İçeriğe atla

Sâlik, Hûdiyye Fassı'nın hikmetini hangi amelle pekiştirir?

Sâlik AmelOrta düzey5 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Hûdiyye Fassı'nın hikmeti olan "ahadiyyet-i rubûbiyye"yi idrak eden sâlik, bu idrakini amellerine yansıtırken, amellerinin kendi kesbiyle değil, Hakk'ın lütuf ve keremiyle meydana geldiğini bilerek pekiştirir. Bu sayede kul, ameline herhangi bir mükemmellik atfetmez ve yaptığı ibadetleri kendisine nispet etmekten haya eder; zira o bir kuldur ve efendisinin emirlerini yerine getirmek onun asli vazifesidir¹. Şeyh-i Ekber, Yûsuf Fassı'nda zât birliği (ahadiyyet-i zâtiyye) ve ilâhî isimler birliğini (ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye) ele aldıktan sonra, Hûd (a.s.)'ın hikmetini Rablık birliği (ahadiyyet-i rubûbiyye) olarak açıklar². Bu hikmet, Hûd (a.s.)'ın idrak ettiği bir hakikattir³.

Detaylı cevap

Hûdiyye Fassı'nın merkezinde yer alan hikmet, ahadiyyet-i rubûbiyyedir; yani Rablık birliğidir². Bu, Cenâb-ı Hakk'ın Rab olarak tekliğini ve bu tekliğin tüm varoluş üzerindeki mutlak hükümranlığını idrak etme halidir. Şeyh-i Ekber İbn Arabî, Yûsuf Fassı'nda ahadiyyet-i zâtiyye (Zât birliği) ve ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye (ilâhî isimler birliği) kavramlarını açıkladıktan sonra, Hûd (a.s.)'ın hikmetini ahadiyyet-i rubûbiyye ile ilişkilendirir². Bu, Hûd (a.s.)'ın idrak ettiği özel bir birlik mertebesidir³.

Sâlik, bu ahadiyyet-i rubûbiyye hikmetini amelleriyle pekiştirirken, ihlâsın hakikatini kavramalıdır¹. Bu hakikat, sâlikin yaptığı amellerin kendi çabasıyla değil, tamamen Hakk'ın lütuf ve keremiyle gerçekleştiğini idrak etmesidir. Bu idrak sayesinde, kul kendi amellerine herhangi bir mükemmellik atfetmez. Zira nefs, amelin mahallidir ve nefs kusurlu olduğundan, amel de noksan ve kusurlu olabilir. Dolayısıyla sâlik, tüm gayretine rağmen yaptığı ibadetleri kendisine nispet etmekten haya eder. Çünkü o, kullukla emrolunmuş bir kuldur ve efendisinin emirlerini yerine getirmek onun asli vazifesidir¹. Bu anlayış, Hûd Kelimesi'nde bulunan ahadiyyet hikmetinin bir tezahürüdür⁴.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Sâd Sûresi · s.178Sâliki böyle bir yanılgıdan kurtaracak olan, ihlâsın hakikatidir: yani amelinin kendi kesbiyle değil, Hakk’ın lütuf ve keremiyle meydana geldiğini idrak etmesidOku
  2. 2Kelime-i Hûdiyye · s.9ın hikmeti bu "Rablık birliği"ne dayanır. ... Şeyh-i Ekber (r.a.), bundan önceki Yûsuf Fassı'nın sonunda "Zât birliği" (ahadiyyet-i zâtiyye) ile "ilâhî isimler Oku
  3. 3A'yân-ı Sâbite · s.384İşte Hûd (a.s) ın hikmeti bu Ahadiyet-i rububiyeye müsteniddir, dayanmaktadır, yani Hud (a.s.) bu hakikati idrak etmiştir. ... Cenâb-ı Şeyh-i Ekber (r.a.), bundOku
  4. 4Kelime-i Âdemiyye · s.831Hûd Kelimesi'nde bulunan ahadiyyet hikmeti, ondan sonra Salih Kelimesi'nde bulunan fütûhiyyet hikmeti, ondan sonra Şuayb Kelimesi'nde bulunan kalbî hikmet, ondaOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.