İçeriğe atla

Tesbih kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufta tesbih, Hakk'ın kemâl sıfatlarını idrak ederek, O'nu noksan sıfatlardan tenzih etme ve bu tenzihle birlikte O'nun varlığında fânî olma hâlidir. Tesbih, melekî, lâtif ve kudsî bir tefekkür yaşamı olup, mülkî ve kesif olan zikirden farklı olarak, özellikle esmâ ve sıfat mertebeleriyle, hatta Zât-ı mutlakın kudsiyyetiyle ilişkilendirilir. Bu, sâlikin kendi benliğinden soyunarak Hakk'ın varlığına akıp gitmesi ve onda fânî olmasıyla gerçekleşen, Hakk'ta derinleşen bir idrak ve irfan işidir. Tesbihin mertebesi Beytül-Makdis ve Kûds-ü Şerif olarak ifade edilmiş, ancak daha sonra Kâ'be-i Muazzama'ya nakledilmiştir.

Detaylı cevap

Tesbih kavramı tasavvufta mertebî bir tasnif içinde ele alınır ve sülûkî tatbîki, sâlikin idrak seviyesine göre farklılık gösterir.

Mertebî Tasnif:

Tesbih, özellikle "kudsiyyet" mertebelerini ifade eder. Kaynakta belirtildiği üzere, "Mukaddesiyyet ise esmâ ve sıfat mertebeleridir. Bu mertebelerin ifade ettikleri mânâ sahası ise (melekiyyet-Mûseviyyet ve Îseviyyet) in tenzîh bölümleridir". Bu, tesbihin Hakk'ın isim ve sıfatlarının noksanlıklardan arındırılması, yani tenzih edilmesiyle doğrudan ilişkili olduğunu gösterir. Feyz-i akdes ve feyz-i mukaddes ise Zât-ı mutlakın kendindeki kudsiyyetidir.

Tesbihin mertebesi başlangıçta Beytül-Makdis ve Kûds-ü Şerif olarak ifade edilmiş, ancak daha sonra Mescid-i Haram'a, yani Kâ'be-i Muazzama'ya nakledilmiştir. Bu, tesbihin mekânsal bir temsili üzerinden de mertebî bir yükselişi işaret eder.

Tesbihin harf ve ebced değerleri üzerinden yapılan inceleme de onun farklı mertebelerle ilişkisini ortaya koyar. Örneğin, (1) tevhid hakikatleri, (2) zâhir ve bâtın hakikatleri, (4) şeriat, tarikat, hakikat ve marifet hakikatleri, (5) Hazarât-ı Hamse, (7) yedi nefis turu (ettur-u seb'a), (8) sekiz cennet mertebesi, (9) Mûseviyyet mertebesi, (10) İseviyyet mertebesi ve (12) Hakikat-i Muhammediyye mertebesi gibi farklı hakikat ve mertebeleri ifade ettiği belirtilir. Özellikle (14) değeri, tüm bu mertebelerde faaliyette olan Nûr-ı Muhammedî deryasını ve Hakikat-i Muhammediyye'nin nûrî hakikatlerini temsil eder.

Sülûk Tatbîki:

Tesbih, sâlikin tefekkür ile mânâ âlemine dalıp, kendi benlik ve varlığından soyunarak Hakk'ın varlığına akıp gitmesi ve onda fânî olmasıdır. Bu, fiilî-kesif bir eylemden ziyade, lâtif ve kudsî bir tefekkür yaşamıdır. Sâlik, tesbih ile Hakk'ın celâl sıfatlarına yönelir ve O'ndan uzak olduğunu idrak ederken O'nu tenzih eder.

Tesbih, "melekî" bir hâl olup, "mülkî" değildir. Tenzih esasına dayanır, teşbih değildir. Zikir ise mülkî, insânî, irfânî ve kesif olup, tenzih ve teşbihi birleştirerek Hakk ile bâkî olma ve bekâbillâhta tevhid etme amacı güder. Bu ayrım, tesbihin daha çok Hakk'ın aşkın ve münezzeh yönüne odaklandığını, zikrin ise hem aşkın hem de içkin yönlerini kapsadığını gösterir.

Sâlikin tesbih veya zikir yaparken, kullandığı virdlerin hangi mertebeye girdiğini bilmesi ve anlayışını buna göre yönlendirmesi, yüksek bir irfaniyyet işidir. Aksi takdirde, tesbih ve zikir taklidî ve kelâmî bir duygusal hâlden öteye geçmez, bu da kendini ve Rabb'ini tanımadan cennet ehli olmak gibi bir gaflete yol açabilir. Gerçek tesbih, okunan âyet veya hadisin hangi mertebeden bahsettiğini idrak ederek, o mertebenin kudsiyyeti veya hakikati üzere yapılmasıyla mümkündür.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.7in, (teşbîh) ve (tevhîd) mertebeleri itibarı 7 ile de anlayışları vardır, yeri geldikçe bakacağız, İnşeallah. Bu kısa bilgileri verdikten sonra, bir de “tesbîh”Oku
  2. 2Kaynak · s.15pek sevgilidir. Onlar “Sübhânallahi ve bihamdihi, subhânallahil azîm”dir.” (Sübhânallahi ve bihamdihi, Sübhânallahil azîm) Hadîs, Sahih-i Müslim ------------- “Oku
  3. 3Kaynak · s.13hususta daha geniş bilgi, (13 ve hakikat-i İlâhiye) isimli kitabımızda mevcuttur, dileyen oraya bakabilir. Bu fiiller hangi mertebeden ise, Zat mertebesinde ZâtOku
  4. 4Kaynak · s.5in lügat mânâsı olan "suya dalmak", yüzen kişiyi gözlerden kaybeder ve uzaklaştırır. Belki de bu uzaklaşmanın mânâsı gelişerek gözlerin ihata edemediği bir varlOku
  5. 5Kaynak · s.153tefekkür yaşamıdır. Şimdi şöyle diyebiliriz. Tesbîhât, Melekî’dir, mülkî değildir. Tenzîh’tir, teşbîh değildir. Tefekkür idrâkinde oluşan derinliği olan ve HakkOku
  6. 6Kaynak · s.17ona göre yönlendirir. Bu ise oldukça yüksek bir irfaniyyet işidir. Tekrar edelim. Zikr, her türlü sahada faaliyete geçmektedir. Yâni şeriat mertebesinin zikrindOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.