eder. Bu ilmî bilgiler, sâlikin Ramazan'ın manevî derinliğini kavramasına yardımcı olur.

Hâl Mertebesi: Ramazan ayında yaşanan oruç, teravih, itikâf gibi ibadetler sâlikte geçici hâller oluşturur. Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) "Ramazan ayı girince Cennet kapıları açılır, Cehennemin kapıları kapanır ve merede-i şeyâtîn zincire vurulur" hadisi, bu ayda manevî kapıların açıldığını ve nefs-i emmârenin (inatçı şeytanların) etkisinin azaldığını gösterir. Orucun "nazlanma, naz makamı hâli" olarak nitelendirilmesi, sâlikin bedensel ihtiyaçlardan istiğna ederek "Gani" ismine nazlanması, yani bu ihtiyaçlardan müstağni olduğunu hâl diliyle ifade etmesidir. Bu, geçici bir benlikten arınma ve İlâhî sıfatlara yönelme hâlidir.

Makam Mertebesi: Ramazan'da yaşanan hâllerin sâlikte sabitlenmesiyle makamlar oluşur. Orucun başında yer alan "Sad" harfinin "Sıfât-ı İlâhiyye"yi ifade etmesi, sâlikin oruç vasıtasıyla İlâhî sıfatlara bürünme makamına eriştiğini gösterir. "Üzüm üzüme baka baka kararır" misaliyle, sâlikin kâmil insana bakarak kendi içindeki Hakk'a yönelmesi ve "Fenâfillah" hâliyle halkiyetten Hakkiyete dönüşmesi bu makamın tezahürüdür. "Dat" harfinin üzerindeki "delâlet noktası"nın kalkması, nefs-i emmârenin perdelerinin açılması ve sâlikin "Sıfât-ı İlâhiyye"ye çevrilmesi, Ramazan'ın sâlike kazandırdığı makamdır. Bu makamda sâlik, "Rububiyet, Rahmaniyyet, Hakikat-i Muhammedi, Hakikat'ül Ahadiyet'ül Ahmediye ve Nur-u Muhammedi mertebelerini seyreder."

Tahakkuk Mertebesi: Ramazan'ın nihai hedefi, sâlikin "Arifibillah" makamına ulaşarak İlâhî hakikatlere tahakkuk etmesidir. "Oruç benim rızam için yapılan bir ibadettir. Her iyiliğin karşılığı on misli sevap olduğu halde orucun mükafatını ben vereceğim" hadisi, orucun en büyük mükafatının "Arifibillah"lık olduğunu belirtir. Bu, kişinin kendi bünyesinde ulaşabileceği en üst mertebelerden biridir. İnsân-ı Kâmil mertebesinde tutulan oruç, "beşeriyet iktizası şeyleri kullanmamaktan ibarettir" ve bu sayede "Samediyyet sıfatlarına girilir." Sâlik, beşerî işlerden imtina ettikçe Hakk'ın eserleri onda zuhur etmeye başlar. Bu tahakkuk hâli, sâlikin kendi özündeki Kur'ân'a ulaşması, her gecesini Kadir, her gününü ise "ariflik" hâliyle yaşamasıdır. "Vema rameyte iz rameyte velakinnallahe ramâ" (Enfâl 8/17) ayetinde geçen "rami"nin Ahmed olması, Ramazan'ın başındaki "Re" harfinin kaldırılmasıyla "Ahmet" ismine ulaşılması, sâlikin İlâhî atışa mazhar olarak Hakikat-i Muhammedi'de tahakkuk ettiğini gösterir. Bu mertebede sâlik, "Asal" yani ana ve temel nitelikte olur ve kendi içindeki Kur'ân'ı okur, böylece "kadiriyetini" anlar.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.13İkiz-i olan Kûr’ân-a bu sultan olan ayda ulaşır, Kadir gecesini, Arifliğini idrak eder ve Ramazan bayramını yapabilir. Diğer kişiler ise zâhiren ve bu kişilerinOku
  2. 2Kaynak · s.11“güneşin güçlü ısısından çok fazla kızmış yer” mânasındaki ramdâ’ kelimesinden türeyen ramazân ka-merî yılın şâbandan sonra, şevvalden önce gelen dokuzuncu ayınOku
  3. 3Kaynak · s.9su ile ya da bir yudum süt ile iftar ettiren kimse için de verecektir. Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluştur. Kim kölesinin/hizmOku
  4. 4Kaynak · s.59etti derken olanları gülerek anlatıyordu. Bu uygulamayı kendisinden sonrakilere yapılabilirliğini göstermek amacıyla yaptığını bizlere aktarmıştı. “Oruç benim rOku
  5. 5Kaynak · s.5Ramazan Bayramına (Halife-i Şahsiyye) ulaştırıp. Her gecemizi Kadir, her günümüzü bayram eylesin. İnşeallah. Ayrıca İz-Efendi Babamızın zâhir âlemde görünmesiniOku
  6. 6Kaynak · s.277Fetih sûresi 2. Âyette sabittir. Bir kişi ayakta fazla kalınca ayakları şişer. Seyri süluk yolunda yürümeye başlamadan önce “durma” “Dur Rabbin namazdadır. 64 SOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.