İçeriğe atla

TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye "TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye" kitabının merkez teması ve asîl dayanağı nedir?

Kitap Soruları7 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

"TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye" kitabının merkez teması fenâ ve bekâ mertebeleri ile berzah hakîkatidir. Kitap, Hz. Mûsâ'nın kıssası üzerinden fenâ ve bekâ hallerini, Hz. Hâlid bin Sinân'ın kıssası üzerinden ise berzahî nübüvvet ve ledünnî ilim sırlarını işler. Bu iki peygamberin hikmetleri, sâlikin kendi iç yolculuğunda Âdemiyet'ten Muhammediyet'e uzanan mertebeleri idrak etmesi için birer rehber olarak sunulur. Kitap, tasavvufî seyr ü sülûkun temel taşlarından olan bu kavramları, Kur'anî kıssalar ve tasavvufî şerhlerle derinleştirerek okuyucuya sunar.

Detaylı cevap

Fusûsu'l-Hikem geleneğinde her peygamber bir "kelime" olarak ele alınır ve onun nübüvvet hakîkatinde tezâhür eden mârifet sırrı "Fass" olarak takdîm edilir. Bu kitapta ise Hz. Mûsâ ve Hz. Hâlid bin Sinân'ın hikmetleri, sâlikin kendi hakîkatini idrak etmesi için birer anahtar olarak kullanılır.

Mûseviyye Fassı (Hz. Mûsâ): Bu Fass'ın asıl menşei kıldığı kavramlar fenâ, bekâ, "len terânî" (beni göremezsin), asâ-yılan, beyaz el, kelîmullâh, hitâb-ı hâs, yedi nefs mertebesi, mücâhede-müşâhede, Sînâ, dağ tecellîsi, hızr-ı ledün, balık-mecma'u'l-bahreyn, ledünnî ilim, tevhîd-i ef'âl ve tevhîd-i sıfât'tır. Dayanağı ise "Beni göremezsin, fakat dağa bak" (A'râf 7/143) âyeti ve Hızr ile mecma'u'l-bahreyn buluşması (Kehf 18/60-82) kıssasıdır. Anahtar mekanizma fenâ-bekâdır; sâlikin dağ gibi parçalanıp sonra Hak'la kâim olması, Hak'tan vâsıtasız hitâb alması (kelîmullâh) ve Hızr eliyle akıl üstü mârifete (ledünnî ilim) ulaşması bu Fass'ın temelini oluşturur. Hz. Mûsâ'nın rû'yet talebi, muhal bir şeyi istemesi mümkün olmayan peygamberlerin dahi bu talebi dile getirmesinin, rû'yetin cevazına bir burhan olduğunu gösterir. Ancak bu rû'yet, basar-ı hissî ile eşyayı müşahede gibi değil, zâtın zâtını rû'yetinden ibaret olup, zevke mütevakkıf bir haldir.

Hâlidiyye Fassı (Hz. Hâlid bin Sinân): Bu Fass "Hikmet-i Samediyye" beyanındadır. "Samed" kavramının iki mânâsı vardır: "içi olmayan şey" ve "maksad/melce" (sığınılacak yer). İhlâs Sûresi'ndeki "Allahü's-Samed" ifadesi, bütün varlıkların O'na muhtaç olduğunu, O'nun ise hiçbir şeye muhtaç olmadığını vurgular. Hz. Hâlid bin Sinân, Hz. İsa'dan sonra ve Hz. Muhammed'in bi'setine yakın bir zamanda Aden cihetinde zuhur etmiş, kavmi önemli işlerinde ona ilticâ etmiş ve duası bereketiyle belalar defedilmiştir. Onun nübüvvet-i berzahiyye ile zuhur talebi, niyyet ve amel ecirleri arasındaki tesâvîsizliği gösterir. Eğer niyyetle amel ecirleri arasında tesâvî olsaydı, o sadece niyyetle iktifa ederdi. Bu durum, berzahî hakîkatlerin ve ledünnî ilmin önemine işaret eder.

Kitap, bu iki peygamberin hikmetleri üzerinden sâlikin kendi Museviyyet ve Halidiyyet hakîkatini idrak etmesini, Âdemiyet'ten başlayarak Muhammediyet mertebesine ulaşmasını hedefler. Bu seyir, kişinin sırat-ı müstakimi ve Hakk'a vuslatıdır.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.7çeviren ve şerheden A.Avni Konuk büyüğümüz ve bu kitapları günümüz şartlarına uyarlayıp hazırlamış olan, Prof. Dr. Mustafa Tahralı ve Dr. Selçuk Eraydın kardeşlOku
  2. 2Kaynak · s.3edersen elbette ben seni mescûnînden kılarım" kavli. (157) Mesnevi (162) Beyt (163) Mesnevi (166) 26.Paragraf: (Şuarâ, 26/30) "Eğer ben sana bir şey'-i mübîn geOku
  3. 3Kaynak · s.311ecir mi, yoksa hem niyetin hem de amelin ecri mi verileceğini tasrif buyurmadı. Diyor Efendim. Ve keza iyilik yapmayı temenni eden fakir ile zengin tasadduk edeOku
  4. 4Kaynak · s.269zorluğumuz Âdem’den (a.s.) Rasul’e (s.a.v.) kadar gelen bütün meratibi mü’minlerin bilmesi lazımdır. Çünkü Kur’an-ı Kerim bize onu bildiriyor. Ama diğer milletlOku
  5. 5Kaynak · s.85olan kesret-i esmâiyye ahadiyyetinin gölgesidir. Ve gölge bir i'tibâr ile, gölge sahibinin aynı ise de, bir i'tibâr ile gayridir. Binâenaleyh " âlem suretleri kOku
  6. 6Kaynak · s.271vâki' olan rû'yet bizim basar-ı hissi ile eşyayı müşahedemiz gibi değildir. Zîrâ bu tecellî vaktinde ne mütecellâ-lehin yani tecelli edilenin sûret-i müteayyineOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.