TB. Kelime-i Hûdiyye "TB. Kelime-i Hûdiyye" kitabının merkez teması ve asîl dayanağı nedir?
"TB. Kelime-i Hûdiyye" kitabının merkez teması, sırat-ı müstakîm ve Ahadiyyet kavramları etrafında şekillenir. Kitap, Hûd (a.s.) kıssası ve tevhîd-i hâlis bahsi üzerinden, Hakk'ın varlıktaki birliğini ve her şeyi kuşatan hükümranlığını ele alır. Anahtar kavramlar arasında Ahadiyyet, hüviyyet, A'maiyyet ve perçem (nâsiye) bulunur. Eser, sâlike Hakk'ın her varlığı nasıl tuttuğunu ve sırat-ı müstakîm üzere yürüttüğünü idrak etme yolunu gösterir. Bu fass, tasavvufî sülûkta önemli bir mertebe olan vahdet müşahedesine kapı aralar.
Detaylı cevap
İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem'i, tasavvuf düşüncesinin en zirve eseridir. Eserde 27 peygamber, her biri bir hikmetin temsîlcisi olarak takdîm edilir. Bu peygamberlerin "Fass"ı, onların ferdiyetinde tezâhür eden ilâhî hakîkattir.
"TB. Kelime-i Hûdiyye" Fassı, Hûd (a.s.)'ın nübüvvet hakîkati üzerinden "Hikmet-i Ahadiyye"yi beyan eder. Hûd (a.s.), çoklu mazharlarda (zuhurlarda) Vâhid'in rubûbiyyetini müşahede eden bir nebidir. Yani, her bir mahlûku terbiye eden kendine has bir ism-i ilâhî olduğunu ve bu isimlerin sayısız tecellîleri bulunduğunu idrak etmiştir. Ancak Hûd (a.s.), bu çokluktaki Rabların aslında tek bir Rabba bağlı olduğunu müşahede ederek kesreti bir tarafa bırakıp vahdete ulaşmıştır. Bu durum, Kur'ân-ı Kerîm'de Hûd Suresi 56. ayetinde geçen, "Hiçbir hayat sahibi yoktur ki Hakk onun alnını alıcıdır Benim Rabb'im muhakkak sırat-ı müstakîm üzeredir" ifadesiyle desteklenir. Bu ayet, Hakk'ın her varlığı perçeminden (nâsiyesinden) tutarak kendi sırat-ı müstakîmi üzerinde yürüttüğünü ifade eder.
Ahadiyyet mertebeleri üç kısımda incelenir:
- Ahadiyyet-i Zâtiyye: Bu mertebede kesret (çokluk) itibarı yoktur. "Kul hüvellâhü ehad" (İhlâs 112/1) ayeti bu mertebeyi beyan eder. Bu Ahadiyyet, Vâhid'in aynıdır ve "tevhîd-i zât" olarak adlandırılır. Burada hiçbir özellik ve vasıf kabul edilmez.
- Esma ve Sıfatın Ahadiyyeti: Bu mertebede ilâhî isim ve sıfatların sonsuz çokluğu, zât ile birdir. Esmanın çokluğu akıl ve nisbet itibarıyla sabittir, ancak zât-ı Hakk bu nisbetlerden münezzehtir. Bu mertebede Allah Vâhid'dir ve "hüvellâhül vâhidül kahhâr" (Zümer 39/4) ayeti bunu ifade eder. Vahdet, Vâhid'in sıfatıdır, zâtî değildir.
- Ahadiyyet-i Ef'âl: Bu, tesir ve müteessir (tesir eden ve tesir edilen) ahadiyyetidir. Yüce Zât, tüm fiillerin kaynağıdır ve tüm münfailâtta (etkilenenlerde) müessirdir.
Bu Fass, sâlike, Hakk'ın her mevcudun hüviyyetinin "ayn"ı olduğunu ve tüm varlıkların hakîkat-i ilâhiyyeden ibaret olduğunu idrak etme yolunu gösterir. İbn Arabî, kendi müşahedesinde Hûd (a.s.)'ı, zahirin çokluğunda rubûbiyyet-i ahadiyyeyi müşahede etme hususunda kendi zevkine münasip bulduğunu belirtir. Bu, Hakk'ın her varlığı kendi Rabb-i hâssının sırat-ı müstakîmi üzerinde yürüttüğü hakîkatini anlamak için bir anahtardır. Arif olmayanlar varlıktaki gayriyyet perdesinde kalırken, arifler "Zeyd'in sem'i ve basarı ve lisanı ve sair kuvâ ve a'zâsı Hakk'ın 'ayn'ıdır" diyerek bu perdenin ötesine geçerler. Bu Fass, sâlike, kendi hüviyyet hakîkatini idrak ederek, Hakk'a vuslatın ve sırat-ı müstakîm üzere yürümenin yolunu açar.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.9“bu seyir senin sırat-ı müstakimin ve Hakk’a vuslatındır. ----------- Muhterem okuyucularım; yine bu kitabı da okumaya başlarken, nefs’in hevasından, zan ve haya”Oku
- 2Kaynak · s.7“hazırladım. Cenâb-ı Hakk ilgilenen herkesi bunlardan faydalandırsın inşeallah. Bilindiği gibi konuşma edebiyatı ile yazı edebiyatı arasında fark vardır. Buradak”Oku
- 3Kaynak · s.157“için gitti. Binâenaleyh ma'nâda peder benden doğdu. Nitekim ma'nâda ağaç meyvadan doğdu." Şerh: Ya'nî (s.a.v.) Efendimiz, hadîs-i şeriflerinde "Âdem ve onun ark”Oku
- 4Kaynak · s.87“gördüm. Ve benim onun keşfine delilim, Hak Teâlâ’nın مَامِنْ دَاۤبَّةٍ اِلا هُوَ اَخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا اِنَّ رَبِّى عَلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ 11/56 kavlidir. Ve”Oku
- 5Kaynak · s.85“vâhideyi, yani tek hüviyeti ancak o buzların vücudu örtmüştür. İşte bizim zahiri vücudumuz dahi bu misâle mutabık olarak, hüviyyet-i vahide olan Hakk’ı örtmüştü”Oku
- 6Kaynak · s.1“GÖNÜLDEN ESİNTİLER MUHYİDDÎN İBNÜ’L ARABÎ FUSÛSU’L-HİKEM 10-HUD FASSI Ahmed Avni Konuk, Tercüme ve Şerhi. (185-10) Hazırlayanlar Prof.Dr. Mustafa Tahralı-Dr. Se”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Zümer kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mümtehine kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.