TB. Kelime-i Nûhiyye Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, nefsini hayvânî sıfatlardan temizleyerek rûhâniyetini güçlendirmesi, Hak ile dostluk kurması ve bu dostluğun gerektirdiği edebi gözetmesidir. İdris (a.s.) mertebesinde tedrisat ve riyazat ile beşeriyetten tecrit olmak, İbrahim (a.s.) mertebesinde ise Hakka ulaşmak için gerekli olan hikmet-i müheyyemiyyeyi idrak etmek esastır. Bu süreçte sâlik, Hakk’ın Zat’ına yakîn oldukça lütuflara mazhar olur ve Hakk’ın sırlarını ifşa etmeme edebiyle hareket eder. Şeriat mertebesinden başlayarak mârifet mertebesine yükselen sâlik, fiillerinin ötesinde Hakk’ı tanıma gayesiyle hareket eder ve Hakk’ın vahidiyetini idrak ederek hayret makamından kurtulur.
Detaylı cevap
Sâlik için günlük hayattaki irfânî dersler, öncelikle nefsi arındırma ve rûhâniyeti güçlendirme üzerine kuruludur. İdris (a.s.) örneğinde görüldüğü gibi, "Riyazat-ı Şakka" yani şiddetli riyazat ile nefsini hayvânî sıfatlardan, tabiatın kudretinden ve arızî noksanlıklardan temizlemek, rûhâniyetin hayvâniyet üzerine galebe çalmasını sağlar. Bu, beşeriyetten tecrit olup miraç sahibi olmanın ilk adımıdır. Sâlikin bu riyazatla elde edeceği hâl, mücerret bir akıl ve şuur hâline gelmektir. Bu, tarikatın en büyük özelliklerinden biri olup, kişinin kendi hakikatini tanıyıp hayvânî yönlerini terk ederek insânî vasıflarla kalmasıdır.
İkinci olarak, sâlikin Hak ile dostluk kurması ve bu dostluğun gerektirdiği edebi gözetmesi önemlidir. Gaybı bilse dahi, gerekmedikçe bunu ifşa etmemesi, Hakk’ın sırlarını dostluğa yakışır bir şekilde saklaması gerekir. Zira Hakk’ın kullarına bildirdiği bazı sırları açıklaması, Hakk’a haksızlık etmek olur. İrfan ehli, Hakk’tan gelen bilgileri nefsinden veya cinî yollardan gelen bilgilerle karıştırmaz, zira geleceği Hakk’tan başkası bilmez. Bu, sâlikin Hakk’a olan teslimiyetinin ve edep anlayışının bir göstergesidir.
Üçüncü olarak, sâlikin mertebî ilerleyişi ve bu ilerleyişteki gayesi önemlidir. Şeriat mertebesinde fiillerin karşılığı olan sevap ve cennet hedefi varken, irfan ehli için asıl gaye Hakk’ı tanımaktır. İrfan ehli, cennet ve cehennem gibi menfaat karşılığı bir şeylerin peşinde değildir; onların hesabı sadece irfâniyet, yani Rabb’ini tanımaktır. Bu makamda sâlik, ahiretini dünyada bitirir, kıyametini, mahşerini, haşrini, neşrini burada yaşar ve hesabını tamamlar. Bu durum, sâlikin Hakk’ın Zat’ına yakîn olmasıyla elde ettiği zâtî bağışlarla mümkün olur.
Son olarak, sâlikin Hakk’ın vahidiyetini idrak etmesi ve bu idrakle hayret makamından kurtulması gerekir. Arif olan kimse, âlemlerin hakikatini bildiği için ef’al âleminde hayrete düşmez. Ancak Hakk’ın Zat’ı hakkında hayrete düşebilir ki bu da Hakk’ın büyüklüğünü idrak etmenin bir sonucudur. Akl-ı cüz ile meselelere bakanlar hayrete düşerken, akl-ı küll sahibi olanlar, âlemin tabiî oluşum sistemini idrak ettiklerinden kolay kolay hayrete düşmezler. Bu, sâlikin Hakk’ın her mertebede tecellî ettiğini ve her şeyin Hakk’ın Zat-ı latîfinin tenezzülünden ibaret olduğunu anlamasıyla mümkündür. Böylece sâlik, "Halık mahluktur, mahluk Halıktır" sırrını idrak eder ve Hakk’ın vahidiyetini tam anlamıyla yaşar.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.167“falan gibilerden oda onu yutar ama alimin yanına geldiği zaman veya arifin yanına geldiği zaman o hangi suretle çıkarsa çıksın onu tanıma kudretine sahip olduğu”Oku
- 2Kaynak · s.223“﴿٢﴾ قُمِ الَّيْلَ اِلا قَلِيلا 73/1-2 “ Ey elbisesine bürünen, kalk neşret” Neşretmek dağda olmaz, insanların içinde olur. “Ey örtüsüne bürünmüş, örtünü aç artı”Oku
- 3Kaynak · s.3“vakitlerini verip, hayal ve vehmi satın almış olur. Yapılacak iş; kişinin mutlaka kendine dönüş yolunu bulması ve kendinden geçen Hakk’a giden yolu bulması lâzı”Oku
- 4Kaynak · s.5“olacağından, bütün bunlardan şimdiden özür dileriz. Bu ve benzeri eserler üzerinde çalışmak ve faaliyet göstermek oldukça mes’uliyyetli bir iştir, Rabb-im mahcu”Oku
- 5Kaynak · s.87“hepsini görüyoruz, kesif olduğu için. Misal alemi dahi ruhlar alemine, ruhlar alemi dahi alem-i ilme ve alem-i ilim ise Hakkın Zat’ına nisbetle kesiftir, yani h”Oku
- 6Kaynak · s.131“şeytan ve “Vehim”dir. Zira bu ihbarat o hakikat-ı Vahidenin kendisi tarafından yine kendi vücuh-u kesiresine külliyat-ı esma ve sıfatını tebliğden ibarettir. Zi”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Zümer kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mümtehine kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.