İçeriğe atla

Ricâlü'l-Gayb kavramı hangi durumlarda bozulur veya gizlenir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey0 görüntülenme2 kaynak
Kısa cevap

Ricâlü'l-Gayb kavramının bozulması veya gizlenmesi, tasavvufî hâllerin genel bozulma ve gizlenme şartlarıyla ilişkilidir. Bu durumlar, sâlikin niyetinin bozulması, şer'î edebin terk edilmesi ve gaflet ile ülfet hâline düşmesiyle ortaya çıkar. Özellikle niyetin Hak'tan halka kayması (riyâ, sum'a, ucb) ve şer'î ölçülere aykırı hareket edilmesi, ricâlü'l-gayb ile ilgili hâllerin hakikatini zedeler ve onların manevî işleyişini gizler. Gaybın kendisi gizlenmeyi gerektiren bir anlam taşıdığından¹, bu tür manevî bozulmalar, ricâlü'l-gaybın varlığının ve işlevinin idrakini zorlaştırır.

Detaylı cevap

Ricâlü'l-Gayb, kâinatın manevî düzenini deruhde eden gizli veliler topluluğudur. Bu zevâtın varlığı ve işleyişi, tasavvufî sülûkun hassas mevzularındandır. Ricâlü'l-Gayb ile ilgili hâllerin bozulması veya gizlenmesi, genel olarak tasavvufî bir kavram veya hâlin bozulma ve gizlenme şartlarına tabidir.

İlk olarak, niyet bozulması ricâlü'l-gayb ile ilgili hâlleri olumsuz etkiler. "Ameller niyetlere göredir" (Buhârî, Bed'ü'l-vahy 1) hadîsi bu durumun temelini oluşturur. Sâlikin niyetine riyâ (ameli halk için yapma), sum'a (amelinin işitilmesini isteme) veya ucb (kendi amelini beğenme) gibi âfetler karıştığında, amel ve hâl bozulur, gizlenir. Bu durumlar, Hz. Peygamber'in "şirk-i hafî" olarak uyardığı tehlikelerdendir. Eğer bir sâlik, ricâlü'l-gayb ile ilgili bir hâli veya keşfi, Hak rızası yerine halkın takdirini kazanmak amacıyla kullanırsa, bu hâlin hakikati gizlenir ve bozulur.

İkinci olarak, şer'î edebin terk edilmesi de ricâlü'l-gayb ile ilgili hâllerin bozulmasına yol açar. Bir hâl ne kadar yüksek görünse de, şer'î ölçülere uygun olmadığı sürece istidrâc olarak kabul edilir; Hak'tan değil, nefisten veya cinden kaynaklanır. İbn Arabî'nin belirttiği gibi, "Şer'a muvâfık olmayan keşf, keşf değil, hayâldir". Ricâlü'l-gayb ile irtibat kurduğunu iddia eden bir kimsenin şer'î kurallara riayet etmemesi, bu irtibatın gerçekliğini şüpheli kılar ve hâlin bozulmasına neden olur.

Üçüncü olarak, gaflet ve ülfet hâli de ricâlü'l-gayb ile ilgili hâllerin gizlenmesine sebep olur. Sâlik, hâlin sahibinden gâfil olup hâle âşık olursa, hâl gizlenir. Kur'an-ı Kerim'de "Onlar Allâh'ı unuttular, Allâh da onları unutturdu" (Haşr 59/19) buyrulur. Ricâlü'l-gaybın varlığı ve işleyişi gayb âlemine ait olduğundan², bu manevî zevâtın idrak edilmesi için sâlikin sürekli uyanık ve Hakk'a yönelmiş olması gerekir. Gaflet, bu idraki perdelere ve hâlin gizlenmesine yol açar. Gaybın kendisi gizlenmeyi gerektiren bir anlam taşıdığından¹, bu tür manevî bozulmalar, ricâlü'l-gaybın varlığının ve işlevinin idrakini zorlaştırır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Âdemiyye · s.685İşte bu sırdan dolayı, görünen sultanlar kendi tebaalarıyla daima iç içe olmayıp, kendi sarayında gizlenir. Aslında sultan, görünüşü itibarıyla, halktan ayrıcalOku
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.2081Eğer senin kalbine gayb gibi gizli bir cihandan gelirse, o fikir misafirdir, oruL عار" .3640 hoş tat! )3646( “Gayb cihânı” denilen şey, âlem-i ma'nâdır. Çünkü âOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.