İçeriğe atla

TB. Kelime-i Îseviyye Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları5 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, Hakk'tan halka doğru bir anlayışla yaşanması gereken mânevî hakikatlerdir. Bu dersler, kişinin kendisini bilmesiyle başlayan ve ilâhî isimlerin tecellîlerine mazhar olmasıyla devam eden bir sülûk sürecini ifade eder. Sâlik, İnsan-ı Kâmil olma yolunda Hak ile halk arasında bir berzah görevi üstlenir; Hakk'tan aldığı ilâhî bilgileri, halkın istidatlarına göre onlara ulaştırır. Bu süreçte şeriatın zahirî hükümlerinin ötesine geçerek hakikat ve mârifet mertebelerine nüfuz etmeye çalışır. Kur'an okurken ulaşılan latif hâli muhafaza etmek, nefs mücadelesiyle ilâhî isimlerin zuhurunu artırmak ve hayret makamında daim olmak, sâlikin irfânî yolculuğunun temel dinamikleridir.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, halktan Hakka değil, Hakk'tan halka doğru bir anlayışla yaşanır. Bu, kişinin İnsan-ı Kâmil olma yolunda Hak ile halk, yani vücûb ile imkân arasında bir berzah (köprü) hâline gelmesini gerektirir. Bu berzahiyet sayesinde, Hakk'tan elde edilen ilâhî bilgiler (gıdâ-yı rûh), halkın istidatlarına göre onlara ulaştırılır. Bu durum, sâlikin "Mu'tî" ism-i şerîfine mazhar olmasıyla açıklanır; yani lütfetme ve verme makamına ulaşır. Böylece sâlik, halk için bir "revh" (rahatlık) ve "reyhan" (güzel koku) olur; yanına gelen kişilerin mânevî hâllerini iyileştirir ve onları rahatlatır. Bu rahatlama, Hakk'tan aldığını halka vermesinden kaynaklanır, kendinden bir şey vermez.

Bu irfânî derslerin temelinde, kişinin kendi hakikatini bilmesi yatar. "Kendinden haberi olmayan bir birimin gerçek manadaki Hakk'tan haberi olması mümkün değildir." Bu nedenle, sâlikin Âdemiyet/İnsanlık devresini başlatması ve oradan Muhammediyyet devresine ulaşması için bu dersleri kendi hayatında bulmaya çalışması gerekir. Bu seyir, sırat-ı müstakim ve Hakk'a vuslattır.

Günlük hayatta bu derslerin tatbiki, şeriatın zahirî hükümlerinin ötesine geçmeyi gerektirir. Fıkıh ilmi dinin tümü değil, bir bölümüdür; bunun ilerisinde şeriat, tarikat, hakikat ve mârifet mertebeleri vardır. Sâlik, şeriat mertebesinin zahirinde kalmayıp, hakikat-ı ilâhiyeye nüfuz etmeye çalışmalıdır.

Kur'an okumak, sâlik için önemli bir irfânî derstir. Kur'an'ın sadece ölülere okunan veya lisan kitabı olmadığı, doğrudan doğruya mana kitabı olduğu idrak edilmelidir. Kur'an okurken ulaşılan latif hâl, okuma bittikten sonra da devam ettirilmelidir. Bu, "Sübhanallahi Rabbike Rabbil ızzeti amma yasifun" ayetinin idrakiyle, Hakk'ı noksan sıfatlardan tenzih etmeyi ve O'nu vasıflandıranlardan yüce olduğunu bilmeyi içerir. Bu tenzih, aslında kişinin kendi anlayış eksikliğine yöneliktir.

Sâlikin irfânî yolculuğunda nefis mücadelesi de merkezi bir yer tutar. İlâhî isimlerin zuhuru, kişinin ayân-ı sâbitelerinde programlanmış olsa da, sâlike verilen hürriyetle bu isimlerin zuhurunu artırmak mümkündür. Örneğin, "Hâdî" ismini "Mudil" ismine karşı güçlendirmek, sâlikin iradî çabasıyla gerçekleşir. Bu, zahirî şeriatın emirlerine uymakla birlikte, içsel bir mücadeleyi de kapsar.

Son olarak, irfânî hayatın bir diğer önemli dersi, hayret makamında daim olmaktır. İlâhî hakikati müşâhede etmenin sonu gelmediği için ârifler hayrete düşerler. Bu hayret, iç sıkıntısı ve hareket anlamına gelir. Hareket olan yerde ise hayat vardır. "İlim ile diri olan kimse ebeden ölmez" hadisi, bu ilâhî hayatın formülünü verir. Sâlik, bu mânevî hayatla dirildiğinde, beşeriyeti içinde ölü iken ebedî hayatla canlanır ve ilâhî hayatın içinde yaşadığının farkına varır. Bu farkındalık, insanın en başta gelen hakikatlerinden biridir.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.39hiçbir varlık hiçbir mevcudun kendine ait kendi ürettiği imkanı olmadığından o zaman bunların hepsi Rabba bağlı olan Allah’ın kullarıdır, kendi kendini var edemOku
  2. 2Kaynak · s.243mı kalkmaz mı ayrı konulardır ama biz şimdi buradan kuldan Allah’a değil de yani halktan Hakka değil de Hakk’tan halka doğru bir anlayış içerisinde bunları yaşaOku
  3. 3Kaynak · s.169ilmi değildir. Şeriat ilmini yani fıkıh ilmini herkesin öğrenmesi mümkündür gerçi bu ilim ile dahi olsa nihayet bu da bir ilimdir gene diğer insanlardan farkı vOku
  4. 4Kaynak · s.259yaşanmış olur. O zaman kişi hangi mertebede yaşamış olur, zahiri şeriat mertebesinde yaşamış olur. Tabi o da İslamiyetin içindedir o da geçerlidir, ama İslamiyeOku
  5. 5Kaynak · s.7------------------- NOT= Bu arada şunu belirtelim ki, bir yanlışlık olmasın diye metnin geçtiği yerleri “kalın” yazı ile A. Avni Konuk Beyin şerhinin geçtiği yeOku
  6. 6Kaynak · s.3âhirinde uyuyan kimseye mahsûstur. (266) 32.Paragraf: . Onu, "Abese" tilâvetinde her bir gamdan irâha eder (269) 33.Paragraf: Halbuki ateş mülûkte ve asesta nûrOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.