Şûrâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Şûrâ kavramı tasavvufta, sâlikin Rabb'ine icâbet etmesi, namazı ikâme etmesi ve işlerini istişâre ile yürütmesi mertebesinde işlenir. Bu mertebe, rubûbiyet mertebesi âyetleri bağlamında ele alınır ve kişinin kendi varlığındaki melekî kuvvetlere imâm olması, salât-ı vustâ olan rubûbiyet mertebesi namazını kılması ve nihayet salât-ı dâimûn hâliyle sıfat mertebesi namazına ulaşmasıyla tahakkuk eder. Hakîkî istişâre, irfân ehli ile yapıldığında kişiyi doğru yola iletir ve ma'nâ rızkının dağıtımına vesîle olur. Bu süreçte, vehim ve hayalden arınmış, saf bir gönülle hareket etmek esastır.
Detaylı cevap
Şûrâ kavramı, tasavvufî sülûkta önemli bir mertebeyi ifâde eder. Kitapta Şûrâ Sûresi'nin 38. âyeti olan "Onlar, Rablerinin davetini kabul ederler ve namazı dosdoğru kılarlar. Onların işleri de kendi aralarında bir istişare iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan onlar Allah yolunda harcarlar" (42/38) bağlamında ele alınır. Bu âyet, rubûbiyet mertebesi âyetlerinden biri olarak kabul edilir.
Sâlikin bu mertebede gerçekleştirmesi gerekenler şunlardır:
-
Rabbin Davetine İcâbet: İnananların, "hâdî" olan Rablerinin davetini vâcip kabul etmeleri gerekir. Bu, Hakk'ın emirlerine tam bir teslimiyetle yönelmek anlamına gelir.
-
Salâtın İkâmesi: Namazın dosdoğru kılınması, sadece zâhirî hareketlerden ibaret değildir. Öncelikle "kıyâm ederek, yani nefsinin kıyâmetini kopararak" Tevhîd-i Ef'âl peygamberi olan İbrâhîm (a.s.) gibi kendi varlığındaki melekî kuvvetlere ve birimsel esmâlara imâm olmasıdır. Bu, nefsin arındırılması ve varlıktaki ilâhî tecellîlerin idrâk edilmesiyle başlar. Daha sonra "salât-ı vustâ olan rubûbiyet mertebesi namazı" kılınır ki bu, sıfat mertebesi namazı olan "salât-ı dâimûn hâli"ne ulaşmayı sağlar, yani her an namazda olma hâlidir. Bu hâlin kemâl noktası ise "Zât-Muhammediyet mertebesi ile cem edilip Allah (c.c.) ile olan mukâbele hâlinde olan namazın ikâme edilmesidir".
-
İstişâre: İşlerin aralarında danışma ile yapılması, zâhirî bir eylem olmanın ötesinde, tasavvufî bir derinliğe sahiptir. Genellikle kişiler bir işin hayırlı olup olmadığını anlamak için istihâreye yatarlar. Ancak kitap, rüyaya vehim ve hayalin karışma ihtimâli olduğunu ve bu rüyayı doğru değerlendirecek irfân ehlini bulmanın zorluğunu vurgular. Bu nedenle, "istişâreden ziyade ehli ile yapılan istişâre kişiyi doğru yola iletir". Hakîkî rızk olan ma'nâ rızkı da irfân ehli tarafından dağıtılır. Bu, mürşid-i kâmil ile yapılan istişârelerin önemini gösterir.
Bu mertebeye ulaşmak için sâlikin, nefsânî heveslerden, zan ve hayalden, gafletten soyunarak, saf bir gönülle hareket etmesi gerektiği belirtilir. Kalbin mühürlenmesi, kesret perdesinin kalınlaşması ve gaflet perdesinin oluşmasıyla hakîkati görememeye yol açarken, tevhîd nuruyla aydınlanmak bu perdeleri kaldırır. Bu bağlamda, Şûrâ, sâlikin içsel ve dışsal âlemde Hakk ile sürekli bir irtibât hâlinde olmasını, işlerini ilâhî rehberlik ve irfân ehlinin tavsiyeleri doğrultusunda yürütmesini ifâde eden yüksek bir tasavvufî mertebedir.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.1“Kur’ân-ı Kerîm de yolculuk Terzi Baba Necdet Ardıç İ’şari Te’vil ve Tefsiri (250-42-38) Şûrâ Sûresi. Murat Derûni NECDET ARDIÇ İRFAN SOFRASI TASAVVUF SERİSİ (25”Oku
- 2Kaynak · s.177“Allah’a doğru bir hedef gösteriliyor. Seyr-i İlallah, tüm işler Allah’a dönerek seyir halindedir, diyor. Bir an yok ve bir an var. Adem ve Âdem (var ve yok) hak”Oku
- 3Kaynak · s.3“izâhları vardır, Cenâb-ı Hakk İlâh-î kitabımızdan en geniş şekilde yararlanmamızı nasib eder İnşeallah. “Memur mâzûrdur” düstûruyla üstlendiğim bu vazîfeyi, Ter”Oku
- 4Kaynak · s.71“her şey vardır.” Efendimiz s.a.v. rabbi hası Allah esmâsıdır. Diğer kullar ise bir esmâ-i ilâhiyyenin tahtı terbiyesi aldındadır. Dolayısı ile bu dilem hangi es”Oku
- 5Kaynak · s.117“bundan daha büyük günahın olamaz diyor. Ben varım diyerek varlık isbatına girişmek Hakk’a karşı yapılan en büyük hayasızlık, utanmazlıklıktır. Hakikat ehli, irf”Oku
- 6Kaynak · s.45“değil, benzeri yoktur. Bu sıfat-ı zatiyesinde var, Muhalefün lil-havadis. Duyan ve gören odur yönüyle de sıfatları ile taalluk eden yönüdür yani o yönüyle bilme”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Kelime-i İlyâsiyye Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
- Sâffât kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.