İçeriğe atla

TB. Kelime-i Mûseviyye Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, tasavvufî makâmların hâl ve fiil ekseninde tezâhür etmesiyle ortaya çıkar. Bu dersler, sâlikin Hak ile olan ilişkisini derinleştirmesine, nefsini terbiye etmesine ve mârifetullah'a ulaşmasına hizmet eder. Özellikle Hz. Peygamber'in "Siz dünyanızın işlerini benden daha iyi bilirsiniz" hadîsi, dünyevî işlerde tecrübî bilginin önemini vurgularken, Hakîkî bilginin ise ehemm olan umûr-i külliyeye yönelmek olduğunu gösterir. Sâlik, bu ayrımı idrâk ederek hem dünya işlerinde insaflı ve teslimiyetli olmayı öğrenir hem de kalbini küllî hakîkatlere açar. İrfânî dersler, cehaletten ilme, hayretten hüdâya, zâhirî ibârelerden bâtınî ma'nâlara doğru bir seyr ü sülûku ifade eder.

Detaylı cevap

Sâlik için günlük hayattaki irfânî dersler, tasavvufî makâmların ve hâllerin amelî tatbîkâtıdır. Bu dersler, sâlikin niyet, fiil, hâl ve mârifet eksenlerinde derinleşmesini sağlar.

  1. İlim ve Cehil Ayrımı: Sâlik, Hakîkî ilmin ne olduğunu idrâk etmelidir. Hz. Peygamber'in hurma aşılama hadîsinde belirttiği gibi, dünyevî mesâlih (işler) konusunda tecrübî bilgiye sahip olanlar daha âlim olabilir. Ancak bu durum, nübüvvetin şânına nakîsa getirmez. Zira peygamberlerin asıl meşgûliyeti, ehemm olan umûr-i külliyedir. Sâlik de bu ayrımı yaparak, dünyevî işlerdeki bilgisizliğini veya eksikliğini bir noksanlık olarak görmemeli, asıl gayesinin Hakîkî mârifet olduğunu bilmelidir. "Muhakkak bir şeye ilim onun cehlinden hayırlıdır" (Kaynak 1) prensibiyle, sâlik her alanda ilim talep etmeli, ancak önceliğini mârifetullaha vermelidir.

  2. İnsaf ve Tefâzul: "Senin bildiğini ben bilmem ve benim bildiğimi sen bilmezsin" (Kaynak 1) ifadesi, ilimde tefâzulün (üstünlüğün) ve insafın önemini gösterir. Sâlik, başkalarının kendisinden daha iyi bildiği alanlar olduğunu kabul etmeli, tevazu göstermeli ve insaflı olmalıdır. Bu, hem dünyevî hem de uhrevî konularda geçerlidir. Herkesin kendine özgü bir bilgi ve tecrübe alanı vardır. Bu durum, başkalarının fâzıliyetini kabul etmeyi ve kendi mefzûliyetini (eksikliğini) itiraf etmeyi gerektirir.

  3. Hayretten Hüdâya Geçiş: Mûsâ (a.s.) kıssasında olduğu gibi, "Mûsâ'nın denizde sandık içine ilkāsının sûreti, zâhirde helâk ve bâtında katilden necât idi. Binâenaleyh mevt-i cehilden ilim ile hayy olan nüfûs gibi hayy oldu." (Kaynak 2) Bu, sâlikin cehaletle ölü olan nefsini ilimle diriltmesi gerektiğini gösterir. Sâlik, başlangıçta bir "hayret" ve "kalak" (endişe) içinde olabilir, ancak bu hayret onu Hakîkî hüdâya, yani doğru yola iletir. "Hüdâ, insanın hayrete mühtedî olmasıdır ki, muhakkak emrin hayret olduğunu bilir." (Kaynak 2) Bu, sâlikin bilmediğini bilme ve Hakîkat arayışında olma hâlidir.

  4. İbâre-i Zâhireden Ma'nâ-yı Ziyâdeye Ulaşma: Enbiyâ ve evliyânın kelâmları, hem avâmın anlayacağı zâhirî bir ibâreye hem de havâssın anlayacağı bâtınî bir ma'nâya sahiptir. Sâlik, "fehm-i dakîk" sahibi olarak zâhirî ibârelerle iktifâ etmemeli, onların ardındaki hikmet ve ma'nâ incilerine dalmalıdır. "Kelâmından olur ma'lûm kişinin kendi mikdârı" (Kaynak 6) düsturuyla, sâlik kendi idrak seviyesini yükselterek, kelâmın sahibinin kadrini ve ilimdeki derecesini anlamaya çalışır. Bu, Kur'ân-ı Kerîm âyetlerinin ve hadîs-i şerîflerin derinliklerine nüfûz etme çabasıdır.

  5. İnsan-ı Kâmil Olma Gayreti: "Âlemde olan şeyin hepsi insanın taht-ı teshîrindedir. Bunu kendi vücûdunda zevkan ve hâlen bilen ve idrâk eden insân-ı kâmildir." (Kaynak 2) Sâlik, kendi vücudunda medfûn olan hazineyi çıkarıp kâmil insan olma gayretinde olmalıdır. Kendi kıymetini takdir edemeyip nefsânî arzularına meclûb olan kimse, insan-ı hayvan mertebesinde kalır. Sâlik, Hak Teâlâ'nın "İnsan benim sırrımdır ve ben onun sırrıyım" (Kaynak 2) buyurduğu sırra vâkıf olmaya çalışır.

Bu dersler, sâlikin günlük yaşamında sürekli tefekkür, amel ve mârifet arayışı içinde olmasını, zâhir ve bâtın dengesini gözeterek Hakîkat'e ulaşmasını sağlar.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.105بمَصَ أهَــمِّ، فقــد نَبَّهْتُــكالأهَــم ِّ فالن شُــغْلُه بلعِلــم ِ ذلــك بــل ْ كﷵوتَجْرِبَــةٍ، ولــم ْ يَتَفَــرَّغ ْ سْــتَعْمَلْت َ نَفْسَــك َ بــه.علOku
  2. 2Kaynak · s.31arzdan nüfûza istitâatınız varsa nüfûz ediniz bakalım! Hayır, nüfûz edemezsiniz, ancak sultân ile, ya’ni kuvve-i ilâhiyye ile nüfûz edebilirsiniz.” Bu şerhin MuOku
  3. 3Kaynak · s.171للّٰــه(Kasas, 28/30) Ben Allâh’ım! hitâbını işitirler. بِه ِ أجْمَعِينللّٰه ِ عَلَيْه ِ وَعَلَى آلِه ِ وَأصْحتبِحُرْمَة ِ سَيِّد ِللّٰهُم َّ يَسِّر ْ لَن َ ُلْOku
  4. 4Kaynak · s.143فُــلَان ٍdedikleri vakitسَــكَنْت ُ إِلَيْــه ِOna i’timâd etmekle mutmain oldum ma’nâsını murâd ederler. 3. Kendisine i’timâd olunan kimseye “ilâh” derler. BuOku
  5. 5Kaynak · s.103“Allah Teâlâ bana senin bilmediğin bir ilmi ta’lîm etti ve sana da benim bilmediğim bir ilmi ta’lîm eyledi” dedi. Hızır’ın her iki tarafın ilmi ve cehli hakkındOku
  6. 6Kaynak · s.87Peygamber, üzerine tama’ ve tabîat-ı beşeriyye gālib olan aklı ve nazarı zayıf bulunan kimseyi ihsân ve in’âm husûsunda mu’teber tuttu. Hazarât-ı enbiyâ getirdiOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.