İçeriğe atla

TB. Kelime-i Âdemiyye Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları1 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, kişinin kendi hakikatini bilmesi, gönlüne danışması, Hakk'ın ilâhî programının zuhûrunu idrâk etmesi ve ehlullahın rehberliğine teslim olması üzerine kuruludur. Her bir insanın hakikati, ilm-i ilâhî mertebesinde Hakk'ın vücûduyla tayin edilmiş olan Zâtî şuûnâttan bir şe'ndir. Bu şe'nin istidadı ne ise, iktizâ-yı zâtîsi olan her şey o kişinin hazinesinde toplanmıştır ve vakti geldikçe kuvveden fiile çıkar. Bu sebeple sâlik, kendi nefsinden zuhura çıkan tavırların (ağlama, gülme, sevinme vb.) kendi hakikatinden kaynaklandığını bilmeli ve hakikat ambarında mevcut olmayan hiçbir şeyin kendisinde meydana gelemeyeceğini idrâk etmelidir. Bu ilim, isimlerin ve sıfatların esrarına, kaderin sırrına vâkıf olan ehlullah tarafından zevkan ve hâlen bilinen bir ilimdir.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, mârifet makâmına ulaşma yolunda atılan adımlardır. Bu dersler, kişinin kendi iç dünyasına yönelerek hakikatini keşfetmesini ve bu keşifle birlikte Hakk'a ulaşmasını hedefler.

1. Kendini Bilme ve Gönle Danışma: Kitap, kişinin hayatın gerçek mânâda anlaşılabilmesi için ilk şartın "hakikati itibariyle kendisini bilmesi" olduğunu vurgular. "Nefsine ârif olan Rabb'ine ârif olur" hükmü gereğince, sâlikin kendine dönüş yolunu bulması ve kendinden geçen Hakk'a giden yolu bulması lâzımdır. Bu süreçte, sâlikin artık her meseleyi gönlüne danışması, fetvayı gönlünden alması ve kimseye bir şey sorma ihtiyacı hissetmemesi gerekir. Okuduğu şeyin hayalden mi geldiğini, lütuftan mı geldiğini anlayabilmesi, ölçüsünün kendisinde olmasından kaynaklanır. Bu, sâlikin içsel rehberliğini geliştirmesi ve dışsal bağımlılıklardan kurtulması gerektiğini gösterir.

2. İlâhî Programın İdrâki: Sâlik, kendi üzerinde zuhur eden türlü türlü suretlerin (hasta olma, iyi olma, gülme, ağlama gibi hâllerin) kendi nefsinden başka bir şey olmadığını idrâk etmelidir. Zira her bir insanın hakikati, ilm-i ilâhî mertebesinde Hakk'ın vücûduyla tayin edilmiş olan Zâtî şuûnâttan bir şe'ndir. Bu ilâhî şe'nin istidadı ne ise, iktizâ-yı zâtîsi olan şeylerin tümü o kişinin hazinesinde cem olmuştur ve vakti geldikçe peyderpey kuvveden fiile gelir. Bu, sâlikin kaderi ve ilâhî takdiri anlaması, kendi varlığının bir ilâhî programın zuhuru olduğunu kabul etmesi anlamına gelir. Hakikat ambarında mevcut olmayan hiçbir şeyin bizlerde meydana gelmesinin imkânsız olduğu belirtilir.

3. Ehlullahın Rehberliği ve Teslimiyet: Bu ilmi zevkan ve vicdanen bilen kimseyi gördüğü vakit ona itimat etmek ve "ölü yıkayıcının elinde meyyit gibi" ona teslim olmak gerektiği vurgulanır. Bu arif ehlullahın, ehlullahın umumundan haslarının hassının ve de hülasasının özü olduğu belirtilir. Bu, sâlikin mânevî yolculuğunda kâmil bir mürşidin rehberliğine duyduğu ihtiyacı ve ona tam bir teslimiyetle bağlanmasının önemini gösterir. Ehlullahın avamının tevhidi müşahede ettiği ancak tevhidin makamlarını bilmediği, bu nedenle kâmil ariflerin rehberliğinin elzem olduğu ifade edilir.

4. Makam ve Mertebeleri Anlama: Kitap, makamları ve mertebeleri bilenlere anlatılanların zor gelmeyeceğini, bilmeyenlerin ise bunları anlamasının çok zor olduğunu belirtir. Bu, sâlikin mânevî yolculuğunda farklı mertebelerin ve makamların olduğunu bilmesi, bunları idrâk etmeye çalışması ve bu bilgiyi kendi sülûkunda tatbik etmesi gerektiğini gösterir. Rahman isminin Müntakim ismi indinde ehl-i belâ hakkında şefaat etmesi gibi örnekler, ilâhî isimlerin ve sıfatların işleyişini, makamlar ve mertebeler üzerinden anlamanın önemini ortaya koyar. Sâlik, bu ilâhî işleyişi kavradıkça, olaylara ve hâllere bakış açısı değişir ve daha derin bir mârifete ulaşır.</blockquote>

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.263ihtiyaçlarımı fakat öyle bir zaman geldi ki artık her meseleyi gönlüme danışıyorum, fetvayı gönlümden alıyorum artık kimseye bir şey sorma ihtiyacını hissetmiyoOku
  2. 2Kaynak · s.1MUHYİDDÎN İBNÜ’L ARABÎ FUSÛSU’L-HİKEM 02 ŞİT FASSI (120-2-) Ahmed Avni Konuk, Tercüme ve Şerhi. Hazırlayanlar Prof.Dr. Mustafa Tahralı-Dr. Selçuk Eraydın ŞerhinOku
  3. 3Kaynak · s.325takılıyor, sebeple gidiyor. İşte körün değneğini bellediği gibi gayri bir şey görmez. Sebeplerden başka bir şeyi görmez. ------------------- Gerçekten de bu kitOku
  4. 4Kaynak · s.3ve vehmi satın almış olurlar. Yapılacak iş; kişinin mutlaka kendine dönüş yolunu bulması ve kendinden geçen Hakk’a giden yolu bulması lâzım gelmektedir. Kişi evOku
  5. 5Kaynak · s.199irfanı yerindedir, ama bazı şeyleri bilemez. Bilemeyebilir, bilmek zorunda da değildir. Bilinmesi lazım gelen tek şey mutlak şey kendi kimliğinin ne olduğudur. Oku
  6. 6Kaynak · s.79da derya sofrasıdır. Yani sohbete katıldı gerçekleri duydu sonra da bu gerçeklerden ayrıldı bu kişilere “alemlerde etmediğim azabı ederim” buyuruyor. Burada yanOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.