İçeriğe atla

Sabır kavramının irfânî tanımı, akâidî tanımından nasıl ayrılır?

Kavram TanımıTemel düzey0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

İrfânî sabır, akâidî sabırdan farklı olarak, yalnızca tahammül ve dayanma hâli olmanın ötesinde, sâlikin Allah'a tam bir teslimiyet ve O'nun iradesine rıza gösterme hâlidir. Bu, nefsin olgunlaşması ve mânevî tekâmül sürecinde önemli bir aşama olup, Hak'tan gelen her şeye şikâyetsiz tahammülü ve ilâhî hakikate giden yolda nefsin isteklerine direnmeyi içerir. Akâidî sabır daha çok imanın tamamlayıcı bir unsuru olarak görülürken, irfânî sabır, sâlikin içsel bir hâl olarak yaşadığı, bâtınî huzur ve sekînetle birlikte nefsin arındırılması ve mânevî mertebelerde yükselmesi için temel bir taşıdır¹.

Detaylı cevap

Akâidî anlamda sabır, imanın kalıcı ve sağlam olmasını sağlayan temel unsurlardan biri olarak kabul edilir; sabırsızlık ise itikadî bir zaaf olarak değerlendirilir¹. Bu bağlamda sabır, Allah'tan gelen musibetlere karşı şikâyetsizce tahammül etme ve dayanma gücü olarak anlaşılır. İrfânî sabır ise bu tahammülün ötesine geçerek, Allah'a tam bir teslimiyet ve O'nun iradesine rıza gösterme olarak idrâk edilir¹. İrfânî anlayışta sabır, bir hâl olarak yaşanır; bu hâl, kişinin Allah ile olan yolculuğunda içsel olarak yaşadığı mânevî tatları ifade eder. Sabır gösteren kişi, zâhirî zorluklara rağmen bâtınî bir huzur ve sekînet (kalp sükûneti) hâli içinde olabilir¹.

İrfânî sabır, nefsin terbiyesi ve arınması sürecinin temel taşıdır. Bu sabır, ilâhî hakikate giden yolda nefsin isteklerine direnmek ve dünya sevgisini terk etmektir². Hz. Yûsuf'un (a.s.) Züleyha karşısındaki sabrı, bu mânevî olgunluğun en güzel örneklerinden biridir¹. İrfân ehli ve zekâ sahibi kişiler, çirkin gördükleri hâllerden kaçınarak sabır gösterirler³. Sabır, aynı zamanda akıl ve zekânın bir ifadesidir; nimet hâliyle mihnet hâli arasında fark gözetmemek, sükûneti muhafaza edip Allah'tan başkasına şikâyet etmemektir⁴. İrfânî yolda sabır, "bi" edatıyla "O'nunla sabır" olarak anlaşılır; kesrete sabır vahdeti getirir, menam, taam ve kelam azlığına sabır ise vahdete yol açar⁵. Bu, sâlikin kendi sınırını ve nefsinin tanımını bilerek, sabit hakikatlerin ve arazın sınırından kaçıp, sınır ve tanımı sözlere sığmayan Hakk'a erişme çabasıdır⁶.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Ra'd Sûresi · s.222Sabır aynı zamanda imanın tamamlayıcı bir unsuru olarak görülür; sabırsızlık ise itikadi bir zaaf olarak değerlendirilir. Sabır, imanın kalıcı ve sağlam olmasınOku
  2. 2Ra'd Sûresi · s.230İrfanî açıdan sabır, nefsin terbiyesi ve nefsin arınması sürecinin temel taşıdır. Bu sabır, Allah’a tam teslimiyetin zahirdeki görünüşüdür ve insanı manevi mertOku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4 · s.766"Meyveli olan ağaç"tan kasıt, irfan sahibi kişilerdir. "İblis'in terbiyesi"nden kasıt, onun gösterdiği sapkınlık yoludur. Nitekim Hz. Lokman'a "Terbiyeyi ve edeOku
  4. 4Hûd Sûresi · s.23O halde sabır: akıl ve zekanın ifadesidir. Nimet haliyle mihnet hali arasında fark gözetmemektir. Sükuneti muhafaza edip, Allah’tan başkasına şikâyet etmemektirOku
  5. 5Bir Hikâye, Birçok Yorum · s.5(bi-ismi) (4) Ve tevâsav bis sabr: Sabırla tavsiye etmek. Çünkü ilmi ilâhiye giden irfan yolu ancak sabırla kazanılır. Kesrete sabır, vahdeti getirir. Menam, taOku
  6. 6Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.642Ne zaman ki sebeplerine başvurup kendi sınırını ve nefsinin tanımını bildin, artık bu sabit hakikatlerin ve arazın sınırından ve tanımından kaç! Çünkü bu sabit Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.