Tesbih ve Zikir Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, zikrin ve tesbihin hakikatini idrâk ederek nefsini temize çıkarmamak, ilâhî hakikatleri kendi varlığında müşâhede etmek ve her mertebede Hakk ile bâkî kalmaktır. Zikir, sadece lafız tekrarı değil, kişinin kendi varlığında mevcut ilâhî hakikatleri hatırlaması ve zuhurda faaliyete geçirmesidir. Bu, nefsin oyunlarına ve gururuna kapılmadan, Hakk'ın her an kendisiyle olduğunu idrâk etme hâlidir. Tesbih ise melekî, tenzîhî bir yaşam hâli olup, Hakk'ta fânî olmayı gerektirir. Sâlik, zikir ve tesbihini yaparken hangi mertebeden bahsettiğini bilmeli ve idrâkini buna göre yönlendirmelidir. Bu sayede taklidî ve kelâmî bir hâlden öteye geçerek gerçek mârifete ulaşır ve kendini ve Rabb'ini tanır.
Detaylı cevap
Sâlikin günlük yaşamında irfânî dersler, zikir ve tesbih kavramlarının derinlemesine anlaşılması ve tatbik edilmesiyle şekillenir. Kitap, zikrin sadece dil ile yapılan bir tekrar olmadığını, bilakis kişinin kendi varlığında mevcut olan ilâhî hakikatleri hatırlaması ve bu hakikatleri dışarıya çıkarması anlamına geldiğini vurgular (Kaynak 1). Bu, nefsi emmârenin oluşumlarının idrâk edilerek onların etkisinde kalınmaması gerektiği anlamına gelir. Kişi, "ben şu kadar ibâdet ediyorum" gibi düşüncelerle nefsini temize çıkarmaktan kaçınmalı, zira nefs kötülüğü emreder ve kişiyi gururlandırır. Hakk erleri, nefisleri üzerine şâhit olup kendi varlıklarında ilâhî varlıktan başka hiçbir şey olmadığını müşâhede edenlerdir.
Zikir, sâlikin Rabb'ini içinden, yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle zikretmesiyle tarikat mertebesinin hakikatinde olan bir zikir şeklidir (Kaynak 1). Bu, Rabb'inin gaybda değil, hazırda, kişinin kendisiyle olduğunu idrâk ederek yapılan bir zikirdir. Zikrin sayısal çokluğundan ziyade, fikirsel genişliği esastır. Bu mertebe, "havf ve reca" (korku ve ümit) mertebesidir. Yüksek olmayan ses, kişinin kendinin duyacağı kadar olup, daha yüksek sesle zikir yapmak irfânî değil, duygusal ve nefsîdir. Burada bahsedilen nefs, emmare değil, kişinin kişilik hâlidir.
Tesbih ise melekî, mülkî olmayan, tenzîhî bir yaşam hâlidir. Hakk'ta fânî olmayı gerektiren, fiilî-kesif değil, latîf bir tefekkür idrâkidir (Kaynak 2). Zikir ise mülkî, insânî, irfânî ve kesif olup, bütün mertebeleri kapsar. Tenzîhî ve teşbîhî birleştirip Hakk ile bâkî, bakâbillâh'ta tevhid etmektir. Zikir, şeriat mertebesinin zikrinden Ulûhiyyet mertebesinin zikrine kadar geniş bir faaliyet sahasına sahiptir. Tesbih ise kudsiyyet üzere tanıtım, eğitim ve öğretim faaliyetidir.
Sâlik, zikir ve tesbih yaparken kullandığı virdlerin hangi sınıfa ve mertebeye girdiğini bilmeli ve anlayışını buna göre yönlendirmelidir. Bu, oldukça yüksek bir irfâniyyet işidir. Aksi takdirde, taklidî ve kelâmî bir hâlden öteye geçilemez ve kişi kendini ve Rabb'ini tanıyamaz. Kendini bilmeden ve tanımadan cennet ehli olmak, gafletten başka bir şey değildir (Kaynak 2).
Günlük hayatta bu derslerin tatbiki, sâlikin her an ilâhî hakikatleri hatırlaması, nefsinin vesveselerine karşı uyanık olması, ibadetlerinde riyadan ve gururdan uzak durması, Rabb'ini her an kendisiyle bilerek zikretmesi ve tefekkür etmesiyle gerçekleşir. Bu, "hakk-el yakıyn" hâli ile "zât mertebesi" imânına, diğer bir ifadeyle "ikân yakıyn" hâline ulaşmaktır (Kaynak 5). Bu makâm, sâlikin sülûkta ulaştığı istikrârlı manevî bir mertebedir ve hâlden farklı olarak süreklilik arz eder (Master Cevap: K1-162). Sâlik, bu makâmları tahkîk ederek ilerler ve her yeni makâmda Hak'ın farklı bir isminin tecellîsini yaşar. Bu süreçte, "Allah'ın zikriyle kalpler gerçekten huzur bulur" çünkü zikir, zâkir ve mezkûr birleştiğinde arada gayrı kalmadığından mutlak huzur meydana gelir (Kaynak 5).
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.109“sizi halkediliş itibariyle daha güçlü kıldı. Allah’ın ni’metlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.” Zikir sadece aynı şeyi tekrarlamak değildir. Zikir kelimes”Oku
- 2Kaynak · s.153“tefekkür yaşamıdır. Şimdi şöyle diyebiliriz. Tesbîhât, Melekî’dir, mülkî değildir. Tenzîh’tir, teşbîh değildir. Tefekkür idrâkinde oluşan derinliği olan ve Hakk”Oku
- 3Kaynak · s.107“elbisemiz namazdır. Şeriat mertebesinde fiiller takvâ olurken, esas takvâ Âdem (a.s.) dan bize verese-miras gelen “ve nefahtü” hakîkatini unutmamaktır. Bu anlat”Oku
- 4Kaynak · s.101“sırasına dâhil olmuştur. Bunun gibi kişi, de yavaş yavaş eğitimi ile yükseldikçe daha evvelce kendisi hakkında “müteşabih” olan Âyet-i kerîme’lerin bazıları “mu”Oku
- 5Kaynak · s.87“bulunan rûbubiyyet hakikatleri ile “rabb-ül erbabı” idrak ederek “Allah” ism-i câmisini ola-bildiğince her mertebesi itibariyle, en geniş mânâda idrak etmiş olu”Oku
- 6Kaynak · s.115“şeyleri de sizin hizmetinize verdi. Öğüt alan bir toplum için bunda ibretler vardır.” (E fe mey y”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Kelime-i Yûnusiyye "Kelime-i Yûnusiyye" kitabının merkez teması ve asîl dayanağı nedir?
- Mü'minûn kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Kamer Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.