İçeriğe atla

Rûhullâh hangi aşamalardan geçer?

Kavram MekanizmasıOrta düzey0 görüntülenme7 kaynak
Kısa cevap

Rûhullâh kavramı, tasavvufta hem Hz. Îsâ'nın özel bir lakabı olarak hem de insanlığın aslî ruhânî yapısı olarak iki temel katmanda ele alınır. Hz. Îsâ'da rûhullâh vechesi kemâl mertebesinde tezâhür etmiştir. İnsanlığın aslî yapısı olarak ise, Hicr 29'daki "ve nefahtu fîhi min rûhî" (ona kendi rûhumdan üfledim) ayetiyle her insanın Allah'ın rûhundan bir parça taşıdığına işaret edilir. Bu rûhânî yapının idrâki ve kemâle ermesi, sâlikin Hakk yolunda belirli aşamalardan geçmesiyle mümkündür; bu aşamalar, hâllerin zuhûru ve yerleşmesi gibi süreçleri içerir. Şiirlerde de ifade edildiği üzere, "Îsâ’da olmuşuz rûhullah" ifadesi, bu rûhânî kemâlin bir tezahürüdür¹·².

Detaylı cevap

Rûhullâh, tasavvufta iki ana mertebede incelenir. İlk mertebe, Hz. Îsâ'ya mahsus bir lakap olmasıdır. Nisâ 171'deki "ve kelimetuhû elkâhâ ilâ meryeme ve rûhun minhu" ayeti, Hz. Îsâ'nın Allah'ın bir kelimesi ve O'ndan bir rûh olduğunu belirtir. Hz. Îsâ'nın babasız doğumu, ölüleri diriltmesi gibi mucizeleri, onun bu rûhullâh vechesinin kemâl mertebesinde tezâhür ettiğini gösterir. Bu durum, "Îsâ’da olmuşuz rûhullah" ifadesiyle de şiirsel olarak dile getirilir¹·².

İkinci mertebe ise, rûhullâh'ın insanlığın aslî ruhânî yapısı olmasıdır. Hicr 29'daki "ve nefahtu fîhi min rûhî" ayeti, Hz. Âdem'e Allah'ın rûhundan üflenmesini bildirir ve her insanın Allah'ın rûhundan bir parça taşıdığını gösterir. Bu, insanın aslî hakîkatinin ilâhî kaynaklı olduğunu ifade eder.

Bu rûhânî yapının idrâki ve kemâle ermesi, sâlikin Hakk yolunda belirli aşamalardan geçmesini gerektirir. Tasavvufta bir hâlin başlaması (zuhûr) ve yerleşmesi (rusûh) süreçleri bu aşamalara örnektir. Bir hâl, kalpte ânî bir cezbe veya inkişâf şeklinde zuhûr edebilir. Bu, "bârika" olarak adlandırılan şimşek gibi bir parıltıdır. Sâlik, bu ilk parıltıyı korumak ve hâli yerleştirmek için zikir, virid ve murâkabe gibi tertîb-i sülûk uygulamalarını sürdürmelidir.

Hakk yolunda ilerleyen bir kimse, nefsi emmâre ve levvâme gibi aşamaları aştığında bir rahatlama hissedebilir³·⁴·⁵. Ancak bu noktada rehavete kapılmamalı, çalışmalarını sürdürmeli ve daha ileriye gitme çabasında bulunmalıdır³·⁴·⁵. Zira tasavvufla uğraşmak kolay değildir ve kişi birçok zorlu hâlden geçebilir⁶. İnsan halkının da nutfe aşamasından başlayarak çeşitli merhalelerden geçtiği belirtilir⁷. Bu aşamalar, insanın ruhânî tekâmül yolculuğundaki merhalelere benzer bir işleyişi ifade eder.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Tüm Şiirlerim · s.152Yeri gelmiş: Îsâ’da olmuşuz rûhullah. Anlamadan sandılar onu ilâh. Yeri gelmiş: Habîb olmuşuz Muhammed’e. (s.a.v.) Ne sırlar açmışız can Ahmed’e. Yeri gelmiş: HOku
  2. 2Divan 3 · s.67Yeri gelmiş: Îsâ’da olmuşuz rûhullah. Anlamadan sandılar onu ilâh. Yeri gelmiş: Habîb olmuşuz Muhammed’e. (s.a.v.) Ne sırlar açmışız can Ahmed’e. Yeri gelmiş: HOku
  3. 3Bakara Dosyası · s.44Hakk yolunda giden bir kimse belirli bir aşamalara geldikten sonra o mevzu üzerin-de rahatlar. Nefsi emmâreyi, nefsi levvâmeyi aştım diye rahatlar. Eğer burada Oku
  4. 4Saff Sûresi · s.110Sizlerin kalpleriniz katılaştı, Hakk yolunda giden bir kimse belirli aşamalara geldikten sonra o mevzular üzerinde rahatlar ve nefsi emmâreyi, nefsi levvâmeyi aOku
  5. 5Bakara Dosyası · s.205Hakk yolunda giden bir kimse belirli bir aşamalara geldikten sonra rahatlar. Meselâ nefs-i emmâreyi, levvâmeyi aştım diye rahatlar. Eğer burada rehâvete kapılırOku
  6. 6Altı Peygamber (Cilt 5) · s.98Tasavvufla uğraşmak kolay bir iş değildir, kişi birçok aşamalardan geçer bu sırada böyle zor hallere ve bunalımlara girerek “keşke bu yükü çekmeseydim” der.Oku
  7. 7Secde Sûresi · s.44İslam alimleri ve tefsirciler, bu ayetleri inceleyerek Kur’ân 'da insanın halk edilişinin temelde 6 aşamadan oluştuğunu belirtirler. Bu aşamalar, genellikle Mü'Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.