İçeriğe atla

Risâlet kavramı hangi farklı dillerde (lugat / akâid / mârifet) ele alınır?

Kavram TanımıTemel düzey0 görüntülenme10 kaynak
Kısa cevap

Risâlet kavramı, tasavvufî metinlerde üç farklı dil veya mertebede ele alınır: lugat, akâid ve mârifet. Lugat dilinde risâlet, "elçilik, mesaj götürme, tebliğ" gibi genel anlamlara gelirken, aynı zamanda "kitabet, işaret, ilham, gizli kelâm" gibi vahiy ile ilişkili anlamları da içerir¹·². Akâid dilinde risâlet, Allah'tan insanlığa şer'î ahkâm ve kitap getirme makamı olarak tanımlanır ve nübüvvetin daha özel bir mertebesidir; her resûl nebîdir ancak her nebî resûl değildir. Mârifet dilinde ise risâlet, Hak'ın kâinata mesaj iletme kanalı olan vücudî bir mertebe olarak idrâk edilir ve Hakikat-i Muhammediyye'nin yaşanan zaman içinde hakikatlerinin açılıp yenilendiği bir makamdır³·⁴.

Detaylı cevap

Tasavvufî kavramların çok katmanlı yapısı gereği, risâlet de lugat, akâid ve mârifet olmak üzere üç temel dilde incelenir. Bu üç dil, kavramın zâhirî anlamından bâtınî hakikatine doğru bir tahkîk silsilesi sunar.

Lugat Dili: Risâletin lugat anlamı, kelimenin etimolojik kökenine dayanır ve "elçilik, mesaj götürme, tebliğ" demektir. Bu dil, kelimenin herkes tarafından paylaşılan zâhirî mânâsını ifade eder. Arapça kökeninde "risâlet", "kitabet, işaret, ilham, gizli kelâm" gibi anlamları da barındırır¹·². Örneğin, "keferû" kelimesinin lugat mânâsı "örten kimseler"dir⁵. Bu dil, kavramın temelini oluşturur ve diğer dillerin sıhhatli bir şekilde kurulabilmesi için zaruridir.

Akâid Dili: Akâidde risâlet, fıkıh ve kelâm ilmindeki teknik tanımıyla ele alınır. Bu mertebede risâlet, Allah'tan insanlığa şer'î ahkâm ve kitap getirme makamıdır. Nübüvvetten daha özel bir mertebe olarak kabul edilir; zira her resûl nebîdir, ancak her nebî resûl değildir. Risâlet, peygamberin Hak'tan aldığı bilgiyi insanlığa tebliğ etme vazifesini içerir. Şeriat hükümleriyle gelmiş olan risâlet ve nübüvvet, bütün mertebeleri kapsar⁶·⁷. Kur'ân-ı Kerîm'deki "yâ eyyühe'r-resûlu belliğ mâ unzile ileyke min rabbike" (Mâide 67) ayeti, risâletin bu tebliğ yönünün temel mesnedidir.

Mârifet Dili: Mârifet dilinde risâlet, irfan ve tasavvuftaki bâtınî hakikati ifade eder. Bu, ehl-i Hak'ın zevkle bildiği bir mertebedir. Risâlet, Hak'ın kâinata mesaj iletme kanalı olan vücudî bir mertebedir. "Kul" (De ki) ifadesi, Ulûhiyyet mertebesinden Risâlet mertebesine Zâtî bir hitap ve emir olup, Kelâm-ı İlâhî'nin Resûl'ün lisanından zuhura gelmesidir⁸. Risâlet makamının dili, Hak'ın dili olarak kabul edilir ve bu makamın naibi olan Hz. Şeyh'in diliyle Fusûs hakikatleri açıklanır⁹. Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizin dilinden ortaya çıkan "Risâlet Kelimesi", mana âleminde tamamlanmış ve ümmetlere akmaya başlamıştır¹⁰. Kelime-i Tevhîd'in risâlet dilinden açıklanıp ilan edildiği yer, Kâbe'den sonra ibadet hususunda en yüce yerdir⁴.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1En'âm Sûresi · s.159Vâhiy lügatta : risâlet, kitabet, işaret, ilham, gizli kelâm mânâsınadır.Oku
  2. 2Vahiy ve Cebrâîl · s.118Vâhiy lügatta : risâlet, kitabet, işaret, ilham, gizli kelâm mânâsınadır.Oku
  3. 3K1-191
  4. 4Kelime-i Tevhîd · s.557"Kelime-i Tevhid'in risâlet dilinden açıklanıp, ilân edilip ve şerh edildiği yer; Kâbe'den sonra ibadet hususunda en yüce yerdir. 10. Hâlen hutbelerin okunduğu Oku
  5. 5Hicr Sûresi · s.15. ------------------- Âyet, ef’âl mertebesindeki kâfirlerin âkıbetini kendi dillerinden bizlere bildirmektedir. Âyette “ keferû ” ve “ muslimîn ” olarak iki farOku
  6. 6Genç ve Elmas Dosyası · s.149Ancak bu mertebe de diğerlerinden farklı olarak bir şeye daha dikkat çekmemiz gerekmektedir ki, o da “Risâlet ve Nübüvvet”tir. Risâlet ve Nübüvvet ise şeriat hüOku
  7. 7A'yân-ı Sâbite · s.522Ancak bu mertebe de diğerlerinden farklı olarak bir şeye daha dikkat çekmemiz gerekmektedir ki, o da “Risâlet ve Nübüvvet”tir. Risâlet ve Nübüvvet ise şeriat hüOku
  8. 8Zümer Sûresi · s.44"Kul" ( De ki ) ifâdesi, Ulûhiyyet mertebesinden Risâlet mertebesine Zâtî bir hitâp ve emirdir. Kelâm-ı ilâhînin nutk-ı insânîye inmesidir; ya'nî, Hakk'ın kelâmOku
  9. 9Kelime-i Hûdiyye · s.201İşte işin hakikati sana, tercümanın diliyle açık ve belirgin oldu. "Tercüman"dan maksat Resûlullah (a.s.)'dır; ve onun şeriat getiren dilinden bu Fusûs'u açıklaOku
  10. 10Kelime-i Tevhîd · s.286Böylece "Risalet Kelimesi" mana âleminde tamamlanmış ve 610 yılında Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizin dilinden mükemmel bir şekilde ortaya çıkmaya, oradOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.