İçeriğe atla

TB. Kelime-i Lûtiyye & Üzeyriyye Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları5 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, Hak Teâlâ'nın her şeye rızık tenzîl etmesiyle başlar ve kişinin kendi isti'dâdı hasebiyle idrâk ettiklerini bilmesiyle derinleşir. Bu dersler, esmâ-i ilâhiyyenin ilm-i ilâhîde eşyanın a'yân-ı sâbitesi hasebiyle zâhir olduğunu idrâk etmeyi, mevcûd-ı mutlakta ve mevcûd-ı mukayyedde hükmeden hakîkati görmeyi gerektirir. Ârif, nazar-ı hakîkatle baktığında her mazharın fiilini hoş görür ve itiraz etmez, çünkü her şeyin yerli yerinde olduğunu idrâk eder. Tasarrufu terk ederek Hakk'ı vekîl kabul etmek ve tasarruf eden ile tasarruf olunanı bir vücûddan ibaret bilmek, vücûd-ı mutlakın ahadiyyetini müşahede etmektir. Bu, sâlikin kendi benliğinden kaynaklanan tasarrufları veya karşısındakini ayrı bir varlık olarak görme hâlini aşarak, Hakk'ın fiilini her şeyde görmesiyle kemâle erer. İrfan ehlinin vasfı vasıfsızlıktır; tüm vasıfları kendinde toplar ve hiçbir vasfın diğerinden fazla olmamasına dikkat eder.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, tasavvufî sülûkun temelini oluşturan mârifet ve tahkîk makâmlarına ulaşma yolunda atılan adımlardır. Bu dersler, sâlikin hem kendi iç dünyasında hem de dış âlemle olan ilişkisinde Hak Teâlâ'nın tecellîlerini idrâk etmesini sağlar.

1. Rızık ve Taksimatın İdrâki: Hak Teâlâ'nın rızıkta bazınızı bazınız üzerine tafzil eylediğini ve her şeye meşiyyeti taalluk ettiği kadar rızık tenzîl ettiğini bilmek, sâlikin tevekkül ve rızâ makâmlarını kuvvetlendirir. Bu, her şeyin ilâhî bir taksimat üzere cereyan ettiğini kabul etmek ve kendi nasibine razı olmaktır.

2. Esmâ-i İlâhiyyenin Tezahürü: Esmâ-i ilâhiyyenin, ilm-i ilâhîde eşyanın a'yân-ı sâbitesi hasebiyle zâhir olduğunu idrâk etmek, sâlikin her varlıkta ve her fiilde Hak isminin bir tecellîsini görmesini sağlar. Bu, mevcûd-ı mutlakta ve mevcûd-ı mukayyedde hükmeden hakîkati müşahede etmektir.

3. Nazar-ı Hakîkat ve Tasarrufu Terk: Ârif, nazar-ı hakîkatle baktığında her mazharın fiilini hoş görür ve itiraz etmez. Çünkü her şeyin yerli yerinde olduğunu ve beğenilmeyecek bir şey olmadığını idrâk eder. Bu idrâk, sâlikin âlemde tasarruftan men' olmasına yol açar. Şeyh Ebû's-Suûd b. eş-Şiblî'nin "Ben Hakk'ı, benim için dilediği gibi tasarruf eylesin diye terk ettim" sözü bu makâmı ifade eder. Sâlik, tasarrufu terk ederek Hakk'ı vekîl kabul eder. Bu, kendi benliğinden kaynaklanan tasarrufları veya karşısındakini ayrı bir varlık olarak görme hâlini aşarak, Hakk'ın fiilini her şeyde görmektir.

4. Vücûd-ı Mutlakın Ahadiyyetini Müşahede: Ârif, tasarruf eden ile tasarruf olunanı bir vücûddan ibaret bilir ve ikisinin ahadiyyetini müşahede eder. Kendi taayyünü ile muhitindeki tüm taayyünatın, vücûd-ı vâhid-i mutlakın takayyüd ve taayyünü olduğunu hakka'l-yakîn ile idrâk eder. Bu hâl, sâlikin kimin üzerinde tasarrufunu icra edeceğini bilememesine, yani tasarruf kullanmaya kalkışmamasına yol açar. Çünkü kendi varlığını ve karşısındaki varlığı ayrı görmez.

5. İrfan Ehlinin Vasıfsızlığı: İrfan ehlinin vasfı vasıfsızlıktır. Yani bütün vasıfları kendinde toplar; abidliği, zakirliği, şakirliği, ittika gibi tüm vasıflar onda mevcuttur. Ancak bir tanesi diğerinden fazla olmadığı için üste çıkmaz, hepsi aynı seviyededir. Bu, sâlikin tek bir vasıfla sınırlı kalmayıp, tüm ilâhî vasıfları kendinde cem etmeye çalışmasıdır. Halkın velileri ibadetlerinin çokluğuna göre vasıflandırırken, irfan ehli olan velîler vasıfsızlıklarıyla bilinirler, çünkü Hak onları avamdan gizler.

6. Kader Sırrının İdrâki: Kader sırrının ancak Allah Teâlâ'dan başka bir kimsenin bilmesinin muhal olduğunu idrâk etmek, sâlikin ilâhî takdire tam teslimiyetini sağlar. Peygamberlere risâletleri hasebiyle ümmetlerinin ihtiyacı kadar ilim verilmişken, velîlere ve âriflere kader sırrı daha sonra, velâyet ve irfâniyet yönünden açılır. Bu, sâlikin kendi isti'dâdı hasebiyle idrâk ettiğini bilmesi ve ilâhî ilmin sınırsızlığını kavramasıdır.

Bu dersler, sâlikin günlük yaşamında Hak ile olan irtibatını derinleştirir, benlikten sıyrılıp Hakk'ın fiillerini her yerde görmesini sağlar ve mârifetullah yolunda ilerlemesine vesile olur.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.3Teâlâ rızıkta, ba'zınızı ba'zınız üzerine tafzil eyledi. (118) 12.Paragraf: Hak Teâlâ, her şeye meşiyyeti taalluk ettiği kadar, rızk tenzîl eder. (122) 13.ParagOku
  2. 2Kaynak · s.59kendi sırât-ı müstakimi üzerinde götürür. O mazharın Rabb-ı hâssının tedbîrine muhalefete mecali yoktur. Ve esmanın tümü vücûd-ı vahidin emirleridir; ve bu emirOku
  3. 3Kaynak · s.49değildi. Efendimiz’in (s.a.v.) özelliklerinden birisi ne idi, “Cevami-ul kelim” olduğundan o kadar çok hadis-i şerifler var ki aralarına serpiştirilmiş tevhid hOku
  4. 4Kaynak · s.95iş kazası, gibi kazalar, bunlar yukarıdaki kazalar ile ilgili değildir. Muhyiddin-i Arabi hazretleri; kaza, kaza ile red olunur diyor. Yani bir kazanın ortadan Oku
  5. 5Kaynak · s.143damgasını vurur. Ama o veli değil abiddir sadece. Sadece ibadet ehlidir. İrfan ehlinin ise nişanı olmaz ki bilinsin. İşte orada günde yüz rekat namaz kılıyor, şOku
  6. 6Kaynak · s.141Cenab-ı Hakk da fiillere göre ceza verecektir, düşünmüş olman cezayı gerektirmez. Fiiller ortaya çıkmadığından mücazat veya mükafat dediğimiz şeyin ahirette oluOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.