İçeriğe atla

Sohbet Arası Sohbetler CD 17 Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları1 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlik için günlük hayattaki irfânî dersler, mânevî yolculuğun sadece teorik bilgiyle değil, aynı zamanda yaşantıyla, hâlle ve idrâkle bütünleşmesi gerektiğini vurgular. Bu dersler, kişinin kendi nefsini tanıması, Hakk'ın fiillerini müşahede etmesi, Kur'ân'ın derin manalarına nüfuz etmesi ve nihayetinde Rabb'ini kazanma hedefiyle hareket etmesi üzerine kuruludur. İrfânî yolculuk, vehmî bilgilerden arınarak vahiy hakikatine yönelmek, dış âlemdeki âyetleri kendi iç âleminde idrâk etmek ve her şeyin Hakk'tan zuhur ettiğini yakîn bilgiyle kavramakla mümkündür.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, mânevî gelişimini dört temel eksende şekillendirir: niyet, fiil, hâl ve mârifet. Bu dersler, kişinin sadece ibadetlerini yerine getirmesiyle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda varoluşun derinliklerini idrâk etmesini ve bu idrâki yaşamına yansıtmasını hedefler.

1. Nefha-i İlâhiyye ve Mürşid Himmeti: İrfânî yolculukta "nefha-i İlâhiyye"yi almak esastır. Bu, kuru bir bilgi ezberlemekle değil, "Hay" olandan, yani diri bir mürşidden alınacak "aşı" ile mümkündür. Ölü bir yaprağın aşı tutmaması gibi, ilâhî nefha olmadan tahsil edilen bilgi de kişiyi hakikate ulaştıramaz. Mürşidin himmeti ve irşâdı, sâlikin bu hakikati yaşamasına ve Hakikat mertebesinin başlangıcına adım atmasına vesile olur. Bu, sâlikin günlük hayatında bir rehbere tabi olmasının ve onun irşadıyla ilerlemesinin önemini gösterir.

2. Enfüsî ve Âfâkî Hakikatlerin İdrâki: Hakikat mertebesine ulaşan sâlik, daha önce kendi nefsinde (enfüsî) yaşadığı hakikatleri dış âlemde (âfâkî) yaşamaya başlar. "Yakında onlara ufuklarda ve kendi nefislerinde olan Âyetlerimizi göstereceğiz tâ ki, onlar için O'nun Hakk olduğu ortaya çıksın" (Fussilet 41/53) âyeti bu idrâki açıklar. Sâlik, her fiilin, her şeyin Hakk'tan olduğunu yakîn bir bilgiyle idrâk eder. Bu, günlük yaşamda karşılaşılan her olayın, müspet veya menfî, Hakk'ın bir tecellisi olduğunu bilmek ve bu bilinçle hareket etmektir. Ancak bu idrâk, belirli bir mertebeye ulaşanlara hastır ve bu idrâke gelmeden amel etmeye çalışmak büyük yanlışlara yol açabilir. Bu nedenle, mürşid kontrolü altında ilerlemek esastır.

3. Kur'ân'ın Mertebeleri ve İrfânî Okuyuş: Kur'ân-ı Kerîm'i sadece mushaf olarak ele alıp öpmekle yetinmek yerine, onun dört mertebesini idrâk etmek irfânî bir derstir: Mushaf, Elif-Lâm-Mîm gibi harflerin sırrı, âlemlerin Kur'ân'ın tafsili olması (fiilî Kur'ân) ve Kur'ân-ı Nâtık (konuşan Kur'ân). Sâlik, eşyayı Hakk'ın bir kitabı olarak "seyr-i eftan" ile okumalıdır. "Her ne söz ki söylenir âlemde Türkü ya Arab, tut kulağın kim sanadır cümle dillerden hitap" sözü, tüm âlemin sâlike hitap ettiğini ve onun da "Zâtî Kur'ân" olduğunu ifade eder. Bu, Kur'ân'ın sadece lafzî değil, aynı zamanda varoluşsal bir rehber olduğunu ve sâlikin kendi varlığında bu hakikatleri keşfetmesi gerektiğini gösterir.

4. Beşeriyetten Kurtulup İrfâniyete Yönelmek: Sâlikin günlük hayattaki en önemli derslerinden biri, beşeriyetin bireysel anlayışından kurtularak irfâniyete, yani tevhid ilmine yönelmesidir. Çok namaz kılmak, çok ibadet etmekle cennet kazanma hedefi yerine, kendini tanıma ve bu yolla Rabb'ini tanıma yoluna girmek esastır. Rabb'in istediği, insanın kendi fiillerinin, isimlerinin ve Zât'ının zuhuru için halk edildiğini idrâk etmesidir. "Venefahtü" hakikatini bilmek, kişinin kendini daha iyi tanımasına yardımcı olur. Bu, nefsin emmare hallerinden arınarak, ruhun asliyetine dönmek ve Hakk'ın "Hüviyet" ve "İnniyet" tecellilerini kendi varlığında müşahede etmektir.

5. Makâmlar ve Hâller Arasındaki Fark: Sâlikin sülûktaki ilerleyişi makâmlarla ifade edilir. Makâm, sâlikin amel ve tahkîk ile elde ettiği istikrarlı manevî mertebedir; hâlden farkı sürekliliğidir. Hakikat mertebesi, nefis mertebelerini bitirip Tevhîd-i Ef'âl'e varan kişinin kendi varlığında tevhidi oluşturmasıyla başlar. Bu, beşerî varlıktan soyunarak hiçlik ve yokluk hâline gelmek, ardından kendi özel ve Hakkânî kimliğine ulaşmaktır. Bu makâma ulaşmadan Hakikat mertebesinden bahsetmek, onu yaşamak mümkün değildir. Bu, parayla, ezberle veya kuru bilgiyle elde edilemez; ancak "nefha-i İlâhiyye" ile hayat kazanmış kimseler bu yolda ilerleyebilir. Bu dersler, sâlikin günlük yaşamında sürekli bir tefekkür ve mânevî gayret içinde olmasını gerektirir.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.49manada ve nazari manada fiili manada üflenmedikçe tahsili yapılmadıkça bu yolun açılması mümkün değildir. Bu kitabı alır ezberler hiç bakmadan ezbere okur, ama Oku
  2. 2Kaynak · s.109sene halik midir mahluk mudur, diye bunun münakaşasını yapmışlardır. Kimisi haliktir demiş kimisi mahluktur demiş, mahluktur diyen nasıl haliktir diyebilir, halOku
  3. 3Kaynak · s.115defa yani sadece Onun yaşantısında zuhura gelmiş değildir. Miraç Adem (as) ile başlayıp Hz Rasulullah ile kemale ermiş bir hadiseden başka bir şey değildir. BütOku
  4. 4Kaynak · s.193başındaki “Eb” harfleri Kur’an-ı Kerim’in atası içindeki manaların da yazıların da atası her varlığın özü atası oluyor ondan zuhura geliyorlar. “Eb” in atası daOku
  5. 5Kaynak · s.71bireyden beşerden bahsetmiyor, yani şu kadar çok namaz kılayım bu kadar ibadetim olsun böyle sevap kazanayım da cennete gideyim gibilerden değildir farkındaysanOku
  6. 6Kaynak · s.47ile hallenmektir. Yani bu ayetin hükümleri içerisinde hayatını sürdürmek ve diğer ifade ile halini ifade eden ayet-i Kerime de Kûr’ân-ı Keriym; Kasas Sûresi; كُOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.