İçeriğe atla

Salât (Namaz) kaç kademede ele alınır?

Kavram TanımıTemel düzey18 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufta "salât" kavramı, zâhirî ibadetten Hakk ile dâimî irtibata uzanan mertebeli bir anlayışla ele alınır ve beş temel kademede açıklanır. Bu kademeler, kulun Hakk'a yönelişinin ve O'nunla bağ kurmasının farklı derinliklerini ifade eder. İlk kademe olan zâhirî namaz, Cibrîl hadîsindeki şartlarla kılınan beş vakit farz ibadettir. En üst kademe ise "salât-ı dâim" olup, sâlikin bütün hayatını namaza dönüştürmesi, her ânının Hakk'ın huzûrunda olduğunun şuuruyla yaşanmasıdır. Bu mertebeli yaklaşım, salât kelimesinin "yöneliş, ulaşma, bağ kurma, duâ" gibi geniş anlamlarını kapsar ve Farsça'dan geçen "namaz" kelimesinin salâtın hakikatini sınırladığını vurgular¹·².

Detaylı cevap

Salât kavramı tasavvufta beş katmanda işlenir ve her katman, sâlikin Hakk ile olan irtibatının farklı bir veçhesini temsil eder.

Birinci katman zâhirî namazdır: Bu, Cibrîl hadîsindeki abdest, kıble, vakit, rükû, secde gibi şartlarla kılınan beş vakit farz ibadettir. İslam'ın temelini oluşturan bu katman, fiiller âlemindeki namazı ifade eder³. Farsça'dan geçen "namaz" kelimesi, salâtın eylem yönüne dönük bir ifadesidir ve salâtın anlam genişliğini tam olarak karşılamaz⁴.

İkinci katman huşû namazıdır: Bu mertebede namaz, bedenin hareketlerinden ziyade kalbin Hakk ile birlikte olma hâliyle kılınır. Bakara 45-46'daki "isti'înû bi's-sabri ve's-salâh" (sabır ve namazla istimdâd edin) ayeti, bu katmanın önemini vurgular. "Huşûsuz namaz olmaz" hadisi (zayıf rivayet olsa da mânâsı sahihtir), kalbin namazdaki merkezî rolünü gösterir.

Üçüncü katman zikr namazıdır: Tâhâ 14'teki "beni anman için namazı kıl" ayeti, namazın bizzat bir zikr olduğunu beyan eder. Bu katmanda sâlik, "Allâhu Ekber" ile her sözünde Hakk'ı zikreder; namaz, dilden, kalpten ve bedenden topluca yapılan bir zikirdir. Salât, bir idrak, yüceltme ve Hakk'ı tanıtma eylemidir; her ayet bir bilgi sunar¹.

Dördüncü katman mîrâc namazıdır: "Es-salâtu mi'râcü'l-mü'min" (namaz mü'minin mîrâcıdır) hadisi, sâlikin Hakk'la dikey buluşmasını ifade eder. Bu, kulun Hakk'a, Hakk'ın da kuluna teveccüh ettiği iki taraflı bir buluşmadır. Bu mertebe, "salât-ı vusta" olarak da adlandırılır ve fiil mertebesi ile sıfat mertebesi arasındaki, yani esmâ âleminin namazıdır³.

Beşinci katman salât-ı dâimdir: Bu, namazın kemâl mertebesidir ve sâlikin bütün hayatını namaza dönüştürmesi, her ânının Hakk'ın huzûrunda olduğunun şuuruyla yaşanmasıdır. Meâric 22-23'teki "ellezîne hum alâ salâtihim dâimûn" (namazlarına devamlı olanlar) ayeti, bu sürekli namaz hâlinin asıl menşeidir⁵. Bu mertebede sâlik, kâinatın Hakk'ı hamd ile tesbîh etmesine (İsrâ 44) şuurla eşlik eder ve kendi başına bir namaz eklemez, kâinatın namazına katılır. Salât-ı dâim'e geçiş için salât-ı vusta'nın aşılması gereklidir³.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (28), s. 153“Zaten bütün bu alemler salat, zaten baştan sona bir salat, “Salat” tan kasıt evvela bir idrak sonra yüceltme sonra namaz içerisinde okuduğumuz tanıtma, her ayet”Oku
  2. 2Salât (Namaz), s. 6“Dinimizde SALAT olgusunu ifade eden bir çok ayet-i kerime ve hadis-i şerif vardır; ancak NAMAZ kelimesi yoktur. ... Türkçeye çevrildiğinde salat kelimesinin man”Oku
  3. 3İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 (1998-2000), s. 194“Şimdi “Salat” zahiri itibariyle beş vakit namaz veya diğer namazlar sünnetler, müstehaplar, diğer ara namazları duha, kuşluk namazı gibi bunlar zahiri namazlar ”Oku
  4. 4Aşk ve İrfan Yolunda Bir Ömür (Alıntı)“Hayye Ale’s-Salâh “Haydin namaza!” ifadesi ile eyleme geçilir. Buraya kadar olan kısım nazarî yaşantıdır. Namaz, fiilî olarak bu sözle başlar. Bu ifade, Türkçe’”Oku
  5. 5Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4), s. 146“Ondan sonra düşünce düzeyi tamamen kemâle erdikten sonra o halin gereği olarak kemâle erdikten sonra bunun üstündeki namazın aldığı isim, sıfat mertebesinde ald”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.