Tasavvuf kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Tasavvuf kavramı, bu eserde doğrudan bir mertebe olarak ele alınmaz; aksine, tevhidin ve arifliğin nihai yaşantısı olarak tarif edilir. Tevhid, Cem ve Fark hallerinin bir arada yaşanmasıyla tahakkuk eder. Arif, bu mertebeye ulaştığında hiçbir itikatla kayıtlanmaz, her şeyi yerli yerinde görür ve tüm itikatların hakikatten gelen bir aslı olduğunu idrak eder. Bu hal, Hakikat-i Muhammediye'ye erişme ve onu geniş olarak idrak etme neticesinde oluşan, tenzih ve teşbihin birleşimi olan tevhidin ötesinde, "vahdet" olarak isimlendirilen ve kişinin kendi varlığının yok olduğunu idrak ettiği en yüksek idrak seviyesidir. Bu, kişinin kendisini bilmesi ve gerçek velayetin tahakkuk ettiği makamdır.
Detaylı cevap
Eserde tasavvuf, doğrudan bir mertebe olarak değil, tevhidin ve arifliğin en yüksek yaşantısı olarak ele alınır. Bu yaşantı, Cem ve Fark hallerinin bir arada idrak edilmesiyle ortaya çıkan Tevhid'dir. Musa Aleyhisselam'ın getirdiği tenzih (Hakk'ın ötelerde ve bir olması) Cem hükmünü yaşatırken, İsa Aleyhisselam'ın getirdiği teşbih (Hakk'ın yerlerde olması) Fark alemini yaşatmıştır. Hz. Muhammed ise bu ikisini birleştirerek hem göklerde hem yerlerde hem de "sendedir" diyerek Vahdet halini açmıştır. Bu, "Cem ile Fark'ın beraberliği Tevhid'dir" ifadesiyle özetlenir.
Arif, bu makama ulaştığında nefsine ve rütbesine arif olur, kendini hiçbir itikatla kayıtlamaz. O, bir heyula gibi her hale girer, tüm halleri yaşar ve hiçbirine takılıp kalmaz. Arif, hiç kimseyi beslediği itikattan dolayı kınamaz, çünkü her şeyi yerli yerinde görür ve her itikadın hakikatten gelen bir aslı olduğunu idrak eder. Bu, üçüncü seferin, yani sülûkun nihayetinde oluşan bir görüş ve yaşama halidir. Arif, Hakk'ın her fiilinin hakikatine nüfuz etmiştir ve o fiilin nereden geldiğini idrak etmiştir. Bu idrak, Cem'i ve Fark'ı bir arada yaşadığı için, ayrı ayrı gördüğü şeylerin aslını kavrayarak ne eksik ne de fazla bir şey görmez.
Bu yaşantı, kişinin kendi varlığının yok olduğunu idrak ettiği, tenzih, teşbih ve tevhidin ötesinde bir "Vahdet" halidir. Bu, gerçek kendini bilme ve velayetin tahakkuk ettiği makamdır. Bu makamda kişi, Hakk'ın fiillerini doğrudan müşahede eder ve "Hakk'la konuşmaktayım" diyen Beyazid-i Bistami gibi, karşısında ayrı bir varlık göremez, çünkü bütün zatlar Hakk'ın Zatında yok olmuştur. Bu hal, "La mevcude İlla Hu" (Varlıkta O'ndan başka hiçbir varlık yoktur) zikrinin ve idrakinin yaşandığı bir makamdır. Bu, "ilmel yakîn" ve "ayn el yakîn" müşahede haline geçişin neticesidir.
Bu makama erişen arif, "makam-ı cem"e vasıl olduktan sonra, eğer Hakk dilerse onu tekrar beşeriyetine döndürür. Bu dönüş, ilk beşeriyet yaşantısı gibi olmayıp, tamamen izafi bir yaşantıdır; varlığı ile yokluğu bir olan bir haldir. Bu, "Tahallaku bi ahlâkillah" (Allah'ın ahlakıyla ahlaklanmak) hükmünün gerçek yaşantısıdır. Bu dönüş, sülûkun üçüncü seferi olup, arifin beşeriyet örtüsüyle halk arasına karışması ve şeriat hükümlerine tam bağlılıkla itidal üzere yaşamasıdır. Bu hal, ne ifrat ne de tefrit, tam bir istikamet ve adalet üzere olmayı gerektirir.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.289“demektir. İşte bu fark ile ikinci seferdeki cemi bir arada yaşayabilmek ise Tevhiddir. İslam’ın getirdiği nokta bu, İslam’dan evvel tevhid-i zat yoktu. Neden, ç”Oku
- 2Kaynak · s.141“çıktı. Değil mi bir hadise var. Gözümüzün önünde birisi kavga ediyor. Yahut birisi birine yardım ediyor. Hiç bunları o mahaller olarak o kişiler olarak, o varlı”Oku
- 3Kaynak · s.149“mekân ile sıfatlanır. Müşahede ve marifet tamamıyla kaybolur. Yani evvelki yaşantı kaybolur diyor. Vaktin babalığı hükmü dahi kaybolur. O dahi gider. Korkunç bi”Oku
- 4Kaynak · s.225“Hakîkat-i Muhammedîyenin {en geniş ve şümullü şekli) İlk çıktığında Hakîkat-i Muhammedîyeye erişme ve onun neticesinde de onu geniş olarak idrak etme hali olur.”Oku
- 5Kaynak · s.183“idraki budur. Bunun dışında ve bunun altında olan düşünceler sevap kazanma hükmü ile yapılan fiillerdir. Sevap kazanma hükmü ile yapılan fiiller kemâle erdiğind”Oku
- 6Kaynak · s.277“ve nehiyleri yap demek değildir. Her ne kadar onlar da var ise de bütün bunların içerisinde ve üstünde kişinin kendi varlığını kendisine tanıtmaktır. İşte bu an”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Kelime-i İlyâsiyye Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
- Sâffât kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.