TB. Kelime-i İsmâîliyye & Ya'kûbiyye Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
Sâlikin günlük yaşamındaki irfânî dersler, Hakk'ı hem tenzih hem de teşbih etme, cem ve fark makamlarını bir arada idrak etme, fânî ve bâkî olma hallerini dengeleme ve her an yenilenen bir vücud idrakiyle hareket etme üzerine kuruludur. Bu dersler, sâlikin Hak ile halk arasındaki münasebetini tahkik etmesini, kendi acziyetini bilerek Hakk'a rücû etmesini ve her mertebenin hakikatiyle yaşamını sürdürmesini sağlar. İrfânî sülûk, ilme'l-yakîn, ayne'l-yakîn ve Hakka'l-yakîn mertebelerinde derinleşerek, kişinin kendi nefsinde Hakk'ın varlığını idrak etmesi ve bu idrakle dengeli bir hayat sürmesidir.
Detaylı cevap
Sâlik için günlük hayatındaki irfânî dersler, Hakk'ı hem tenzih hem de teşbih etmeyi gerektirir. Bu, Hakk'ı ahadiyet makamı itibarıyla halktan ve noksanlıklardan arındırmak (tenzih) ve aynı zamanda O'nu tüm kemâl sıfatlarıyla (Sem', Basar, İrade, Kudret gibi) vasıflandırmak (teşbih) demektir. Bu iki durumu birleştiren sâlik, "makâm-ı sıdk"a ulaşır ki bu, kâmillerin hâlidir ve "makam-ı cem" olarak adlandırılır.
Sâlik, vahdet-i vücûdu idrak ettiğinde, halkın bir vecihten Hak, Hakk'ın da bir vecihten halk olduğunu anlar. Cem makamında her şeyin Hak olduğunu, fark makamında ise Hakk'ın gayrı olarak her şeyin halk olduğunu kavrar. Bu makamlarda tahakkuk eden ârif için cem veya fark makamında olmak zarar vermez; o, halis bir tevhid ehlidir. Ancak, cemden evvel farkta olmak şirk, cemde kalmak zındıklık; gerçek iman ise cemden sonra farka gelip cem ile farkı birlikte oluşturmaktır.
Bu makamlardan herhangi birine takılıp kalmamak önemlidir. Sâlik, cem ve farktan kendisine zahir olan her bir makamın yalnız birisiyle sınırlanmamalıdır. Zira onlardan her biriyle sınırlanmak şer'an menedilmiştir. Yalnız cemde kalmak zındıklık, farkta kalmak ise şirktir. Sâlik, her iki makamın hakikatini idrak ederek "kasab-ı sabakı hâiz olmalı", yani mertebeleri ihraz ettiğinde müsabaka mızraklarına sahip olmalıdır.
Sâlik, hakikat cihetiyle Hak olduğu için asla fânî olmaz, özü itibarıyla ayân-ı sâbitesiyle bâkî kalır. Ancak halkiyet cihetiyle bâkî kalmaz, çünkü taayyünü izafî bir vücuttan ibarettir ve sürekli yenilenir. Vücudunun her zerresi fena bulup yerine misli gelir. Bu durum, hem bu dünyada hem de ahirette geçerlidir. Zira hakikati ve ruhu ebediyen fânî olmaz.
Günlük hayatta sâlik, Hakk'ın varlığının kendi varlığında olduğunu şeksiz şüphesiz bilmeli, ancak "ben Hakkım" diye bayrak açmamalıdır. Aynı zamanda mutlak kul olduğunu da hatırdan çıkarmamalıdır. Kendi acziyetini ve Hakk'a olan muhtaçlığını bilerek O'na rücû etmelidir. Bu denge, sâlikin hem Hakk'ın cennetinde, hem de beşeriyetiyle halkın arasında dengeli bir hayat sürmesini sağlar. Her mertebenin bir hükmü vardır ve sâlik, hangi mertebeyi ortaya çıkarıyorsa o mertebenin hakikatiyle hayatını sürdürmelidir. Karşısındaki kişinin mertebesine bürünerek ona muamelede bulunmak da bu irfânî derslerin bir parçasıdır.
İrfânî sülûk, ilme'l-yakîn, ayne'l-yakîn ve Hakka'l-yakîn mertebelerinde ilerlemeyi içerir. Bu, sadece teorik bilgi edinmekle kalmayıp, o bilgiyi yaşayarak idrak etmektir. Sâlik, nefsinin hazlarından sıyrılarak, hayal ve vehimden arınmış bir şekilde saf akılla Hakk'ın hakikatlerini idrak etmeye çalışmalıdır. Bu, "taşlanmış kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım" sözünün anlamıdır; yani hayal ve vehimden sıyrılarak gerçek manayı idrak etmektir.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.3“Ve sen halka Hakk'ın gayrını ilbâs eder olduğun halde, halk canibine nazar etme! (68) 31.Paragraf: Ve Hakk'ı tenzih ve teşbih et. (69) 32.Paragraf: Ve istersen ”Oku
- 2Kaynak · s.89“düşünerek bu alemlere bak. --------------- 31. Paragraf: Ve Hakk'ı tenzih ve teşbih et; ve mak'ad-ı sıdk makamında kaim ol! (31). -------------- Yani sen hakkı ”Oku
- 3Kaynak · s.1“GÖNÜLDEN ESİNTİLER MUHYİDDÎN İBNÜ’L ARABÎ FUSÛSU’L-HİKEM 07 İSMAİL ve 08 YAKUP FASSI (183-7-8) Ahmed Avni Konuk, Tercüme ve Şerhi. Hazırlayanlar Prof.Dr. Mustaf”Oku
- 4Kaynak · s.37“yeryüzüne gelmemize gerek yoktu veya sıradan bir varlık olarak ağaç gibi kuş gibi bir varlık olarak buralardan gitmiş olurduk. İşte bize tanınan hüriyet, Kur’an”Oku
- 5Kaynak · s.57“bak bu bir gerileyiştir aslında çünkü efal alemi en uç noktadır. Efal aleminden cennete gitmek latife gitmek, latiften daha latife sıfat mertebesine gideceksin ”Oku
- 6Kaynak · s.75“yerinde konuşmalısın. Tabi ki sende Haktan başka varlık yok, bunu böyle bileceksin ama “ben Hakkım” diye bayrak açmayacaksın. Tabi ki sen aynı zamanda kul en aş”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Zümer kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mümtehine kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.