İçeriğe atla

Risâle-i Gavsiyye Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, Hakk'ın rubûbiyyet mertebesinden lütfettiği ilâhî kelâmları ve şefaatleri değerlendirerek, tevhîd pazarında alışveriş yapmayı, kesret pazarından uzak durmayı gerektirir. Bu dersler, kişinin acziyetini idrâk etmesi, nefsinin ilâhî nûra perde olmaktan çıkarılması, fakr ateşiyle yanarak Hakk'ın varlığını kendi varlığında müşâhede etmesi, zâhiri ve bâtıni seferleri bir arada yürütmesi ve her anını Hakk'ın indinde hazır olarak yaşaması esasına dayanır. İrfânî dersler, sadece bilgi edinmekle kalmayıp, bu bilgiyi yaşantıya geçirerek, kalpteki benlik noktasını ortadan kaldırmayı ve Hakk'ın aynı olunduğunu idrâk etmeyi hedefler. Bu süreçte zâhidlikten ârifliğe, âriflikten vâkıflığa ve nihayet hürriyete ulaşmak, dünyevî ve uhrevî şartlanmalardan kurtulmak esastır.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, "66 Risaleyi Gavsiyye" kitabında çeşitli mertebeler ve haller üzerinden açıklanmaktadır. Bu dersler, sâlikin Hakk'a ulaşma yolculuğunda hem amelî hem de mârifetî bir dönüşüm geçirmesini sağlar.

1. Şefaat ve Tevhîd Pazarında Alışveriş: Kitap, şefaatin sadece âhirette aranmaması gerektiğini, bu dünyada irfânî mânâda şefaatin var olduğunu belirtir. "Hangi kitapta tevhîdden bahsediliyor ise o bilgileri Efendimiz (s.a.v)’in, hakîkâti Muhammedî yönüyle bize ulaştırdığı şefaâtidir."¹ Bu, sâlikin her an tevhîd bilgisini yaşamına tatbik etmesi gerektiğini gösterir. Tevhîd pazarında alışveriş yapmak, kesret pazarından uzak durmak demektir; yani her şeyi Hakk'ın birliği içinde görme çabasıdır.

2. Acziyet ve Nûr Kaynağı: "Yâ Gavs, acz, nûr kaynağıdır, ucûb, kendini beğenmede kederlere mahaldir, zulmet kaynağıdır."² Sâlikin irfânî derslerinden biri, kendi hiçliğini idrâk etmesidir. Bu hiçlik, kişinin kesâfetini ortadan kaldırır ve nûrânî yönünü faaliyete geçirir. Nefsin ilâhî nûra perde olmaktan çıkarılması, beşerî ve nefsânî arzuların zulmetini dağıtır. Kişi, bireysel varlığının sonradan meydana geldiğini ve aslının Hakk olduğunu idrâk ettiğinde bu acziyeti anlar. Bu, fakr halinin öncesindeki başlangıç halidir.

3. Fakr Ateşiyle Yanmak ve Perdesiz Yakınlık: "Fakr ateşiyle yanan ve ihtiyaç ateşiyle münkesir birini görürsen yaklaş ona; şüphesiz ki benimle onun arasında perde yoktur!"³·⁴ Fakr ateşiyle yanmak, kendindeki varlığın Hakk'ın varlığı olduğunu idrâk etmeye çalışmaktır. Bu, kalbin kırılması ve nefsâniyetten uzaklaşarak Hakk'a yönelme halidir. Hadis-i kudside belirtildiği gibi, "Fakr tamam olduğunda o Allah’tır." Bu mertebede sâlik, Hakk ile arasında hiçbir perdenin kalmadığını müşâhede eder.

4. Nefsânî Yemek, İçmek ve Uyumanın Terki: "Yemek yeme ve içme ve uyuma, indimdeki yerinde kalben ve basîretinle hâzır olmadıkça."³ Bu ifade, fiziksel olarak yemekten, içmekten ve uyumaktan vazgeçmek anlamına gelmez. Aksine, sâlikin bu eylemleri nefsin arzuları doğrultusunda değil, Hakk'ın indinde kalben ve basîretle hazır olarak yapması gerektiğini vurgular. İhtiyaçtan fazlası gaflete sürükler. Sâlik, muhabbet ve müşâhede ile Hakk'ın indinde hazır olduğunda, bu tür eylemler ona zarar vermez.

5. Zâhiri ve Bâtıni Sefer: "Yâ Gavs-ı Â’zâm, benden, seferi bâtını yapmamakla uzak olursa bir kişi, onu seferi bâtın ile mübtelâ kılarım."³ Sâlikin günlük hayatında hem zâhiri (dünyevî) hem de bâtıni (mânevî) seferi bir arada yürütmesi esastır. Zâhiri sefer doğumdan ölüme kadar süren fiziksel yolculuk iken, bâtıni sefer sülûk yolundaki çalışmalardır. Tevhîd hakîkatlerini idrâk etmek için bâtıni seferin sağlıklı bir şekilde devam etmesi gerekir. Bâtıni sefer yapılmazsa Hakk'tan uzaklaşılır.

6. Makâmlar ve Hürriyet: Zâhidlerin nefis yolunda, âriflerin kalp yolunda, vâkıfların ruh yolunda kılınması, sâlikin farklı mertebelerden geçişini ifade eder. "Hürlük birinci hedefimiz olmalıdır yâni bütün dünyevi ve uhrevi şartlanmalardan kurtulmuş bir akla ve gönle sâhip olmaya çalışmalıyız."⁵ Sâlik, zâhidlikten ârifliğe, oradan vâkıflığa ve nihayet hürriyete ulaşarak, kendi şartlanmalarından ve zincirlerinden kurtulur. Bu, fikren hür olmak ve mi'raca mâni olan her şeyden arınmak demektir.

7. Muhabbetin Perde Oluşu ve Vusûl: "Yâ Gavs-ı Â’zâm, muhabbet, seven ile sevilen arasında perdedir. Seven, sevilende yok olduğu zaman, yâni seven sevilenle var olduğunda, vusûl hâsıl olur."⁶ Sâlikin yolun başlarında muhabbet, onu Hakk'a yöneltse de, tarikat mertebesinden hakîkate geçişte nefsânî muhabbet perde olabilir. Gerçek vusûl, sevenin sevilende yok olması, yani ikiliğin ortadan kalkmasıyla gerçekleşir. Bu, beşerî duyguların nefsinden geldiğini idrâk edip onlara ihtiyaç duymama halidir.

Bu irfânî dersler, sâlikin günlük yaşamında Hakk ile olan ilişkisini derinleştirmesini, benlikten arınarak Hakk'ın varlığında fâni olmasını ve nihayetinde Hakk ile bâkî kalmasını hedefler.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak 1 · s.51
  2. 2Kaynak 1 · s.45
  3. 3Kaynak 3 · s.19
  4. 4Kaynak 6 · s.17
  5. 5Kaynak 4 · s.34
  6. 6Kaynak 5 · s.22
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.