İçeriğe atla

Rızâ hâli nasıl başlar, nasıl yerleşir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey0 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Rızâ hâli, sâlikin kalbine ilâhî bir vâridât olarak zuhûr eden ve zamanla sülûk, terbiye ve mücâhede ile yerleşen, Hak'ın takdîr ettiği her şeye kalbî râzılık makamıdır. Başlangıçta ani bir cezbe veya inkişaf şeklinde belirebilirken, yerleşmesi için tertîb-i sülûk, edep ve sohbet gibi unsurlar gereklidir. Rızâ, sabır ve şükürden sonra gelen, fenâya yakın bir makam olup, kulun Hak'tan râzı olmasıyla tahakkuk eder ve Beyyine 8'deki "radıyallâhu anhum ve radû anh" ayetiyle mesned bulur. Bazı sâliklerin yatkınlığı, rızânın gerektirdiğinden lezzet almayı icap ettirir ve bu hâl, başlangıçta gazapla başlayıp sonda rızâ ile lezzetlenmeyi de içerebilir¹.

Detaylı cevap

Rızâ, tasavvufta "hoşnutluk, gönül râzılığı, kabul" anlamına gelen ve makamların zirve mertebesi olarak kabul edilen bir hâldir². Bu hâl, sâlikin Hak'ın takdîr ettiği her şeye ne talep ne de şikâyetle yaklaşarak, "olduğu gibi kabul" etmesidir.

Rızâ hâlinin başlaması, tıpkı diğer tasavvufî hâller gibi, genellikle ânî bir vâridât şeklinde zuhûr eder. Bu, kalpte bir cezbe, bir nûr veya bir inkişâf olabilir. Bir mürşidin nazarı, zikir veya murâkabe sırasında yaşanan bir cezbe, yahut bir âyet veya hadîsin etkisiyle ortaya çıkabilir. Bu ilk parıltı, Şeyh Hakkanî'nin tabiriyle "şimşek aydınlatır ama yağmur yağdırmaz" misali, bir bârika gibidir. Sâlikin bu başlangıçtaki hâli koruması için ehl-i sohbete devam etmesi önemlidir.

Rızâ hâlinin yerleşmesi (rusûh) ise tertîb, terbiye ve tekrarla mümkün olur. Bu süreçte üç temel şart bulunur: (1) Tertîb-i sülûk: Zikir, virid ve murâkabenin belirli vakitlerde düzenli olarak uygulanması. (2) Edep ve sohbet: Mürşidin terbiyesi altında edebe riayet etmek ve ehl-i sohbetle birlikte olmak. (3) Amelî mesned: "Sâlih amelle yükselir" (Fâtır 35/10) âyetinin işaret ettiği gibi, hâllerin amelle desteklenmesi. Rızâ, sabır ve şükürden sonra gelen bir makamdır ve sâlikin mücâhedesi ve riyâzati ile kazanılan, yerleşmiş ve sâbit bir hâldir. Bu yerleşme, telvîn'den temkîn'e geçişle, yani hâlin sâbitleşmesiyle gerçekleşir. Bazı sâliklerin yatkınlığı, rızânın gerektirdiğinden lezzet almayı icap ettirir ve bu durum, başlangıçta gazapla başlayıp sonunda rızâ ile lezzetlenmeyi de içerebilir¹. Nefs-i Râdiye makamında olanlar, başına gelen her hâle rıza göstermeye çalışır, tevekkül hâli çok gelişmiştir ve Hakk'ın rızasını kazanamamaktan korkar³.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Dâvûdiyye · s.308Ve bazı kimselerin yatkınlığı, rızanın gerektirdiğinden lezzet almayı gerektirir. Onun hakkında nimet yurdu olan cennet rahat yeri, intikam ve gazap yurdu olan Oku
  2. 2K1-119, Rızâ
  3. 3İrfan Mektebi ve Hakk Yolu · s.39Başına gelen her hâle rıza göstermeye çalışır. Büyük cehd içinde olur. Tevekkül hâli çok gelişmiştir. Hakk’ın rızasını kazanamamaktan kokar. Nefs-i Râdiyenin beOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.