Sıfât-ı Subûtiyye kavramının irfânî tanımı, akâidî tanımından nasıl ayrılır?
Sıfât-ı Subûtiyye, irfânî ve akâidî tanımlarda temel olarak Hakk'ın ezelî ve sâbit sıfatları olarak kabul edilmekle birlikte, irfânî yaklaşım bu sıfatların tecellî ve mertebelerdeki zuhuruna odaklanır. Akâidde genellikle sekiz sıfat (hayât, ilim, irâde, kudret, sem', basar, kelâm, halk etmek) olarak sayılan bu sıfatlar, Hakk'ın bizzat var olduğunu ispatla bildirilen olumlu nitelikleridir. İrfânî bakış açısı ise, bu sıfatların Vâhidiyyet mertebesinde zuhur ederek Rahmâniyyet'i meydana getirmesi ve âlemlerin oluşumundaki rolünü vurgular; ayrıca sâlikin seyr-i sülûkunda bu ilâhî sıfatlarla tahakkuk etmesini de kapsar¹·².
Detaylı cevap
Akâidî tanımda Sıfât-ı Subûtiyye, Hakk'ın zâtına ait olan ve ezelî olan sıfatlarıdır; nefyle değil, ispatla bildirilirler. Klasik akâid tasnifinde genellikle sekiz sıfat olarak kabul edilir: Hayât (yaşam), İlim (bilgi), İrâde (dilek), Kudret (güç), Sem' (işitme), Basar (görme), Kelâm (söz) ve Mâtürîdî mezhebine göre Tekvîn (halk etmek). Bu sıfatlar, Hakk'ın diri, bilen, dileyen, gücü yeten, işiten, gören ve konuşan olduğunu ifade eder. Örneğin, Bakara 255'teki "el-Hayy" ismi Hayât sıfatının, Bakara 29'daki "bi-külli şey'in alîm" ifadesi İlim sıfatının dayanağıdır. İrfânî tanım ise, bu sıfatların mertebelerdeki tecellîsine ve âlemlerin meydana gelişindeki işleyişine odaklanır. İrfânî anlayışa göre, Vâhidiyyet mertebesinde Sıfât-ı Subûtiyye'nin (Hayât, İlim, İrâde, Kudret, Kelâm, Sem', Basar) ve diğer zâtî sıfatların ortaya çıkmasıyla Rahmâniyyet mertebesi meydana gelir¹·³·⁴·⁵. Bazı irfânî kaynaklar bu yedi sıfata "mükevvenat"ı (âlemleri meydana getirme) sekizinci olarak ekler¹·³. Bu, Sıfât-ı Subûtiyye'nin sadece Hakk'ın zâtına ait soyut nitelikler olmaktan öte, halk ve varoluş sürecindeki aktif rolünü gösterir. Ayrıca irfânî yolculukta sâlik, nefsini temizleyerek ve Hakk'tan gelen ma'nâları idrak ederek beşerî sıfatlarından soyunup, ilâhî Sıfât-ı Subûtiyye ile tahakkuk etmeye başlar². Bu durum, kulun kendi beşerî Hayât, İlim, İrâde, Kudret, Kelâm gibi sıfatlarını nefs olarak kullanmaktan, ilâhî sıfatların tezahürü olarak kullanmaya yönelmesini ifade eder². Bu bağlamda, Sıfât-ı Subûtiyye'nin saltanat yeri, Sıfât-ı Zâtiyye ile birlikte lâhût âleminin zuhur mahallinin alt katlarında yer alır⁶·⁷.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Er-Rahmân · s.10““sıfat-ı subutiyye” yi yani 7 sıfatını Hayat, İlim, İrade, Kudret, Kelam, Semi, Basar ve 8’ incisi “mükevvenat”ı, yani bu alemleri meydana getirmiş olmaktadır. ”Oku
- 2Tasavvuf Izâhları · s.89“.) ------------------- KULU, RAHMÂN'IN SEVMESİ : Sâlik, seyr-i sülûk yolunda, nefsini temizleyerek, Hakk'tan gelen ma’nâları idrak ederek, beşeri sıfatlarından ”Oku
- 3Dur Rabbın Namazda (Cilt 2) · s.97““sıfat-ı subutiyye” yi yani 7 sıfatını Hayat, İlim, İrade, Kudret, Kelam, Semi, Basar ve 8’ incisi “mükevvenat”ı, yani bu alemleri meydana getirmiş olmaktadır. ”Oku
- 4Furkân Sûresi · s.130“Buradan da “Vahidiyyet” e tenezzül ederek; “sıfat-ı subutiyye” yi yani 7 sıfatını Hayat, İlim, İrade, Kudret, Kelam, Semi, Basar ve “mükevvenat”ı, yani bu âleml”Oku
- 5Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2) · s.141“Buradan da “Vahidiyyet” e tenezzül ederek; “sıfat-ı subutiyye” yi yani 7 sıfatını Hayat, İlim, İrade, Kudret, Kelam, Semi, Basar ve 8’ incisi “mükevvenat”ı, yan”Oku
- 6DVT-C001 (Ses Kaydı) · s.204“Yukarıdaki kat ve direkler ise sıfat-ı zâtiyye ve sıfat-ı subutiyyenin saltanat yeridir. Oranın da üst kısmı olan teras ise lâhût âleminin zuhur mahallidir.”Oku
- 7Aşk ve İrfân Yolunda · s.204“Yukarıdaki kat ve direkler ise sıfat-ı zâtiyye ve sıfat-ı subutiyyenin saltanat yeridir. Oranın da üst kısmı olan teras ise lâhût âleminin zuhur mahallidir.”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.