İçeriğe atla

TB. Kelime-i Muhammediyye Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları5 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlik için irfânî dersler, kişinin kendi nefsini bilmesi, bu bilginin sadece nazarî kalmayıp yaşanması, yani mârifete dönüşmesidir. Bu süreç, kişinin kendi cüz'î vücûdunun vasıflarına ârif olmakla başlar ve Hakk'ın küllî vücûdunun vasıflarına ârif olmaya intikâl eder. Bu, "men arefe nefsehu fakat arefe rabbehu" (kim nefsini bilirse Rabb'ini bilir) hadîsinin temelini oluşturur. Kendi nefsine muhabbet, Rabb'in mârifetine mukaddimedir; bu, nefsanî hazlara muhabbet değil, kişinin hakikatini idrâk etmesiyle oluşan irfânî bir muhabbettir. Zira insan, Hakk'ın sıfatlarının zuhur mahalli ve dükkânıdır; bu dükkânda Hakk'ın tüm tecellîleri mevcuttur. Bu tecellîleri kendi varlığında görmek, Rabb'i tanımaya giden yoldur.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, öncelikle nefs mârifeti üzerine kuruludur. Bu, sadece "ben neyim, ben kimim" sorusuna nazarî bir cevap bulmak değil, bu cevabı yaşayarak idrâk etmektir. Zira bilgi (ilim) nakledilirken, mârifet yaşanır ve tatbik edilir. Kişi kendi nefsini ezberlemekle yetinmemeli, öğrendiği bilgileri hayatına tatbik etmelidir. Bu tatbikat, irfâniyetin ta kendisidir.

İnsanın kendi nefsine ârif olması, Rabb'ine ârif olmasının bir neticesidir. Küçükten büyüğe doğru gidilir; yani kişi kendi nefsinin sıfat-ı infiâliyye ve merbûbiyye ile muttasıf olduğunu, yani kendisinde birtakım tecellîlerin olduğunu ve bir Rabb'e bağlı olduğunu idrâk etmedikçe, Hakk'ın sıfat-ı fiiliyye ve rubûbiyyet ile muttasıf olduğunu bilemez. Failiyet, münfailiyet ile zuhur eder; yani bir fiil işlenmedikçe failin varlığı bilinemez. İnsan kendi nefsinde zuhur eden fiilleri ve tecellîleri idrâk ederek, bu fiillerin ve tecellîlerin kaynağı olan Hakk'ı tanır.

Bu irfânî yolculukta, insanın kendi vücûd-u cüz'îsinin vasfına ârif olması, Hakk'ın vücûd-u küllîsinin vasfına ârif olmaya bir köprüdür. İnsan, kendi izâfî vücûdunun Hakk'ın hakîkî vücûdunun bir cüz'ü gibi olduğunu idrâk ettiğinde, bu cüz'ün vasfından küllün vasfına intikâl edebilir. Kendi varlığındaki hayat, ilim, irâde, kudret gibi kemâlâtın Hakk'ın sonsuz kemâlâtından birer yansıma olduğunu bilmek, Rabb'i tanımaya vesile olur.

Bu mârifet, kişinin kendi nefsine olan muhabbetini de dönüştürür. Bu, nefsanî hazlara yönelik bir muhabbet değil, kişinin kendi hakikatini idrâk etmesiyle oluşan irfânî bir muhabbettir. Bu muhabbet, Rabb'in mârifetine giden yolda bir ön bilgi, bir ön bilinçtir. Zira insanın bedeni, Hakk'ın bir dükkânıdır ve bu dükkânda Hakk'ın tüm esmâî, sıfâtî ve ef'âlî tecellîleri mevcuttur. Bu tecellîleri kendi varlığında görmek, "sen kendi varlığında Hüda'nın sıfatlarını gör" emrinin bir gereğidir. Bu, az olan sıfatlardan çokluk yönüne, taneden harmana doğru bir seyr ü sülûktur. Bu sayede kişi, kendi varlığında Hakk'ın sıfatlarını müşahede ederek, Rabb'ini tanıma makâmına ulaşır. Bu, sâlikin günlük hayatında sürekli tefekkür ve idrâk ile yaşaması gereken temel irfânî derslerdir.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.133ve hakikati itibariyle vücuduna arif olmak cüz’isinin vasfına arif olmakla Hakk’ın vücudu küllisinin vasfına arif olunur. Bu şekilde diye birinci irfaniyet haliOku
  2. 2Kaynak · s.131neticedir. İnsanın rabbına marifetini idrak etmesi kendi nefsine marifetinin neticesidir. Yani küçük şeyi bilmek büyük şeyi bilmenin neticesidir yani başlangıcıOku
  3. 3Kaynak · s.5kitaplarıdırlar. Bunları idrakli ve gerçek ma’nâ da okuyup inceleyememiş olan kimseler gerçekten büyük kayıp içinde kalmış olurlar. Hayatın gerçek ma’nâda anlaşOku
  4. 4Kaynak · s.3(221) 22.Paragraf: Vaktaki emr, bizim takrir ettiğimiz gibi, habise ve tayyibe münkasim oldu, ona habîs değil, tayyib sevdirildi.(225) 23.Paragraf : İmdi ResûluOku
  5. 5Kaynak · s.149dolu, çok anbarları vardır. Her birinden küçük tablaya vaz' eder, koyar. Her bir tablanın ve dükkânın alabileceği kadar nakl eder . Her ne kadar tablalarda az oOku
  6. 6Kaynak · s.147dursun hangisi hoşuna gidiyorsa orada yaşasın, hayatının sonuna kadar. Hakkın bu sıfatları sabittir, halbuki bu vücudun Hakk’ın vücud-u hakikisine muzaf olan biOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.