Tesbih ve Zikir "Tesbih ve Zikir" kitabının merkez teması ve asîl dayanağı nedir?
"Tesbih ve Zikir" kitabının merkez teması, zikrin asıl yapısı ve tatbîkidir. Kitap, tesbih ve zikrin İslâm'daki ve bilhassa tasavvuftaki gerçek anlamlarını Kur'ân-ı Kerîm âyetleri ve Hadîs-i şerifler ışığında ele alarak meraklılarına sunmayı hedefler. Tesbih ve zikir kavramlarının yüzeysel sayısal faaliyetler olmaktan öte, ilâhî mânâlara ulaşmanın bir aracı olduğunu vurgular. Tesbihin "isim" kelimesi, zikrin ise "fiil" kelimesi olduğunu belirterek, her ikisinin tesir sahalarının farklılığını ortaya koyar. Kitap, bu iki kavramın irfânî derinliğini ve mertebelerini açıklayarak, sâlikin Hakk'a yönelişindeki önemini vurgular.
Detaylı cevap
Kitabın asîl dayanağı, tesbih ve zikrin Kur'ân ve Hadîslerdeki gerçek anlamlarıdır. Yazar, bu iki kavramın İslâmî dönemde kazandığı mânâları lügat ve tasavvufî yorumlarla zenginleştirir. Tesbihin "sebh" kökünden geldiğini ve "havada ve suda hareket etmek, geçip gitmek, yüzerek uzaklara gitmek" mânâlarına geldiğini belirtir. Tasavvufî açıdan tesbih, "Allah'ı O'na yakışmayan şeylerden uzak tutmak, Allah'ı yüceltmek" olarak açıklanır. Bu, aynı zamanda Allah'ın zâtının temizlik ve kutsallığını ifade eden "sübhâniyet" veya "subhiyet" kavramıyla da ilişkilendirilir.
Kitapta tesbih, "suya dalıp akıp gitmek ve gözden kaybolmak" mânâsına gelen bir tefekkür yaşamı olarak ele alınır. Bu, sâlikin kendi benlik ve varlığından soyunarak Hakk'ın varlığında fânî olması hâlidir. Tesbihâtın "Melekî" ve "Kûdsî" olduğu, mülkî olmadığı vurgulanır. Mertebesi Beytül-Makdis ve Kûds-ü Şerif olarak ifade edilirken, daha sonra Kâ'be-i Muazzama'ya nakledildiği belirtilir. Tesbih, "tenzîh" ile ilişkilendirilir ve Hakk'ta fânî olma hâlini ifade eder.
Zikir ise "Mülkî-insânî-irfânî ve kesif" olarak tanımlanır ve melekî değildir. Bütün mertebeleri kapsadığı, tenzîh ve teşbîhi birleştirerek Hakk ile bâkî olma, bakâbillâh'ta tevhid etme hâli olduğu açıklanır. Zikrin mertebesi Beytullah, Mescid-el Haram, Kâ'be-i Muazzama olarak ifade edilir ve Ulûhiyyet mertebesinden ef'âl-şehâdet mertebesine kadar olan sahada faaliyet gösterdiği belirtilir. Kitap, zikrin lügat mânâsının "anmak, hatırlamak, anılmak" olduğunu ve Allah'ı çokça anıp azametini düşünmek olduğunu ifade eder. Zikr'in dil ile, kalb ile ve beden ile yapılabileceği belirtilir. Kalb ile zikir, varoluş sırrını müşahede ederek her zerrenin mukaddes âleme bir ayna olduğunu görmek ve bütün şuuruyla Hakk'ta mustağrak olmaktır.
Kitap, tesbih ve zikrin sadece sevap kazanmak için yapılan sayısal faaliyetler olmadığını, aksine derin irfânî idrak ve mânâlara ulaşmayı gerektiren birer ibadet olduğunu vurgular. Sâlikin, yaptığı tesbih ve zikrin hangi mertebeye girdiğini bilerek ve anlayışını buna göre yönlendirerek gerçek zikre ve tesbihe ulaşabileceği ifade edilir. Aksi takdirde, taklidî ve kelâmî bir duygusal hâlden öteye geçilemeyeceği ve kendini ve Rabbi tanıyamayacağı belirtilir. Bu bağlamda, "kendini bilmeden cennet ehli olmak ise gafletten başka bir şey değildir" ifadesiyle irfânî idrakin önemi vurgulanır.
Kaynaklar
Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kaynak · s.1“GÖNÜLDEN ESİNTİLER KÛR’ÂN-ı KERÎM’de (TESBÎH VE ZİKİR) NECDET ARDIÇ İRFAN SOFRASI NECDET ARDIÇ TASAVVUF SERİSİ (28) İçindekiler. Sayfa no: ÖN SÖZ:……………………………………”Oku
- 2Kaynak · s.3“3 geldikçe bunları göreceğiz. Bilindiği gibi (tesbih) bir “isim” kelimesi, (zikir) ise “fiil” kelimesi dir. O halde bu iki kelimenin tesir sahaları da ayrı olac”Oku
- 3Kaynak · s.153“tefekkür yaşamıdır. Şimdi şöyle diyebiliriz. Tesbîhât, Melekî’dir, mülkî değildir. Tenzîh’tir, teşbîh değildir. Tefekkür idrâkinde oluşan derinliği olan ve Hakk”Oku
- 4Kaynak · s.15“pek sevgilidir. Onlar “Sübhânallahi ve bihamdihi, subhânallahil azîm”dir.” (Sübhânallahi ve bihamdihi, Sübhânallahil azîm) Hadîs, Sahih-i Müslim ------------- “”Oku
- 5Kaynak · s.7“in, (teşbîh) ve (tevhîd) mertebeleri itibarı 7 ile de anlayışları vardır, yeri geldikçe bakacağız, İnşeallah. Bu kısa bilgileri verdikten sonra, bir de “tesbîh””Oku
- 6Kaynak · s.83“ma yekûlûne ve sebbıh bi hamdi rabbike kable tulû’ış şemsi ve kablel ğurûb) Kaf (50/39) “Ey Muhammed! Onların söylediklerine 89 karşı sabret. Güneşin doğuşundan”Oku
İlgili sorular
- Tûr kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Mübârek kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Şu'arâ kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
- Kelime-i İlyâsiyye Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?
- Sâffât kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.