İçeriğe atla

Reşahât — Aynü'l-Hayât Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları4 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, onun Hak yolculuğunda mânevî terakkisini sağlayan, zâhir ve bâtın hâllerini Hakk'a bağlayan tatbîkatlardır. Bu dersler, sâlikin nefsî benliğinden sıyrılıp ilâhî benlikle kalma hâlini tecrübe etmesini, Hakk'ın isim ve sıfatlarına mazhar olmasını hedefler. Sâlik, söz söylerken dahi müşâhededen ayrılmamalı, el işte gönül dostta prensibiyle hareket etmelidir. Sükûtunu derinleştirip lüzumsuz sözlerden kaçınarak tefekküre yönelmeli, böylece nisbetini terakki ettirmelidir. Ayrıca, kalbindeki vesveseleri nefyetmeye çalışmalı, Hak sevgisinin önüne geçen her şeyi gönlünden çıkarmalıdır. Gazap gibi nefsânî hâllere teslim olmaktan sakınarak, onların hükmünü verip hâkim olmaya gayret etmelidir. Tüm bu tatbîkatları yaparken ulaştığı mertebeleri nefsine değil, Hakk'a bağlamalı, aksi takdirde nefsânî bir inişe düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını bilmelidir.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, onun sülûkunda ilerlemesini sağlayan temel prensipler ve tatbîkatlardır. Bu dersler, sâlikin mânevî yolculuğunda karşılaştığı hâlleri yönetme ve Hak ile olan bağını güçlendirme üzerine kuruludur.

Müşâhededen Ayrılmama ve Gönül Gözünü Koruma: Sâlikin en önemli derslerinden biri, günlük işlerle meşgul olurken dahi gönül gözünü müşâhededen ayırmamasıdır. Kitapta belirtildiği üzere, "Söz söylerken de müşâhededen ayrı düşmeyecek ve zâhirde neyle uğraşırsa uğraşsın, gönül gözü o noktadan ayrılmayacaktır." Bu, "el işte gönül dostta" prensibinin bir yansımasıdır. Sâlik, dünya işlerini yaparken dahi gaflete düşmemeli, her an Hakk'ın huzurunda olduğunun bilincini taşımalıdır. Bu hâl, sâlikin niyet ekseninde sürekli Hakk'a yönelmesini ve fiillerini bu niyetle icra etmesini sağlar.

Sükût ve Nisbetin Terakkisi: Sâlikin sükûtu derinleştikçe ve lüzumsuz sözleri azaldıkça, nisbeti terakki eder. Sükût, sâlikin zâhire bakmaktan bâtına dönmesini, tefekküre yönelmesini ve kendine söz geçirmesini ifade eder. Bu durum, sâlikin kendine örnek aldığı kâmil zâtların ahlâkıyla ahlâklanmaya yönelmesi, yani kendi aslına ve özüne benzeme çabasıdır. Bu ders, sâlikin hâl ekseninde derinleşmesini ve mârifet boyutunda idrâkinin gelişmesini temin eder. Büyük âriflerin özelliklerinin kendisinde oluşmaya başlaması ("azizler nisbeti terakkide oldukça") sâlikin makâmî ilerlemesinin bir göstergesidir.

Nefsî Benlikten Kurtulma ve İlâhî Benlikle Kalma: "Kendinde olmak küfür, kendinden geçmek imândır." ifadesi, sâlikin nefsî ve izâfî benliğini ortadan kaldırarak ilâhî benliğiyle, gerçek yüzüyle kalmasının önemini vurgular. Bu, sâlikin kendinden kaybolma hâli olarak tanımlanır ve izâfî benlikten kurtulup ilâhî benlikle kalma hâlidir. Sâlik, kendi nefsî benliğiyle var olduğunu zannettiği sürece Hakk'a yer bırakmamış olur. Bu ders, sâlikin mârifet boyutunda Hak ile birliğini idrâk etmesi ve nefsânî engelleri aşması için elzemdir.

Vesveselerle Mücadele ve Kalbi Arındırma: Sâlikin kalbine gelen yabancı fikirleri ve vesveseleri nefyetmeye çalışması gerekir. Eğer vesveseler nefyedilemezse, "Yâ Fa'al!" zikrine tutunmak, bu da tesir etmezse isim ve sıfatları düşünmemek tavsiye edilir. Hakkı hak için nefyetmek caizdir. Bu, sâlikin kalbini mânevî kirlerden arındırarak Hak sevgisine tam olarak yönelmesini sağlar.

Gazaba Hâkim Olma: Sâlik, gazaba düştüğünde kendini ona teslim etmekten sakınmalı, gazabın hükmünü verip ona hâkim olmalıdır. Gazaba tâbi olmak, sâliki bâtın nurundan mahrum bırakır ve terakkilerini kaybettirir. Bu, sâlikin nefsânî hâller üzerindeki kontrolünü geliştirme ve ahlâkî kemâle ulaşma çabasının bir parçasıdır.

Ulaşılan Mertebeleri Hakk'a Bağlama: Sâlik, yaptığı çalışmalarla elde ettiği zâhir ve bâtın gelişmeleri, ulaştığı mertebeleri nefsine değil, Hakk'a bağlamalıdır. Eğer bunları kendine bağlarsa, nefsânî bir inişe geçer ve büyük bir yanılgıya düşer. Bu ders, sâlikin tevâzu içinde kalmasını, ihlâsını korumasını ve Hak'tan gelen her lütfu O'na atfetmesini sağlar. Bu, sâlikin fiil ve hâl eksenindeki amellerinin doğru bir niyetle taçlandırılmasıdır.

Bu irfânî dersler, sâlikin günlük hayatında sürekli bir teyakkuz hâlinde olmasını, iç dünyasını gözetmesini ve her anını Hak ile irtibatlı kılmasını gerektirir.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.203nef­yetmek caizdir.” “İyi ve kötü her şey ariflerin parçalarıdır.” Söz söylerken de müşâhededen ayrı düşmeyecek ve zâhirde neyle uğraşırsa uğraşsın, gönül gözü Oku
  2. 2Kaynak · s.209ehliyim, Hakk yolcusuyum, Hakk’ı seviyorum, Hakk’tan yanayım diye kimseyi tan etme. Yâni karşıdaki kişileri küçük görme. Ben dervişim işte şu kadar bin tesbih çOku
  3. 3Kaynak · s.201ne şeyden olursa olsun kullanılmasında mahzur yoktur. Bir şey ki küçücükte olsa zarar veriyor o onun baş düşmanıdır. Onu terk etsin hemen, ister hediye etsin isOku
  4. 4Kaynak · s.197İşte O’nun bizdeki hâlini idrâk ettiğimiz zaman biz vâsıl olmuş olmaktayız. Yâni “Çık aradan, kalsın Yaradan” gibi kolayca bahsedilen şekilde. Cenâb-ı Hakk “venOku
  5. 5Kaynak · s.113kemâllisi...” Yâni yaptığımız çalışmalarımızdan elde ettiğimiz zâhir ve bâtın gelişmeler. Bir insân bir iş üzerinde bir sene, iki sene, beş sene çalışıyor ise tOku
  6. 6Kaynak · s.199mükelleftir ki kendinden kaybolma hâli” yâni izâfi ve nefsî benliğinden kaybolup, ilâhi benliğiyle kalma hâli. “ Ve azizler nisbeti terakkide oldukça” azizler nOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.