İçeriğe atla

TB. kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?

Kitap Soruları1 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Terzi Baba'ya göre tasavvufta mertebeler, şeriat, tarikat, hakikat ve marifet olmak üzere dört ana aşamadan oluşur. Şeriat ve tarikat mertebeleri tenzih ağırlıklı olup, ötelerde olan bir Rab'be yönelmeyi ifade ederken, hakikat ve marifet mertebeleri kişinin kendini tanıması ve Hakk'ı müşahede etmesiyle ilgilidir. Gerçek tevhid, teşbih ve tenzihin birleştirilerek yaşanmasıyla elde edilir ve bu mertebe Hakikat-i Muhammediye'de tahakkuk eder. Bu mertebeler, sadece felsefi bir yaklaşım değil, müşahedeli bir yaşantı ve irfaniyet yoluyla elde edilen hakikatlerdir.

Detaylı cevap

:

Terzi Baba, tasavvufî sülûkü dört temel mertebe üzerinden açıklar: şeriat, tarikat, hakikat ve marifet. Bu mertebeler, sâlikin Hakk'a vuslat yolculuğundaki aşamalarını temsil eder.

1. Şeriat ve Tarikat Mertebeleri: Terzi Baba'ya göre şeriat ve tarikat birbirinin devamıdır. Şeriat, temel dinî kuralları ve ibadetleri kapsarken, tarikat bu kuralların daha güçlü ve derinlemesine uygulanmasıdır. Bu iki mertebe, "tenzih mertebesi" olarak nitelendirilir. Yani, sâlik bu aşamada Hakk'ı "ötelerde olan bir Rab" olarak algılar ve O'na yönelir. Bu mertebelerde kişinin çalışması, sevap kazanma ve iyi kul olma gayesiyle yapılır; irfaniyetle değil. Ancak bu aşamalar, irfaniyete geçiş için birer basamaktır. Şeriat ve tarikat yaşanmadan hakikatten bahsetmek, felsefe yapmaktan öteye geçmez.

2. Hakikat Mertebesi: Bu mertebe, kişinin kendini tanıma çalışmalarıyla başlar. "Nefsini bilen Rabbini bilir" hadisi bu aşamada lafızdan yaşantıya ve idrake dönüşür. Kişi kendi nefsini tanıdıkça, Uluhiyet'i de tanımaya başlar. Bu, "vuslat marifettir" sözünde ifade edildiği gibi, Hakk'a ulaşmanın irfaniyetle mümkün olduğunu gösterir. Terzi Baba, bu mertebenin batılıların düşündüğü gibi felsefi bir yaklaşım olmadığını, aksine müşahedeli ve gerçek bir ulaşım olduğunu vurgular.

3. Marifet Mertebesi: Hakikat mertebesinin neticesi olan marifet, "marifetullah" yani Allah'ı irfan etmektir. Bu mertebe, teşbih ve tenzihin birleştiği, ikiliğin aşıldığı bir idrak seviyesidir. Terzi Baba, gerçek tevhidin, Hakk'ı hem tenzih (görmedim) hem de teşbih (gördüm) boyutlarıyla idrak etmek olduğunu belirtir. Bu, "Hakikat-i Muhammediye mertebesi" olarak adlandırılır. Bu mertebede sâlik, teşbihte de kendinin olduğunu idrak ederek tevhide erer. Bu, sadece putlara tapmamak gibi ef'al mertebesindeki tevhidden öte, İbrahimî bir kemal mertebesidir. Hz. Ebubekir'in "idrakin nihayeti aczini ikrar etmektir" sözü, varlığın hakikatini idrak etmedeki beşerî acziyeti ifade ederken, Hz. Ali'nin ilimdeki sınırsızlığı, Hakikat-i Muhammediye'ye erenlerin bu acziyetin ötesine geçebileceğini ima eder.

Tahakkuk ve İdrak: Bu mertebelerin idrak edilmesi ve tahakkuk etmesi, sâlikin kendi varlığının hakikatini idrak etmesiyle mümkündür. Terzi Baba, bu idrakin, bir mahluk için ulaşılabilecek en yüce mertebe olduğunu, bunun ötesinin "yokluk hazinesi" ve Zat âlemine girip helak olmak olduğunu ifade eder. Bu, "ben neyim" sorusunun cevabını bulmak ve kendi hakikatini idrak etmektir. Bu idrak, mahlukun en son varacağı zevktir ve bundan daha üstün bir bilgi mertebesi yoktur.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.139Bütün varlıkta Hakk’ın zuhurları var ama bazılarında fiilleri itibarıyla, bazılarında isimleri itibarıyla bazılarında sıfatları itibarıyla, bize lazım olan Zat’Oku
  2. 2Kaynak · s.325takılıyor, sebeple gidiyor. İşte körün değneğini bellediği gibi gayri bir şey görmez. Sebeplerden başka bir şeyi görmez. ------------------- Gerçekten de bu kitOku
  3. 3Kaynak · s.133yine ben var neden çünkü “hamd” ediyorum o yönüyle vardır. Kime “hamd” ediyorum? Karşıda bir varlık var ki ona hamd ediyorum. İşte aynı vücutta olan ayn sen misOku
  4. 4Kaynak · s.113bir ağaçta pembe üzüm var, ben pembe üzümüm ben bunu biliyorum diyor. Siyah üzümün sarı üzümün ne olduğunu bilemez. Ve benden alâsı da yok der. Neden? Çünkü herOku
  5. 5Kaynak · s.151teşbih vardır. Museviyette sadece tenzih var, ötelere atmak var, teşbih yok, “Sen beni göremezsin” buyuruyor, bu kadar açık. Kur’an Zat’tır Zat’a götürüyor seniOku
  6. 6Kaynak · s.115vasıl olacağım diye beyhude yere kendini üzme ve daha alasına tama etme. Yani bu bilginin bu hakikatin üstünde daha başka bir şey bulurum diye tama etme. Belki Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.