TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye "TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye" kitabının merkez teması ve asîl dayanağı nedir?
"TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye" kitabı, Hz. Yahyâ ve Hz. Zekeriyyâ peygamberlerin hakikatlerini, tasavvufî bir mercekten, özellikle de İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem'indeki "Fass" kavramı üzerinden ele alır. Kitabın merkez teması, bu peygamberlerin hayatları ve isimleri aracılığıyla tezahür eden ilahî hikmetleri ve sâlikin kendi iç yolculuğunda bu hikmetleri nasıl idrak edebileceğini açıklamaktır. Asıl dayanağı, Kur'an-ı Kerim'deki ilgili ayetler ve İbn Arabî'nin bu ayetlere getirdiği tasavvufî yorumlardır. Kitap, Yahyâ (a.s.)'ın "Hikmet-i Celâliyye"si ve Zekeriyyâ (a.s.)'ın "Hikmet-i Mâlikiyye"si üzerinden, ilahî isimlerin varlıklardaki tecellilerini ve bu tecellilerin sâlikin manevi seyrindeki önemini vurgular.
Detaylı cevap
Kitap, İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem'inde her peygamberin bir "kelime" olarak ele alınması ve onun nübüvvet hakikatinde tezahür eden mârifet sırrının "Fass" olarak takdim edilmesi metodolojisini benimser. Bu bağlamda, Hz. Yahyâ'nın Fass'ı "Kelime-i Yahyâviyye" olarak adlandırılır ve "Hikmet-i Celâliyye" ile ilişkilendirilir. Celâl, kahra mahsus ilahî sıfatları ve esmaları ifade eder. Vahdet-i ıtlakiyyenin ispatı ve taayyünatın (varlıkların) kahrı, Celâl'in şânındandır. Bu, masiva olarak görülen varlıkların Hakk'tan ayrı düşünülmesinin ortadan kaldırılması ve mutlak birliğin idrak edilmesidir. Eğer Cenab-ı Hakk'ın Celâliyeti olmasa, varlıklar Hakk'ın zannında olmadığı halde varmış gibi muhkem bir düşünce ortaya çıkacak, bu da tevhid derslerine geçişi engelleyecektir. Yahyâ (a.s.)'ın akıbetinin şehitlik olması ve kanının fışkırmasının yetmiş bin küffâr katledilmedikçe sakin olmaması, Celâl tecellisinin bir göstergesi olarak sunulur.
Yahyâ (a.s.)'ın ismi, "hayat" sıfatıyla doğrudan ilişkilidir. Allah Teâlâ, Yahyâ (a.s.)'ı "Yahya" ismiyle isimlendirerek, Zekeriyyâ (a.s.)'ın zikrinin onunla hayy olmasını murad etmiştir. Bu, ismin hem alem (özel isim) hem de sıfatı (hayat) müş'ir olması açısından "ilm-i zevkî" gibi kabul edilir. Diğer peygamberlerin isimleri evlatlarıyla anılırken, Yahyâ (a.s.)'ın ismi, Allah tarafından doğrudan verilmiş ve "hayat" sıfatını kendinde cem etmiştir. Bu durum, "Doğduğu ve öldüğü ve diri olarak ba's olunduğu günde onun üzerine selâm oldu" (Meryem, 19/15) ayetiyle pekiştirilir. Bu ayet, Yahyâ (a.s.)'ın doğumunda (enaniyetle perdelenme ve nefsin zuhuru), ölümünde (nefsani sıfatların Hakk'ın vücudunda fani olması) ve ba's olunduğu günde (fenâ-fillâh makamından sonra vücûd-i hakkânî ile beka) selametle vasfedildiğini gösterir. Bu, onun "Hayat" sıfatıyla vasfedilmesi ve bu sıfatın ilahî bir lütuf olarak ona verilmesiyle açıklanır.
Hz. Zekeriyyâ'nın Fass'ı ise "Kelime-i Zekerâviyye" ve "Hikmet-i Mâlikiyye" ile ilişkilendirilir. Zekeriyyâ (a.s.)'ın Rabb-ı Hassı "Mâlik" ismidir. O'nu yöneten ve yönlendiren "Mâlik" ismi, onun tedbir edicisi olan ism-i hâssıdır. Zekeriyyâ (a.s.)'ın "Yâ Rab kendi indinden bana bir velî, bir dost bahşet!" (Meryem, 19/5) duası, Hakk'ın zikrini oğlunun zikri üzerine takdim etmesi sebebiyle, Allah ona "Yahya" ismini vermiştir. Bu, Zekeriyyâ (a.s.)'ın kendinden sonra zikrullahın ve peygamberlik görevinin devam etmesini istemesiyle açıklanır. Peygamberler, dünya malı değil, kendilerinden sonra zikrullahı ve ilm-i ilahiyeyi devam ettirecek bir evlat isterler. Bu bağlamda, Yahyâ (a.s.)'ın ismi, Zekeriyyâ (a.s.)'ın "hayat" zikrini işaret eder ve Zekeriyyâ (a.s.)'ın zikri Yahyâ (a.s.) ile diri olur. Kitap, bu iki peygamberin hikmetlerini sâlikin kendi nefsinde bulmaya çalışması gerektiğini vurgulayarak, bu manevi seyrin "sırat-ı müstakim" ve "Hakk'a vuslat" olduğunu belirtir.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.7“ve şerh ile izahlar birine tabii olarak karışabileceğinden onları kendimiz namına sahiplenmekten Hakk’a sığınırız, bu hususun göz önünde bulundurulmasını okuyuc”Oku
- 2Kaynak · s.29“eyledi. Ve açık bir konuşma ile, onun "Abdullah" olması üzerine delâlet tamâm ve sahîh oldu. Ve Hz. İsâ (a.s.), ümmetinden kendisinin nübüvvetine kail olan ehl-”Oku
- 3Kaynak · s.15“hakkında ilm-i zevkîsi yoktur, Fakat onu tadan kimse indinde balın alemiyyet ve sıfattan ibaret olan iki fâidesi hâsıl olur. İşte bunun gibi "Yahya" denildiği v”Oku
- 4Kaynak · s.17“cânib-i ilâhîsinden bir isim vererek o ism-i alem ile bu ismin mutazammın olduğu sıfat beynini cem' etmesi vâki' olmadı. Yani işaret olmuş isim ile sıfatın aras”Oku
- 5Kaynak · s.11“birbirini Hakk’tan emin olamazsın hiçbir şeyden gibi aralarında konuşuyorlar. İsa’da (a.s.) ona güya sen de Allah’ın fazl ve rahmetinden ümidini kesmişsin gibi ”Oku
- 6Kaynak · s.19“edecek ve ehl-i hicabı Hakk'a da'vet eyleyecek bir veled isterler. Peygamberler dünya malı istemezler, varis olarak kendilerinde bulunan zikrullahı yani ilm-i i”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Zümer kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mümtehine kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.