İçeriğe atla

Sâffât 102-107 ayeti sâlik için ne anlama gelir?

Ayet-TasavvufOrta düzey0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâffât Sûresi'nin 102-107. âyetleri, Hazreti İbrâhim'in oğlu İsmâil'i kurban etme kıssasını anlatır ve sâlik için Hak yolunda teslimiyet, sabır ve ilâhî lütufla vuslat anlamlarına gelir. Bu âyetler, sâlikin nefsini aşarak Hak'tan gelen her şeye şikâyetsiz tahammül etmesi (sabır) ve bu teslimiyetin neticesinde ilâhî bir kurtuluşa (fidye) erişmesi gerektiğini gösterir. Özellikle 107. âyette geçen "Biz, (İbrahim'e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail'i) kurtardık" ifadesi, sâlikin Hak'ka olan adanmışlığının karşılığında ilâhî rahmetle mükafatlandırılacağını ve bu durumun sülûkun kemâli olan sahv-i ba'de's-sekr hâline işaret ettiğini vurgular¹·²·³·⁴.

Detaylı cevap

Sâffât Sûresi'nin 100-111. âyetleri, sülûk yolundaki sâlik için önemli işaretler taşır¹. Kıssa, Hazreti İbrâhim'in "Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir çocuk ver" duasıyla başlar ve kendisine hilim sahibi bir oğul müjdelenir⁵. Ardından, İbrâhim (a.s.) rüyasında oğlunu kurban ettiğini görür ve bu durumu oğluna açar. Oğlu da "Ey babacığım, sana emrolunanı yap; inşallah beni sabredenlerden bulacaksın" diyerek tam bir teslimiyet gösterir⁵. Bu durum, sâlikin Hak'tan gelen her türlü imtihana karşı sabır göstermesi gerektiğini vurgular. Sabır, tasavvufta sâlikin Hak'tan gelen her şeye şikâyetsiz tahammülü olarak tanımlanır ve Bakara 155-157'deki "sizi korku, açlık ile imtihân ederiz, sabredenleri müjdele" âyetleri bu durumu destekler.

Sâlikin bu teslimiyeti ve sabrı neticesinde ilâhî bir müdahale gerçekleşir. 107. âyet, "Biz, (İbrahim'e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail'i) kurtardık" buyurur². Bu, sâlikin nefsini feda etme mertebesine ulaştığında, Hak tarafından bir fidye ile kurtarılacağını ve daha yüksek bir mertebeye erişeceğini simgeler. Bu geçiş, "Fida (Dat), Fida (dal) geçişi" olarak da yorumlanır ve sâlikin bünyesinde aşması gereken bir seyri ifade eder⁶. Bu ilâhî kurtuluş ve vuslat, sülûkun kemâli olan sahv-i ba'de's-sekr hâline işaret eder. Sahv, sâlikin sekrden sonraki ayıklık hâli olup, Hak'la birlikte ama ayık olma mertebesidir ve Hz. Peygamber'in sahv ehlinin örneği olduğu Muhammediyye Fassı'nda belirtilir. Bu kıssa, aynı zamanda sâlikin Nefs-i Mülhime mertebesinde ilham almaya başlaması ve kendi dar aklının ötesinde bir kaynaktan beslenmesiyle de ilişkilendirilebilir, zira bu mertebe ilâhî ilhamın ilk kez açıldığı yerdir (Nefs-i Mülhime). Nihayetinde, bu teslimiyet ve sabır, sâlikin Hakk'a kavuşması (vuslat) ve seyrin nihayetine ulaşması anlamına gelir (Vuslat).

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Sâffât Sûresi · s.83------------------ Sâffât sûresi 100-111. Âyetleri seyr-i Sülûk yolunda salik için önemli işaretlerden olduğu için bu konu hakkında diğer yorumlarıda buraya almOku
  2. 2Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 1) · s.24. ---------------------- ----- 37 - Saffat Suresi - Ayet 107 (Mushaf Sırası: 37 - Nüzul Sırası: 56 - Alfabetik: 90) ----- (٣٧.١٠٧) 37.107 وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍOku
  3. 3K1-18
  4. 4K1-137
  5. 5İrfan Mektebi ve Hakk Yolu · s.42Kûr’ân-ı Keriym; Sâffât Sûresi; (37/100-111) Âyetlerinde şöyle bildirilmektedir. 100 - (İbrâhim a.s. “ Rabb’im bana sâlihlerden olacak bir çocuk ver,” dedi) 101Oku
  6. 6Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir · s.176106 ve 107. Âyetlere dikkat edilecek olursa Fida (Dat), Fida (dal) geçişi görülebilecektir. Bu bir seyirdir ve salikin bünyesinde bunu aşması gerekir. Terzi BabOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.