İçeriğe atla

Seyr-i Sülûk niçin İbrâhîmiyye Fassı'nda anlaşılır kılınır?

Kavram-Fass Eşleşmesi0 görüntülenme2 kaynak
Kısa cevap

Seyr-i Sülûk, tasavvufta sâlikin manevî yolculuğunun bütününe verilen isim olup, İbrâhîmiyye Fassı'nda Hz. İbrâhim'in "hullet" makâmı üzerinden anlaşılır kılınır. Zira hullet, Hak ile kul arasındaki en yakın muhabbet bağıdır ve Hz. İbrâhim'in yıldızları, ayı ve güneşi denedikten sonra "batanları sevmem" (En'âm 76) diyerek yüzünü gökleri ve yeri yaratana döndürmesi, sâlikin Hak'a yönelişini ve mâsivâdan yüz çevirmesini temsil eder. Bu yöneliş, seyr-i sülûkun ilk aşaması olan "seyr ilallâh"ın özünü oluşturur ve sâlikin nefsinden, dünyadan ve mâsivâdan Hak'a doğru yaptığı mücâdeleyi ve tezkiyeyi ifade eder. Böylece İbrâhîmiyye Fassı, hulletin derinliği ve Hz. İbrâhim'in Hak'a yönelişindeki samimiyetle seyr-i sülûkun temelini ve Hak'la dostluk kurma yolunu açıklar.

Detaylı cevap

Seyr-i Sülûk, tasavvufî hayatın tam adıdır ve sâlikin başlangıçtan vâsıllığa kadar geçtiği yolun bütününü kapsar. Bu yolculuk, Kur'ân-ı Kerim'de Hz. Âdem'den Hz. Muhammed'e kadar gelen ve bütün insanların içinde bulunduğu tek bir seyirdir¹·². İbrâhîmiyye Fassı, bu geniş seyr-i sülûkun anlaşılmasında merkezi bir rol oynar çünkü Hz. İbrâhim'in "halîlullâh" (Allah'ın dostu) lakabını aldığı hullet makâmı, Hak ile kul arasındaki en samimi dostluk bağını temsil eder.

Hulletin iki vechi, seyr-i sülûkun aşamalarıyla doğrudan ilişkilidir: Birincisi, sâlikin Hak'a dostluğu ve mâsivâdan yüz çevirerek Hak'a yönelmesidir. Hz. İbrâhim'in "lâ uhibbu'l-âfilîn" (batanları sevmem) diyerek "innî veccehtu vechiye lillezî fataras-semâvâti ve'l-ard" (yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm) demesi, sâlikin nefsinden, dünyadan ve mâsivâdan Hak'a yöneldiği seyr ilallâh aşamasını sembolize eder (K1-398; K1-265). Bu, mücâhede ve tezkiye ile başlayan bir yolculuktur.

İkincisi ise Hak'ın sâlike dostluğudur. Bu vecih, sâlikin Hak'a vâsıl olduktan sonra esmâ ve sıfatlarda yaptığı yolculuk olan seyr fillâh aşamasına işaret eder. Hullet, mahbûbiyetten farklı olarak, sevenin sevdiğine karışması, dostluğun her gözeneğe nüfûz etmesidir. Bu derin dostluk, sâlikin mârifet kademelerinde ilerlemesini ve Hak'la kâim olarak halka dönmesini sağlayan seyr maallâh ve seyr anillâh/billâh makâmlarına zemin hazırlar. Dolayısıyla İbrâhîmiyye Fassı, hulletin hikmetiyle seyr-i sülûkun temelini, Hak'la dostluk kurma ve bu dostlukta ilerleme yolunu somutlaştırır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Tasavvuf Izâhları · s.134.) ------------------- SEYR-İ SÜLûK : Kur'ân-ı Kerim'de belirtilen Âdem (a.s.)'dan Hz. Rasulullah (s.a.v.) Efendimize kadar gelen bir seyir vardır. Bu seyri sülOku
  2. 2Sohbet Arası Sohbetler CD 18 · s.124Bunun içinde hiç kimse ayrılmıyor, bu yahudiydi bu Müslümandı, bu bilmem nedir, tek bir seyr-i suluk yapılmaktadır. Bu çok mühim bir meseledir. Bu uzun bütün inOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.