İçeriğe atla

Tasavvuf ve Tarîkat'ı birlikte düşünmek hangi Fass üzerinden anlaşılır?

Çaprazlama23 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Tasavvuf ve tarîkat kavramlarını birlikte düşünmek, Fusûsu'l-Hikem'deki İsmail Fassı üzerinden anlaşılabilir. Bu fass, hikmet-i aliyye, yani saîd olmanın sırrı, her kulun özel Rabbi (Rabb-ı hâs) ve mârifet-i Rabbâniyye ekseninde teslimiyet ve rıza hâllerini işler (İsmail Fassı). Tasavvuf, kalbin temizlenmesi ve Allah'a yakınlık ilmi iken (Tasavvuf), tarîkat ise bu yakınlığa ulaşmak için takip edilen yoldur. İsmail Fassı'nın vurguladığı teslimiyet ve rıza, sâlikin tarîkat yolunda ilerlerken Hakk'ın hükmüne tam bir teslimiyet göstermesi ve her hâlde rıza göstermesiyle tasavvufî kemâlâta erişmesini ifade eder. Bu bağlamda, tarîkat, tasavvufî hakikatlere ulaşmada bir vasıta ve sülûk yoludur.

Detaylı cevap

Tasavvuf, İslam mistisizmi olarak tanımlanır ve kalbin temizlenmesi ile Allah'a yakınlık ilmini hedefler (Tasavvuf). Tarîkat ise bu tasavvufî hedeflere ulaşmak için belirli usul ve erkânlar çerçevesinde takip edilen yoldur. Fusûsu'l-Hikem'de yer alan İsmail Fassı, hikmet-i aliyye, yani saîd olmanın sırrı, Rabb-ı hâs ve mârifet-i Rabbâniyye kavramları etrafında şekillenir (İsmail Fassı). Bu fass, teslimiyet ve rıza hâllerini merkeze alarak, sâlikin Hakk'a olan yönelişini ve bu yolda elde ettiği mânevî idrâki açıklar.

Tasavvuf yolculuğunda sâlik, tarîkatın rehberliğinde ilerlerken, İsmail Fassı'nın işaret ettiği teslimiyet ve rıza hâllerini tahakkuk ettirmeye çalışır. Bu, sâlikin kendi nefsinden fânî olup Hakk'ın iradesine tam bir teslimiyetle bağlanması anlamına gelir. Tarîkat, bu teslimiyetin pratik bir zeminde yaşanmasını sağlayan bir çerçeve sunar. Tasavvuf ehli, ibadetleriyle birlikte tefekküre yönelerek akl-ı küllün bildirdiği hükümlere ulaşmayı hedeflerken¹, tarîkat bu ibadet ve tefekkürün düzenli bir şekilde icra edildiği bir sülûk yoludur.

Ârifler, Hakk'ın vücudundan başka bir varlık görmezler ve gamdan uzak kalırlar². Bu mertebeye ulaşmak, tarîkatın sunduğu seyr ü sülûk ile mümkündür. Hz. Musa ve Hz. Hızır'ın yolculuğu gibi örnekler, tasavvufun temelini teşkil eden velâyet doktrinini ve ledün ilmini anlamak için önemlidir³. Tarîkat, bu velâyet makamlarına ulaşmada bir rehberlik sunarak, tasavvufî hakikatlerin yaşanmasına zemin hazırlar.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Sohbet Arası Sohbetler (23), s. 36“Tasavvuf ve felsefe. Nefsi yönde olur ve Felsefe olur Tasavvuf olmaz. Felsefeyle tasavvufun arasındaki fark, tasavvuf ehlinin, ibadet ehli olmasıdır, yani ibade”Oku
  2. 2Mesnevî Cilt 10 · Beyit 3343 (s. 382)“Bu sebeble ârif gamdan ve son halleri düşünmekten fâriğ olmuştur ve vücüd-ı Hak'tan gayrı bir mevcüd görmemişlerdir. Bu bahislerin tafsili Fusüsu'-Hikem'de Fass”Oku
  3. 3Aşk ve İrfan Yolunda Bir Ömür (Alıntı)“HIZIR, LEDÜN İLMİ VE VELED-İ KALP Tasavvuf, velâyet doktrinidir. Velâyete ve velâyetin kabul edilmesi temeline dayanır. Sûfîler tasavvufun temelini teşkil eden ”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.