İçeriğe atla

TB. Fusûs Mukaddimesi (Cilt 180) Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları5 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, kişinin kendi kimliğini idrak etmesi, Hakk'ın dışındaki ayrı bir varlık ve nefs hükmüyle kendini görmekten vazgeçmesi ve Hakk'ın isim ve sıfatlarının bir tecellîsi olduğunu anlamasıyla başlar. Bu idrak, kişinin şartlanmış bilgilerini aşarak, kendi Rabb-ı hassının sırat-ı müstakîmi üzerinde yürüdüğünü fark etmesini sağlar. İrfâniyet yolunda ilerlemek, kişinin kendi nefs hapishanesinden kurtulup gerçek hüviyetine kavuşması, fiillerin kendisine değil, Rabb'ına ait olduğunu bilmesi ve her an yeni tecellîlerle zuhur eden Rahmânî nefesin farkında olmasıyla mümkündür. Bu dersler, kişiyi sadece âbid veya zâhid olmaktan çıkarıp, mârifet ehli bir ârif olmaya yönlendirir.

Detaylı cevap

Sâlik için günlük hayattaki irfânî dersler, öncelikle nefsini bilme ve Hak'tan ayrı bir varlık olmadığını idrak etme üzerine kuruludur. Kitapta belirtildiği üzere, "bir kimse kendini Hakk’ın dışında ayrı bir varlık ve nefs hükmü ile gördüğü sürece bunları kabullenmesi zaten mümkün değildir" [1]. Bu durum, kişinin şartlanmış kul anlayışından sıyrılarak, kendisini "yukarıdaki Allah anlayışı, aşağıdaki kul anlayışı hükmü içerisinde" [1] görmekten vazgeçmesini gerektirir.

Niyet ekseninde işleyiş: Sâlik, her an ve her fiilinde kendi varlığının Hak'tan ayrı olmadığını niyet etmelidir. "Bizler maddî olarak bütün vücûtlarımız bize âit vücûtlar olmayıp, Allah’ın Zâhir ismi ile zuhûra getirdiği, ca’l ettiği, kıldığı yani kendi isim ve sıfatlarının suret almış şekilleridir" [2]. Bu niyet, kişinin kendi fiillerini sahiplenmekten vazgeçip, onların Hakk'ın bir tecellîsi olduğunu bilmesini sağlar.

Fiil ekseninde işleyiş: İrfânî dersler, sadece teorik bilgiyle kalmayıp, günlük amellere yansımalıdır. Kişi, "birkaç rek’at namaz kılmak ile birkaç hac ve umreye gitmek ile birkaç oruç tutmak ile sâdece âbid veyâ zâhid oluruz ancak ârif olamayız" [2] bilinciyle hareket etmelidir. Gerçek irfân, bu ibadetlerin ötesinde, kişinin kendi Rabb-ı hassının sırat-ı müstakîmi üzerinde yürüdüğünü idrak etmesiyle gerçekleşir. Her mevcudatın kendi Rabb-ı hassının sırat-ı müstakîmi üzerinde yürüdüğü hakikati, sâlikin kendi yaşam yolunu da bu istikamette görmesini sağlar [1].

Hâl ekseninde işleyiş: Sâlik, günlük yaşamında karşılaştığı her durumda "lâ fâile illallah" (fail ancak Allah'tır) ve "lâ mevcûde illallah" (mevcut ancak Allah'tır) hükümlerini idrak etmeye çalışmalıdır [5]. Bu hâl, kişinin kendi fiillerine itiraz etmekten vazgeçmesini ve her şeyin Hakk'ın bir tecellîsi olduğunu görmesini sağlar. "Nazar-ı hakikatle bakıldığı vakit hiçbir ferdin ef’aline itiraz muvafık olmaz" [4]. Bu, aynı zamanda dedikodudan, vehmî düşüncelerden ve yargılamalardan uzak durmayı gerektirir.

Mârifet ekseninde işleyiş: İrfânî derslerin nihai hedefi, kişinin kendi hakikatini bilmesi ve Rabb'ine vâsıl olmasıdır. "Kendisini bilmeyen kişinin ilmi ne kadar çok olursa olsun hayal ve vehmine dayanmaktadır" [3]. Bu mârifet, kişinin "nefsine ârif olan Rabb’ine ârif olur" [3] hükmünü yaşamasıyla elde edilir. Sâlik, kendi Rabb-ı hassı olan isme göre said olduğunu ve her bir mevcudattan Rabb-ı hassının razı bulunduğunu bilmelidir [1]. Bu, kişinin kendi izâfî benliğinden sıyrılıp, Hakk'ın isim ve sıfatlarının bir tecellîsi olduğunu idrak etmesiyle kemâle erer [5]. Bu yolculukta, "nefes-i rahmânî her an yeni yeni tecellîler ile 'Müceddid emsal/benzer yenilenme' denilen olay ile sürekli yayılmaktadır" [2] hakikatini anlamak, sâlikin mârifetini derinleştirir. Ayrıca, seyr-i sülûk yolunda karşılaşılabilecek olağandışı hallere iltifat etmeyip, İblîs'in aldatmacalarından uzak durmak da önemli bir irfânî derstir [6].

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.119anlamak gerçekten irfaniyet yolunda çok büyük bir adım olmaktadır. Yani çok açılmış bir adım olmaktadır. Ancak anlaşılması da biraz zor olmaktadır. Ancak anlaşıOku
  2. 2Kaynak · s.19zâtından gelen ve zâtına giden ve zâtının hakîkatlerini bildiren hakîkat ilmidir. Bu yüzden bu ifâdeler ba’zılarımıza uzak ve duyulmamış ifâdeler gibi gelebilirOku
  3. 3Kaynak · s.3Mesnevi-i şerif, Abdülkerim Cili, İnsân-ı Kâmil gibi sayabileceğimiz bu sahada olan ancak içeriği çok geniş az sayıda kitap, İslâm’ın ve Dünya tefekkür ve kültüOku
  4. 4Kaynak · s.141yani hangi ismin terbiyesi altında ise o isimin görüntüsünden başka bir şey değildir. Yani ismin manasının şekil almış halinden başka bir şey değildir. Rabbı olOku
  5. 5Kaynak · s.191bir hak ve rahmettir ve bunları bize bildiren peygamber Efendimizin (s.a.v) şefaati de daha burada başlamaktadır. En büyük şefaatte budur, çünkü kendimizi tanımOku
  6. 6Kaynak · s.47mümkün değildir çünkü zâhir ve bâtın, evvel ve âhir kemâl üzeredir. Efendimiz’den (s.a.v) Mudil ismi çıkmaktadır ancak şu kadar ki Hâdî ismine davet etmesi bu dOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.