Sekr hâli nasıl başlar, nasıl yerleşir?
Sekr hâli, tasavvufta ilâhî tecellînin şiddetinden sâlikin kendinden geçmesi, manevî bir sarhoşluk yaşamasıdır. Bu hâl, genellikle bir cezbe ile başlar ve sâlikin aklının Hak ile mest olmasıyla zuhûr eder¹. Sekr, sâlikin kendi vücudunu ve eşyanın vücudunu Hakk'ın vücudunda fânî görmesiyle ortaya çıkan bir cem' hâlidir². Bu başlangıç, Terzi Baba geleneğinde dergâhta yapılan sohbetlerde mürşidin ağzından çıkan "latif aşk badesini" nuş eden sâliklerde ilâhî cezbe hâli olarak açıklanır³. Sekr hâlinin yerleşmesi ise, bu manevî sarhoşluğun sürekli bir hâle gelmesiyle değil, aksine sâlikin bu hâlden ayılıp "sahv" makamına ulaşmasıyla kemâle erer; zira sekr geçici bir hâl iken, sahv uyanıklık ve şuur hâlidir⁴.
Detaylı cevap
Sekr, lugatte 'sarhoşluk, mest olma' anlamına gelirken, tasavvufta sâlikin fenâ hâlinde aklının Hak ile mest olması, kontrolünü kaybetmesi durumudur. Bu hâl, ilâhî tecellînin şiddetinden kendinden geçme olarak tanımlanır⁵. Sekr hâlinin başlaması, genellikle manevî bir cezbe ile gerçekleşir. Bu cezbe, sâlikin seyr-i sülûkundan sonra gelebileceği gibi, sülûkundan önce de zuhûr edebilir. Bu durum, "Sâlik-i Meczub" ve "Meczub-u Sâlik" olarak iki farklı sâlik sınıfını ortaya koyar⁶. Terzi Baba geleneğinde, dergâhta yapılan sohbetlerde mürşidin ağzından çıkan "latif aşk badesini" içen sâliklerde ilâhî cezbe hâli oluşmasıyla sekr başlar³. Bu başlangıçta sâlik, âlemi et ve yağ tabakası gözüyle değil, "Ak-dide" ile, yani Ulûhiyet gözü veya İnsân-ı Kâmil'in gözüyle görmeye başlar⁴.
Sekr hâlinin yerleşmesi ise, bu manevî sarhoşluğun sürekli bir hâl alması şeklinde değil, aksine sâlikin bu hâlden ayılıp "sahv" makamına ulaşmasıyla kemâle erer. Sekr, değişime açık olan kullara mahsus bir hâldir ve Hak'la kâim olan yüce zata nispetle ne sekr ne de sahv vardır; o zat her iki hâlden de istiğfar eder⁷. Sekr hâlinden çıkan kişinin hâline "sahv" denir ki bu, uyanıklık ve şuur hâlidir; cem'den sonraki fark hâli olarak da ifade edilir⁴. Klasik tasavvuf anlayışında "sahv sekrden a'lâdır" denir, çünkü sahv ehli halka faydalı iken, sekr ehli kendi içine kapanmıştır. Bu bağlamda, sekr hâlinin yerleşmesi, sâlikin bu geçici manevî sarhoşluktan çıkarak daha kalıcı ve şuurlu bir idrâk hâline, yani sahva ermesiyle tamamlanır.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1K1-71, Kırk Seyir, s. 36
- 2Mesnevî Cilt 10 · Beyit 3468 (s. 414)“Zirâ şerlatta sarhoşa, sarhoşluk hâlinde iken hadd-i sekr veyâ hadd-i şürb olmaz. Hapsedilir, sarhoşluk hâli geçip ayıldıktan ve akla geldikten sonra hadd vurul”Oku
- 3Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir, s. 36“Bahse konu olan “Sekr” manevi cezbe ile oluşan haldir. Bunun için “Salik-i Meczub” ve “Meczub-u Salik” olmak üzere iki sınıf salik vardır. Kimisi seyr-i sülûk t”Oku
- 4Kamer Sûresi, s. 131“------------------- İşte manevi şeker-sekr ikram edilip, manevi Sekr halinde olan salik, “Şekerci Dede” nin verdiği şekerler ile artık. Âlemi et, yağ tabakası g”Oku
- 5Sekr,
- 6Kamer Sûresi, s. 36“------------------- İşte manevi şeker-sekr ikram edilip, manevi Sekr halinde olan salik, “Şekerci Dede” nin verdiği şekerler ile artık. Âlemi et, yağ tabakası g”Oku
- 7Kelime-i Dâvûdiyye, s. 56“Sekr (mestlik) ve sahv (ayıklık) ise değişime açık olan kullara mahsustur. O yüce zata nispetle ne sekr ne de sahv vardır. Şimdi mademki Hakk'a bakıyordu, her i”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.