İçeriğe atla

Salât-ı Dâim kavramının irfânî tanımı, akâidî tanımından nasıl ayrılır?

Kavram TanımıTemel düzey0 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Salât-ı Dâim, akâidde günde beş vakit namaza ek olarak teheccüd, duhâ ve sünnetlerle namazı artırma olarak anlaşılırken; irfânî tanımda sâlikin bütün hayatını namaza dönüştürmesi, her ânının Hakk'ın huzûrunda olduğunun şuuruyla yaşanmasıdır. Akâidî yaklaşım namazın niceliğini artırmaya odaklanırken, irfânî yaklaşım namazın niteliğini ve kapsamını genişleterek sâlikin her nefeste Hakk ile irtibat kurma makamına ulaşmasını hedefler. Bu irfânî idrâk, kâinatın her ân Hakk'ın "kün" emriyle namazda olduğu hakikatine eşlik etmeyi ve Hakk'ı müşâhede hâlini dâim kılmayı içerir¹. Dolayısıyla irfânî tanım, namazı belirli vakitlere ve fiillere hapseden akâidî anlayışın ötesine geçerek, onu kesintisiz bir varoluş hâli olarak ele alır.

Detaylı cevap

Salât-ı Dâim kavramı, akâid ve irfânî yaklaşımlar arasında temel bir ayrım gösterir. Akâidî tanım, namazı belirli vakitlerde edâ edilen bir ibâdet olarak ele alır ve bu ibâdetin sayısını artırmayı, yani farz namazlara ek olarak nâfile namazlar kılmayı vurgular. Bu, namazın zâhirî mertebesine odaklanan bir yaklaşımdır. İrfânî tanım ise Salât-ı Dâim'i namazın kemâl mertebesi olarak görür ve sâlikin tüm yaşamını kapsayan kesintisiz bir Hakk ile irtibat hâli olarak tanımlar². Bu mertebede sâlik, her ânını Hakk'ın huzûrunda olduğunun şuuruyla yaşar ve kâinatın dâimî namazına eşlik eder.

İrfânî anlayışa göre, Salât-ı Dâim, belirli bir zikri ağızda tekrar etmekten ziyâde, varlığın, gücün ve kudretin tek bir kaynaktan geldiğini idrâk etme ve müşâhede etme hâlidir³. Şems-i Tebrîzî'nin ifâdesiyle Salât, bütün anları içine alan tek bir "ân"dır; bütün yaşantıları ve hareketleri içine alan tek bir harekettir³·⁴. Bu, namazın sadece fiziksel bir fiil olmaktan çıkıp, sâlikin tüm varoluşunu kuşatan bir idrâk ve yaşantı hâline gelmesidir. Fiziksel namaz, Salât-ı Dâim'e geçiş için bir basamak olarak görülse de³, Salât-ı Dâim'e ulaşan bir sâlikin fiziksel namazı terk etmesi söz konusu değildir; aksine, hem beşerî namazını kılar hem de Salât-ı Dâim'i birlikte yürütür³. Bu, namazın ef'âl âleminden sıfat âlemine, oradan da hakiki mânâsı olan Salât-ı Dâim'e yükselişini ifâde eder⁵.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Bendeki Terzi Babam (Cilt 2) · s.95(صَلَاتِهِمْ دَائِمُونَ) Salât-u Dâimûn (Dâimi Namaz Hâli) Fusûs’ül Hikem Muhammed Fassı sonlarına doğru yapılan daha önceki sayfalardaki alıntı, göz ve Allah-UOku
  2. 2Salât-ı Dâim
  3. 3Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4) · s.224Çünkü SALAT-I DAİMUN içerisindedir. Ama hem Salatı beşeriye dediğimiz beden namazını kılar, hem de Salat-ı Daimunu da birlikte yürütür. O da ayrı mesele. Yani hOku
  4. 4Sohbet Arası Sohbetler CD 5 (2001) · s.349Hz Şems de bu hususta “Salat” nedir dendiğinde salat bir andır diyor, bakın ikisi de aynı şeyi bir başka şekilde izah ediyor. ama bütün anları içerisine alan “aOku
  5. 5Dur Rabbın Namazda (Cilt 1) · s.358“Salatta” ifadesi ‘Hu’nun/”O”nun salatta yani “zatının zatına ayna olması” durumuna işaret eder. ... Burada efal âleminde eda edilen “salat” ve esmâ âlemindeki Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.