İçeriğe atla

Sohbet Arası Sohbetler CD 16 Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları24 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, şerîat ve tarîkat mertebelerinde elde edilen bilgilerin hakîkat ve mârifet mertebelerine yükseltilerek, kişinin kendi nefsinde ve dış âlemde Hak'kın tecellîlerini idrâk etmesi ve buna göre bir yaşam kurgulamasıdır. Bu dersler, vehmî bilgilerden arınarak vahiy bilgileriyle hareket etmeyi, her fiilin Hak'tan olduğunu müşahede etmeyi ve eşyanın hakîkatini idrâk etmeyi içerir. İbrahim Aleyhisselam'ın "hullet" mertebesi gibi, fiillerin Hak'ka aidiyetini idrâk etmek, sâlikin kendi varlığının Hak'kın icraatına bir vasıta olduğunu anlamasıyla kemâle erer. Bu süreç, nefsin tezkiye edilmesi ve safiyetine ulaşmasıyla, yani "nefs-i zekiyye" mertebesiyle taçlanır; bu, kişinin üzerine yeni ilâhî oluşumları kabul edecek hale gelmesidir.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, şerîat ve tarîkat mertebelerinin ötesine geçerek hakîkat ve mârifet mertebelerine yükselmeyi hedefler. Bu yükseliş, kuru bilgi toplamakla değil, yaşanan tecrübeler ve idrâklerle gerçekleşir. Kitap, bu süreci şu temel derslerle açıklar:

1. Vehmi Bilgilerden Arınma ve Vahiy Bilgilerine Yönelme: Sâlikin, kendi zan ve kuruntularından (vehmî bilgilerden) kurtulup, ilâhî vahiy ile gelen bilgilere yönelmesi esastır. Kaynakta belirtildiği üzere, "vahyi bilgilerle vehmi bilgilerle bu işlerin olması mümkün değil"¹. Bu, kişinin kendi aklını mutlaklaştırmaktan vazgeçip, dışarıdan gelen ilâhî ışıklara kendini açması anlamına gelir. Nefsin "yıldızlığını söndürmesi"², yani kendi aklının ışığına güvenmekten vazgeçerek ilâhî rehberliği kabul etmesidir.

2. Fiillerin Hak'ka Aidiyetini İdrâk Etme (Tevhîd-i Ef'âl): Hakîkat mertebesine ulaşan sâlik, karşısına çıkan her fiilin, müspet veya menfi, Hak'tan olduğunu idrâk eder. Bu, "yakîn bir bilgiyle"¹ gerçekleşir, kuru ilimle değil. Bu idrâk, İbrahim Aleyhisselam'ın "hullet" mertebesiyle açıklanır: "Kendinin ve bütün varlıktaki fiillerin hakkın fiilleri olduğu dolayısıyla kendi vasıtasıyla hakkın icraatta bulunduğunu idrak etmesidir"³. Bu makâmın kemâli "fenâ-yi ef'âl"dir; yani kişinin kendi fiillerini Hak'kın fiillerinde yok etmesi. Ancak bu idrâkin, bu mertebeye ulaşanlara has bir hüküm olduğu ve idrâke gelmeden amel etmeye kalkışmanın büyük yanlışlara yol açacağı vurgulanır¹.

3. Eşyanın Hakîkatini Müşahede Etme: Hakîkat mertebesinde sâlik, daha önce kendi nefsinde (enfüsî) yaşadığı hakîkatleri bu defa dış âlemde (âfâkî) yaşamaya başlar. "Yakında onlara ufuklarda ve kendi nefislerinde olan ayetlerimizi göstereceğiz ta ki onlar için bunun onun hakk olduğu ortaya çıksın" (Fussilet 41/53) âyeti bu durumu açıklar⁴. Bu, eşyanın sadece isimlerden ibaret olmadığını, Hak'kın değişik mertebelerden ayrı ayrı zuhurları olduğunu bilmek anlamına gelir. Bu idrâk, âlemin kıyametinin kişinin kendi içinde kopması gibidir; zannettiği eşyanın hakîkati ortaya çıkar. Bu makâmda "Onun veçhinden başka her şey helak olacaktır" (Kasas 28/88) âyeti açık ifadesini bulur; yani sâlik, Hak'kın veçhinden başka her şeyin fânî olduğunu müşahede eder¹.

4. Nefs-i Zekiyye Mertebesine Ulaşma: Bu irfânî derslerin nihâî hedeflerinden biri, nefsin tezkiye edilerek "nefs-i zekiyye" mertebesine ulaşmasıdır. Bu mertebe, nefsin "kendi asli temizliğine ulaşması, öz bünyedeki temizliğine ulaşması silinmesi onun temizlenmesi saf kalması, yani üzerine yeni yazılacak yeni oluşumları kabul edecek hale gelmesi"⁵·² olarak tanımlanır. Üzeri karalı bir sayfanın temizlenerek yeni yazılara hazır hale gelmesi gibi, sâlikin nefsi de ilâhî tecellîlere ve mârifete açık hale gelir. Bu, aynı zamanda "nefs-i kâmile" veya "nefs-i safiye" olarak da adlandırılır ve Âdemiyet mertebesi, safiyullah mertebesiyle ilişkilendirilir.

Bu dersler, sâlikin sadece teorik bilgi edinmekle kalmayıp, bu bilgileri kendi yaşantısına tatbik ederek, Hak'kın varlığını ve tecellîlerini her an müşahede etmesini ve bu idrâkle yaşamını şekillendirmesini gerektirir. Bu yolculukta mürşidin himmeti ve irşâdı vazgeçilmezdir, zira "nef’a-i ilahiyenin gelmediği zaman bunun oluşması yeşermesi mümkün değildir"⁴.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Kaynak 2, s. 33
  2. 2Kaynak 3, s. 153
  3. 3Kaynak 6, s. 53
  4. 4Kaynak 5, s. 31
  5. 5Kaynak 1, s. 155

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.