Sâlik Nefes-i Rahmânî hakîkatini nasıl yaşamaya başlar? İlk amelî adım nedir?
Nefes-i Rahmânî hakîkatini yaşamak, sâlikin kendisinde bulunan Rahmânî hakîkatleri idrâk ederek Hakîkat-i Muhammediyye'ye erişmesiyle başlar¹. Bu idrâk, Hakk'ın kâinatı nefes-vâri olarak yarattığı ve sürekli yenilediği bilgisinin sâlikin kalbinde zuhûr etmesidir. İlk amelî adım, daha evvelce bu nefesi almış olan bir mürşidden bu nefesi almaktır¹. Bu sayede sâlik, nefes-i Rahmânî'nin kendi tabiatında vukû bulan zuhûrlarını deneyimlemeye başlar ve bu ilâhî solukla birlikte ruh, nûr ve idrâk de kendisine gelir¹. Bu süreç, sâlikin "Rahmân'ın kulları" zümresine dâhil olmasını ve bâtınında "hakikat-i ilahiyye" ile mevcut, nefsinde "nefes-i Rahmânî" ile sakin bir hâle gelmesini sağlar².
Detaylı cevap
Sâlikin Nefes-i Rahmânî hakîkatini yaşamaya başlaması, tasavvufî sülûkun önemli bir merhalesidir. Bu süreç, öncelikle kişinin kendisinde bulunan Rahmânî hakîkatleri idrâk etmesiyle başlar¹. Bu idrâk, Hakîkat-i Muhammediyye'ye erişmenin bir yoludur. Nefes-i Rahmânî, Hakk'ın kâinatı bir kez yaratıp bırakmadığını, aksine sürekli nefes vererek kâinatı yenilediğini ifâde eden derin bir tasavvufî terimdir. Bu sürekli yenilenme, "fî külli yevmin hüve fî şe'n" (her gün yeni bir tasarrufta) âyetiyle de desteklenir.
Bu hakîkati yaşamaya başlamanın ilk amelî adımı, daha evvelce bu nefesi almış olan bir mürşidden bu nefesi almaktır¹. Bu, sâlikin kendi tabiatı üzere vukû bulan nefes-i Rahmânî zuhûrlarını deneyimlemesine imkân tanır. Bu ilâhî nefesle birlikte sâlike ruh, nûr ve idrâk de gelir¹. Bu hâl, sâlikin kalbine ilâhî bir lütuf olarak gelen geçici bir nûr veya inkişâf olan "hâl"in zuhûru gibidir.
Nefes-i Rahmânî'nin sâlikin nefsinde sakin olması, onun "Rahmân'ın kulları" zümresine dâhil olduğunu gösterir. Bu kullar, bâtınlarında "hakikat-i ilahiyye" ile mevcut, zahirlerinde "libas-ı beşer" ile zuhurda ve nefislerinde "nefes-i Rahmânî" ile sakin olanlardır². Bu durum, sâlikin "îmân, îkân, ihsân" hükümlerini birlikte yaşamaya başlamasıyla "şiddetli sevgi" hâline ulaşmasının bir tezahürüdür³. Nefes-i Rahmânî'nin kesintisiz bir akış içinde olduğu ve her an âlemlere yeni hayat verdiği vurgulanır; zira bu nefes olmasa âlem yokluğa gider⁴. Bu, Hakk'ın rahmet-i Rahmâniyyesi ile a'yân-ı sâbiteye vücûd vermesiyle de ilişkilidir; bu vücûd, varlıkların evvelce yapmış olduğu bir amele bağlı değildir⁵.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Tekvîr Sûresi · s.11“Buradaki nefeste nefesi Rahmânidir. Kişinin kendisinde bulunan Rahmâni hakîkatleri idrâk ederek hakîkati Muhammediyyeye eriştiği ve onları yaşatmaya başladığı z”Oku
- 2Dur Rabbın Namazda (Cilt 2) · s.125“ve iza hatabehümül cahılune kaalu selama “Rahman’m kulları yeryüzünde mütevazi yürürler Bilgisizler kendilerine takıldıkları zaman onlara; selam, derler” Yukarı”Oku
- 3Îmân ve İkân · s.150“Bu hâl içinde bir süre yaşamına devam eden sâlik, tekrardan ”sahve/uyanıklk” “bakâbillâh” haline dönünce, ve kendi gerçek ilâhi hakikatine ulaşınca, “Vellezîne ”Oku
- 4TB. Kelime-i Îseviyye · s.240“Cenâb-ı Şeyh-i Ekber (r.a.) Fütûhât-ı Mekkiyyelerinin yüz doksan sekizinci babının on birinci faslında buyururlar ki: "Nefes-i rahmânî, dâima yönelmededir. Yani”Oku
- 5A'yân-ı Sâbite · s.399“Zîrâ bu a'yâna, yani a’yân-ı sâbite dediğimiz varlığın ilk programlarına, yani özlerine hakikatlerine Hak Teâlâ Hazretleri, rahmet-i rahmâniyyesi ile vücûd i'tâ”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.