İçeriğe atla

Şûrâ Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları1 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlik için irfânî dersler, varlık iddiâsından arınma, her hâlin Hakk'tan geldiğini bilme, istişareye ehemmiyet verme ve İnsan-ı Kâmil'in hakikatini idrâk etme ekseninde şekillenir. Günah, vahdet şuuruna perdedir; haya ise bu perdeyi yırtan nurdur. Ârif, öfkesinde dahi rahmeti görendir. Namaz, nefsin kıyametini kopararak Tevhid-i Ef'âl'den başlayıp Zât-Muhammediyet mertebesiyle cem edilen bir mirâc hâlidir. Hakiki rızık, ma'nâ rızkıdır ve irfan ehli bunu ihtiyacı olanlarla paylaşır. İnsan-ı Kâmil'in zahirî sureti perde olmamalı, zira ilahî letafet onun varlığında mevcuttur. Her bir hâlin akabinde gelen hâl, evvelkinin cezasıdır; ne ekilirse o biçilir. Hakikat-i Muhammediyye'nin farklı zamanlardaki tecellileri olan peygamberlerin mertebelerini idrâk etmek, mânevî seyrin gayesidir. Allah'a iftira, batında Hakk'ı inkâr etmek ve vahdeti perdelemektir; kalbin mühürlenmesi ise gaflet perdesinin kalınlaşmasıdır.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, hem bireysel tecrübeleri hem de toplumsal ilişkileri kapsayan geniş bir yelpazede ele alınır.

1. Varlığı Hakk'a Teslim Etme ve Günahlardan Arınma: Sâlikin en büyük günahı, "Ben varım" diyerek varlık iddiâsında bulunmasıdır. Bu, Hakk'a karşı yapılan en büyük hayasızlıktır. Hakikat ehli, öfkelendiğinde dahi bunun Hakk'tan geldiğini bilir ve nefsinin bu hâli gerçekleştirmesine rağmen, ölçüsüyle kendindeki Hakk'ı korur. İçerden kızmaz, dışarıdan ise zahirî hükme göre davranır. Günah, vahdet şuuruna bir perdedir; haya ise bu perdeyi yırtan nurdur. Ârif, öfkesinde bile rahmeti görendir, zira her varlığın O'nun aynası olduğunu bilir. (Kaynak 1) Bu, sâlikin niyet ekseninde varlık iddiasından vazgeçip fiil ekseninde her eylemini Hakk'a nispet etmesiyle gerçekleşir.

2. Namazın Mertebeleri ve İstişarenin Önemi: Namazın ikame edilmesi, öncelikle nefsin kıyametini kopararak Tevhid-i Ef'âl peygamberi olan İbrâhîm a.s.'ın kendi varlığındaki melek-kuvvelere ve birimsel esmâlara imam olmasıyla başlar. Daha sonra rububiyet mertebesi namazı olan salât-ı vusta ve sıfât mertebesi namazı olan salât-ı daimun hâline ulaşılır. En kemâl hâli ise Zât-Muhammediyet mertebesi ile cem edilip Allah c.c. ile olan mukabele hâlinde namazın ikame edilmesidir. Sâlik, bu mertebeleri idrâk ederek namazını bir mirâc hâline dönüştürür. Ayrıca, bir işin hayırlı olup olmadığı konusunda istihareden ziyade, ehli ile yapılan istişare kişiyi doğru yola iletir. Hakiki rızık olan ma'nâ rızkını da irfan ehli, kırkta birini kendine ayırıp diğerlerini ihtiyacı olan irfan ehline dağıtır. (Kaynak 1) Bu, sâlikin fiil ekseninde namazı bir makâm olarak idrâk etmesi ve hâl ekseninde istişare ile Hakk'ın iradesine teslim olmasıdır.

3. İnsan-ı Kâmil'in Hakikati ve Perdelenmeme: Sâlik, İnsan-ı Kâmil'in kesif beşerî suretine bakıp da, o suretle zahir olan vücûd-i vâhid-i latiften perdelenmemelidir. İnsan-ı Kâmil'in sureti, ilahî letafetin onun varlığında mevcut olduğu bir elbisedir. Allah-ı Latif, ibâdının kisve-i taayyününe bürünerek bu kesif âlemde zahir ve mütecelli etmektedir. Hak, ayn-ı küldür ve her "ayn"ın aynısıdır. Onun her "ayn"da zuhuru ve tecellîsi, o "ayn"ın gereğine göredir. Kemaliyle zuhuru ve tecellîsi ancak İnsan-ı Kâmil'in "ayn"ındadır. Adem'in kesif heykeli ve taayyünü, onun zahirdeki varlığı örtü ve perdedir. İnsan-ı Kâmil, kendisinde ilahî latif hakikat varlığı mevcut olduğundan bütün secdelerin kıblesidir. (Kaynak 2) Bu ders, sâlikin mârifet ekseninde İnsan-ı Kâmil'i bir ayna olarak görüp, onun zahirî suretine takılıp kalmadan bâtınî hakikatini idrâk etmesini sağlar.

4. Amellerin Karşılığı ve Nefsin Terbiyesi: Her bir hâlin akabinde gelen hâl, evvelkinin cezasıdır. Yani ne ekilirse o biçilir. Ruhani hâller de böyledir; bir hâlin akabinde meydana gelen ikinci hâl, evvelki hâle tabidir. Eğer hâl-i evvel hoş ise cezası da hoş olur, nahoş ise ikinci hâl de nahoş olur. (Kaynak 2) Bu, sâlikin fiil ve hâl ekseninde amellerinin sonuçlarını idrâk etmesi ve nefsinin arzularına göre değil, Hakk'ın rızasına göre hareket etmesi gerektiğini gösterir.

5. Peygamberlerin Mertebeleri ve Seyr-i Sülûk: Ülü'l-azm peygamberlerin mertebelerinden bahsetmekten maksat, peygamberler tarihi okumak değil, onların hayat tecrübelerinden ilham alarak yolu kısaltmak ve istifade etmektir. Tüm mertebeler İslâm'ın içindedir. Bu mertebeler yaşanamazsa, gerçek mirâc tecrübe edilemez. Necdet Ardıç'a göre ülü'l-azm peygamberlerin yaşadıkları hâl ve durumları, sâlikin hayat seyrinde mutlaka tecrübe etmesi gerekir. Hakikat-i Muhammediyye'nin farklı zamanlarda farklı tezahürleri olan bu peygamberlerin hakikatlerini anlamak, aslında mânevî seyrin amacıdır. Bu süreç sadece bir bilme hâli değil, aynı zamanda "Olma" hâlidir. Âdemiyyeti idraktan sonra sırasıyla Nuhiyyet, İbrahimiyyet, Museviyyet, İseviyyet ve Muhammediyyet mertebelerini idrak etmek şarttır. (Kaynak 5) Bu, sâlikin mârifet ekseninde peygamberlerin mertebelerini kendi sülûkunda birer makâm olarak görmesi ve bu makâmları tecrübe ederek kemâle ermesidir.

6. Batılı Yok Etme ve Hakk'ı Gerçekleştirme: "Yalan uydurup Allah'a iftira etti" diyenlerin batında Hakk'ı inkâr ettikleri ve vahdeti perdeledikleri belirtilir. Kalbin mühürlenmesi ise kesret perdesinin kalınlaşarak gaflet perdesine, nefsin perdelenmesine ve nihayetinde ebedî hüsrana, yani hakikati görememeye götürür. (Kaynak 6) Bu ders, sâlikin niyet ekseninde Hakk'a iftiradan kaçınması, fiil ekseninde batılı yok etmeye çalışması ve hâl ekseninde kalbinin gaflet perdesinden arınarak tevhîd nuruyla aydınlanması gerektiğini vurgular.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.117bundan daha büyük günahın olamaz diyor. Ben varım diyerek varlık isbatına girişmek Hakk’a karşı yapılan en büyük hayasızlık, utanmazlıklıktır. Hakikat ehli, irfOku
  2. 2Kaynak · s.59Tuvalete gitme halini tekrar açlık hali takip eder. Her bir halin akibi olan hal hal-i evvelin cezasıdır. Yani aç olduğun zaman yemek yediğinde açlığın cezası yOku
  3. 3Kaynak · s.193↑ Necdet Ardıç – Gönülden Esintiler – 13 ve hakikat-i ilâhiyye – Tasavvuf Serisi 13 – Sayfa 183… ↑ Necdet Ardıç – Gönülden Esintiler – A'yân-ı sâbite-kazâ ve kaOku
  4. 4Kaynak · s.175a’yân-ı sâbiteden bir ikinci a’yân-ı sâbite olması mümkün değildir. Her a’yân-ı sâbite, İzâfi Zât'ın bir vechine karşılık gelir dolayısıyla bu yöne özeldir ve sOku
  5. 5Kaynak · s.139tüm düşünce yapılarını düzeltmek ve tekrar yapılanma için Kûr’ân ve Hadîs” le göndermiştir. Ülü’l-azm peygamberlerden her biri, bir mertebe ortaya çıkartırken, Oku
  6. 6Kaynak · s.71her şey vardır.” Efendimiz s.a.v. rabbi hası Allah esmâsıdır. Diğer kullar ise bir esmâ-i ilâhiyyenin tahtı terbiyesi aldındadır. Dolayısı ile bu dilem hangi esOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.