İçeriğe atla

Reşahât kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Reşahât, tasavvufî sülûkun farklı mertebelerinde, özellikle de seyr ü sülûkun başlangıç aşamalarından kemâl mertebelerine uzanan geniş bir yelpazede ele alınan bir eserdir. Kitap, Nakşibendî silsilesinin büyüklerinin hayat hikâyeleri ve hikmetli sözleri üzerinden, müridin nefsî benliğini ortadan kaldırarak hakîki benliğine ulaşma sürecini anlatır. Bu süreçte tenzîh ve tevhîd mertebeleri arasındaki denge, vukûf-u zamânî ile nefsin murakabe ve muhasebesi, fenâ fiş-şeyh, fenâ fir-rasûl ve fenâfillâh gibi makamlar, sâlikin irfâniyetini artırma ve ilâhî ahlâkla ahlâklanma yolculuğunda önemli duraklar olarak işlenir. Reşahât, sâlike kendi hâlini bilme, gafletten uyanma ve ilâhî hakîkatlere vâkıf olma yolunda rehberlik ederken, aynı zamanda şeriat ve hakîkat mertebelerini birleştirmenin önemini vurgular.

Detaylı cevap

Reşahât, tasavvufî sülûkun farklı mertebelerini ve bu mertebelerde sâlikin tecrübe ettiği hâlleri detaylı bir şekilde ele alır. Eser, özellikle Nakşibendî yolunun büyüklerinin yaşantıları ve sözleri üzerinden, müridin mânevî gelişimini ve kemâle erişme yolculuğunu açıklar.

Tenzîh ve Tevhîd Mertebeleri: Reşahât, Cenâb-ı Hakk'ı noksan sıfatlardan tenzîh etmenin önemine değinirken, aynı zamanda tevhîd hakîkatini de vurgular. Kitabı okuyanların genellikle tenzîh mertebesi itibarıyla, yani "ötelerde olan bir Allah anlayışıyla hayata baktıkları" belirtilir. Ancak eserde, "Hakîkat mertebesi itibariyle tenzîh, tevhîd mertebesinden bahsedilen mevzûlarda vardır" denilerek, tenzîhin mutlak ve hayâlî olmak üzere ikiye ayrıldığı ve tevhîd ile birleştirilmesi gerektiği ifade edilir. Bu, sâlikin Allah'ı hem aşkın (tenzîh) hem de içkin (tevhîd) olarak idrâk etmesi gerektiğini gösterir.

Vukûf-u Zamânî ve Nefs Muhasebesi: Sülûkun önemli mertebelerinden biri olan "Vukûf-u Zamânî", sâlikin "her an kendi hâlini bilmesi" ve "hâlinin şükrü mü, özrü mü gerektirdiğini anlaması" demektir. Bu, nefsin murakabe ve muhasebesiyle yakından ilişkilidir. Şâh-ı Nakşibend'in buyurduğu gibi, müridin "bütün uğraşma ve didinmelerini neticeye bağlayan" bu hâl, zamanına vâkıf olmak, yani "yaşadığı hâli murakabeyle, müşâhedeyle, idrâkle geçirmek" anlamına gelir. Bu mertebe, sâlikin gafletten uyanarak her nefesini huzurla geçirmesini hedefler.

Fenâ Mertebeleri: Reşahât, sülûkun ilerleyen aşamalarında fenâ mertebelerini açıklar. "Senden eser kalmasın, kemâl budur, Varını vahdette yok, et ki visâl budur" beyitiyle ifade edilen bu hâl, "nefsî benliği ortadan kaldırmak" ve "izâfi benliklerin ortadan kalkması" olarak açıklanır. Bu, sâlikin kendi varlığını Hakk'ın varlığında eritmesi demektir. Bu süreç, "fenâ fiş-şeyh" (şeyhte fâni olmak) ile başlar, "fenâ fir-rasûl" (rasûlde fâni olmak) ile devam eder ve nihayetinde "fenâfillâh" (Allah'ta fâni olmak) ile kemâle erer. Fenâ fiş-şeyh, müridin şeyhinin ahlâkıyla ahlâklanması ve onun hâline bürünmesi; fenâ fir-rasûl ise risâlet hakîkatini idrâk etmesi; fenâfillâh ise Hakk'ın zuhur mahâllinden başka bir şey olmadığını idrâk etmesidir. Bu mertebeler, sâlikin beşeriyetin kemâl ahlâkı olan Hz. Peygamber'in ahlâkıyla ahlâklanması ve sonrasında ilâhî ahlâka vâkıf olması anlamına gelir.

İrfâniyet ve Ahlâk: Kitapta, "bir kimsenin kendisine yapacağı en büyük iyilik evvelâ kendi irfaniyetinin anlayışını, Allah bilgisini, Peygamber tanımını, kendini bilmesini mümkün olduğu kadar ileriye götürmesi olacaktır" denilerek irfâniyetin önemi vurgulanır. Bu, sâlikin sadece ilimle yetinmeyip, hâl ve makam mertebelerinde tahakkuk etmesi gerektiğini gösterir. "Tehallaku bi ahlâkı rasûlullah" (Rasûlullah'ın ahlâkıyla ahlâklanın) ve "tehallaku bi ahlâkillah" (Allah'ın ahlâkıyla ahlâklanın) emirleri, sâlikin mânevî yolculuğunun nihai hedefi olan ilâhî ahlâkla ahlâklanmayı işaret eder. Bu, "Elem neşrah leke sadrâk" âyetinin işaret ettiği "sadrı şarh" hâdisesinin bireyde tahakkuku ile mümkün olur; aksi takdirde bilgiler sadece sathî ve maddi mâ'nâda kalır, bünyeye nüfuz edemez.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.1REŞAHAT AYN-EL HAYAT CAN DAMLALARI Sâfi Mevlânâ Ali Bin Hüseyin Özleştiren NECİP FAZIL KISAKÜREK Bazı bölümlerini, Kısmen sadeleştirerek şerheden Necdet Ardıç. Oku
  2. 2Kaynak · s.191esmâsı neyse Kahhâr esmâsı da aynıdır, zuhurları ayrı olsada. Zâtına bağlı çünkü. İşte böylece biz tehallaku bi ahlâkı rasûlullah hükmünü kullandığımız zaman buOku
  3. 3Kaynak · s.111internetten gönderir. İsmini şöyle belirtir kendisi; ”Âzâm-ı Muazzam İnsân-ı Kâmil falan kişi. “Âzâm-ı muazzam İnsân-ı Kâmil, şükrederiz beşinci defa geliyor buOku
  4. 4Kaynak · s.175onun yanına gittim son olarak. Onun ahlâkıyla yâni onun sanatını aldıktan sonra ben onun ahlâkıyla ahlaklanıp, karşı tarafa ahlâk vermeye başladım. Yâni elbise Oku
  5. 5Kaynak · s.21koyduğumuz zaman -şimdi diyelim ki; duvarda (99) tane pano var. Almışız bunları ama sahtelerini almışız. Hani satılıyor ya piyasada. Bir sürü büyük ressamlar vaOku
  6. 6Kaynak · s.209ehliyim, Hakk yolcusuyum, Hakk’ı seviyorum, Hakk’tan yanayım diye kimseyi tan etme. Yâni karşıdaki kişileri küçük görme. Ben dervişim işte şu kadar bin tesbih çOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.